Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/708 K.2025/4845

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/708 📋 K. 2025/4845 📅 19.11.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/708 E.  ,  2025/4845 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1850 E., 2024/1848 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/746 E., 2024/329 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına kayıtlı dava konusu 47 29... parsel sayılı taşınmazın geldisinin mera niteliğinde olan 4 49... parsel sayılı taşınmaz olduğunu, taşınmazın mera vasfından çıkartılarak arsa vasfına dönüştürüldüğünü, meraların imar planı kapsamına alınamayacağını ileri sürerek davalı adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın 1986 yılında arsa vasfını kazandığını, o tarihte geçerli olan imar planı uyarınca mera vasfını kaybettiğini, açılan davada hukuki yararın bulunmadığını, ayrıca hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle talepte bulunulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Karaman Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.06.2024 tarihli ve 2023/746 Esas, 2024/329 Karar sayılı kararıyla; "...keşif neticesinde alınan bilirkişi raporları, hava fotoğrafları, Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede dava konusu edilen taşınmazın evveliyatında kadastro tespiti ile mera vasfı ile davalı ... Belediyesi adına tespit edildiği, ... Belediyesi tarafından 1580 sayılı Kanun'un 159. maddesine göre imar planı uygulaması ile vasfının değiştirilerek arsa vasfına dönüştürüldüğü, taşınmazın 03.05.2005 tarihi itibariyle belediye sınırları içerisinde kaldığı, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planı dışında kaldığı, taşınmazın mera olarak kullanımının teknik açıdan mümkün olmayıp yerleşim yeri olarak işgal edilmediği, Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesinde yazılı koşulların davalı yararına gerçekleşmediği..." gerekçesiyle davanın kabulü ile "Karaman ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 47 29... parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 30.09.2024 tarihli ve 2024/1850 Esas, 2024/1848 Karar sayılı kararıyla; "...kamu malı iddiasıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, mahkemece yazılı gerekçe ile imar planında genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek konut, sanayi ve ticaret alanı olarak belirlenmiş alanlarda kalan meraların bu vasıflarını yitirmeleri halinde Hazine adına tescilinin gerekeceği, davanın kabulüne karar verilmesinde ve 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasında hukuka aykırılığın bulunmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davanın on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını,
2. Kamu malı iddiasıyla açılan davalarda da hak düşürücü sürenin uygulanmasının gerektiğini,
3. Kök parsel için geçerli olan durumun dava konusu parsele uyarlanmamasının gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, bir yerin mera olduğu iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.