Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3552 K.2025/4858
7. Hukuk Dairesi 2025/3552 E. , 2025/4858 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/333 E., 2025/192 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı ... ... ve davalı ... mirasçısı ... vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin maliki olduğu 334 ada, 5 parsel sayılı taşınmazdaki 36... No.lu iş yerlerini, davalının pasaj içerisinde bulunan kendi iş yerleri ile birleştirerek haksız işgal ettiğini ileri sürerek, ... numaralı iş yerlerine davalının müdahalesinin önlenmesine, eski hâline getirilmesine ve 400,00 TL ecrimisilin işgal tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; birleştirilen davada ise dava konusu parselde bulunan binada 38/1086 arsa payına sahip olduğunu, davalının arsa payı sahiplerinden birisinin payını satın almış olmasına rağmen binanın tamamını satın almışçasına ortak kullanım alanlarını içine alacak şekilde tadilat yaparak, dükkanları kullanmaya başladığını ileri sürerek; davalının kendisine ait dükkanlara ve ortak kullanım alanlarına el atmasının önlenmesine ve bu bölümlerin eski hale getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, “davanın kabulüne” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: “daha önceki bozma kararında paydaşlar arasında fiili kullanma biçiminin oluşmadığı davacının kullanabileceği bir yer bulunmadığına değinilmiş ise de sonradan açılan ve davacı ... ile davalı ... .... arasında görülen 2010/3 Esas sayılı davada aynı binada yer alan ve davacı tarafından kiraya verilmek suretiyle tasarruf edilen büfe nitelikli bir bölümün varlığının belirlenmesi nedeni ile Dairenin bozma kararının maddi hataya dayalı olup usuli kazanılmış hak doğurduğundan söz edilemeyeceğinden bahisle her iki davanın birleştirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, “davanın reddine” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: “paydaşlar arasında harici paylaşımın bulunmadığı, fiili kullanım biçiminin oluşmadığı, davacının payına karşılık çekişmesiz kullandığı bir bölüm olduğu gözetilerek el atmanın önlenmesi davasının reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik olmadığından davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle; davacının projeye uygun hale getirme isteğine yönelik temyiz itirazına gelince; davacı her iki dava dosyasında da davalıların bodrum katta projeye aykırı tadilat ve tamirat yaptıklarını ileri sürüp taşınmazın projeye uygun hale getirilmesini istemiş olup her iki dava dosyasında da keşif yapılarak inşaat ve fen bilirkişilerinden raporlar alınmış ise de dosya arasında bulunan bina projesi yöntemince uygulanıp bodrum katın projedeki konumu ile eylemli durumdaki konumları, bodrum katında projeye aykırı kullanım bulunup bulunmadığının belirlenmediği, hâl böyle olunca çekişmeli taşınmaz başında inşaat bilirkişi, fen bilirkişi ve taraf tanıkları huzuruyla yeniden keşif yapılarak bina projesinin yöntemince uygulanması, bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle çekişmenin konusunu oluşturan bodrum katında projeye aykırı kullanımın bulunup bulunmadığını belirtir, bodrum katın bina projesindeki konumu ile halihazırdaki kullanım biçimini ayrı ayrı gösterir krokili rapor alınması, tarafların göstermiş oldukları tanıklar 6100 sayılı HMK'nin 259. maddesi uyarınca taşınmaz başında dinlenilerek bodrum katın öncesinde ve halihazırda ne şekilde kullanıldığı, projeye aykırılığın kim/kimler tarafından oluşturulduğunun duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, oluşacak duruma göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararın uyularak yapılan yargılama sonucunda, “asıl ve birleştirilen davaların reddine” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: “el atmanın önlenmesi ile ilgili karar bir önceki bozma kararı ile kesinleşmiş ise de bir önceki bozma kararında değinilen eksikliklerin yerine getirilmediği, hem bilirkişilerce yapılan incelemeden hem de davalı ...’ın beyanlarından taşınmazdaki binanın projesine aykırı imalatlar yapıldığı, bu aykırılıkların bir kısmının binanın yapımı aşamasında yüklenici tarafından bir kısmının ise davalı tarafından yapıldığı; bu durumda davalı ... tarafından projeye aykırı olarak gerçekleştirilen imalatlar yönünden davanın kabulünün gerektiği; hâl böyle olunca davalı ...’ın kabul beyanı da gözetilerek davalı tarafından projeye aykırı yapılan imalatlar tek tek saptanarak bunlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle karar bozulmuş, davalı vekilinin karar düzeltme başvurusu reddedilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “davaya konu 334 ada, 5 parsel sayılı taşınmazın arsa niteliğinde olduğu, taşınmazda 6 katlı binanın bulunduğu, kat irtifakı veya kat mülkiyetine taşınmazda geçilmediği, davacıya, davalıya, davalının dava dışı yakınlarına ve dava dışı şahıslara bu parsel üzerinde bulunan 6 katlı binanın iş hanı olarak kullanılan bağımsız bölümlerinin satıldığı, imar uygulaması sonucu dava konusu taşınmazda davacının 28/1116, davalının ise 29119/111600 payının bulunduğu, dava dosyasında bulunan tanık beyanları neticesinde taşınmazın 1. bodrum katı ve 2. bodrum katlarında binanın müteahhiti tarafından onaylı mimari projeye uygun imalatların yapılmadığı, onaylı projesine uygun olarak yapılmayan imalatların; merdiven boşluğu olan yerlerin onaylı mimari projesinde 37,38,40,41,42, 43... No.lu dükkanların olduğu ve yapılmadığı, bodrum katları arası bina iniş merdivenlerinin olmadığı, bazı dükkanların yarım tuğlalı olarak bırakıldığının tanık beyanlarından anlaşıldığı” gerekçesiyle davanın kısmen kabul-kısmen reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... .... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kendilerinin sorumluluğunun olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... mirasçısı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmalarının da hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, dava paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi, eski hâle getirme ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, onama harcı davalı ... mirasçılarından peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.