Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3749 K.2025/4675
7. Hukuk Dairesi 2025/3749 E. , 2025/4675 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/226 E., 2025/13 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacılar ve asli müdahil vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; bir kısım davalıların murisi ... ... ile müvekkillerin murisi ... arasında 22.12.1975 tarihinde imzalanan satış senedi ile satış tarihinde tapuda kaydı bulunmayan ve daha sonra 20 58... parsel numarası ile tescil olunan taşınmazların müvekkilleri adına devredilmediğini, bu taşınmazların 36 yıldır nizasız ve fasılasız şekilde müvekkillerinin zilyetliğinde bulunduğunu, kayıt maliki ... ...'in 20 yılı aşkın süre önce vefat ettiğini, dava konusu taşınmazların bir süre önce ... ... mirasçıları tarafından diğer davalı ...'e satıldığını ileri sürerek; dava konusu taşınmazdaki davalı tarafa ait hissenin iptali ile müvekkilleri adına tescilini, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde taşınmaz değerinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
... vekili asli müdahale talepli dilekçesinde; müvekkilinin asli müdahil olarak davada yer almak istediğini, 2058 parsel numarasını alan taşınmazı dava konusu satış sözleşmesi ile davalılar murisi ... ...'den müvekkilinin satın aldığını, satış tarihinden itibaren müvekkilinin taşınmaza zilyet olup üzerindeki muhdesatın meydana getirildiğini ileri sürerek; dava konusu 2058 parsel sayılı taşınmazdaki davalı tarafa ait hissenin iptali ile müvekkili adına tescilini, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde taşınmaz ile muhdesat bedelinin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davacılar zilyetliğinin asli değil fer'i zilyetlik olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 16. (Kapatılan) Hukuk Dairesince: "payı 1981'de tapuya tescil edilen bir kısım davalılar murisi ... ...'in 12.02.1986 tarihinde vefat ettiği, mirasçıların tapudaki intikali 02.03.2011 tarihinde malikin ölümünden 20 yıl geçtikten çok sonra yaptırdıkları, davalılar murisinin ölüm tarihi olan 12.02.1986 tarihi ile Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.02.2011 tarihi arasında çekişmeli taşınmaza davacı ...'ın 20 yılı aşan süreyle malik sıfatıyla zilyet olduğu, her ne kadar davalıların iddiaları doğrultusunda mahkemece davacının zilyetliğinin asli değil feri olduğu kabul edildiyse de, davacının zilyetliğinin 30 yılı aşkın olduğu göz önüne alındığında davacı tarafça sürdürülen bu zilyetliğin asli olduğunun kabulünün gerekeceği, bu şekilde davacı yararına Medeni Kanunun 713/2. maddesinde belirtilen iktisap şartlarının oluştuğu; çekişmeli taşınmazda davalı ... ...'e ait pay 02.03.2011 tarihinde mirasçılarına intikal ettikten sonra, 03.03.2011 tarihinde davalı ... ...'e satılmış olup, davacıların dava dilekçelerinde ve aşamalarda bu devrin iyi niyetli olmadığını iddia ettikleri, çekişmeli taşınmazda davaya konu payı kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra kayden satın alan davalı ... ... lehine TMK'nin 1023.maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması, bu kapsamda çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak 08.11.1991 gün ve 3/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen ilkeler gereği, mahalli bilirkişi ve tanıklardan, tapuda pay satın alan davalının dava konusu taşınmazın davacının zilyet ve tasarrufunda olup olmadığını bilip bilmediği, aynı köy ya da yerleşim alanında oturup oturmadığı, akraba olup olmadığı, bu kişinin dava konusu taşınmaza bitişik ya da yakınlarında taşınmazının bulunup bulunmadığı ayrıntılarıyla sorularak, satın alan davalının iyi niyetli olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine" değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “davacılar ..., ..., ..., ... ile ...'ın tapu iptali ve tescil taleplerinin reddine, davacılar ..., ..., ..., ... ile ...'ın terditli tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 4.731,98 TL'nin davalılar ..., ..., ..., ... ile ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak ..... Noterliğinin 06.04.2018 tarih, ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki payları oranında davacılar ..., ..., ..., ... ile ...'a verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine; davalı ...'e karşı açılan davanın reddine; asli müdahil ...'ın tapu iptali ve tescil talebinin reddine, asli müdahil ...'ın terditli tazminat talebinin kısmen kabulü ile 16.024,33 TL'nin davalılar ..., ..., ..., ... ile ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak asli müdahil ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,1.640,00 TL'nin davalı ...'ten alınarak asli müdahil ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ile asli müdahil ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
Dairemizce: “davacılar murisi ..., asli müdahil ... ile bir kısım davalılar murisi ... .... arasında akdedilen basit yazılı sözleşme ile dava konusu taşınmazlara ilişkin satış yapılmış; dosya kapsamından anlaşıldığı şekilde davacılar murisi ve asli müdahil taşınmaz üzerine yapı inşa etmek suretiyle zilyetliklerini devam ettirmiş olup dava konusu taşınmaz 03.03.2011 tarihinde davalı ... ....'e tapuda satış işlemiyle temlik edilmiş olup, temlik alan davalanın kötü niyetli olduğu yeterli delil ve gerekçeyle kanıtlanamadığından tescil isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; davacılar vekili ve asli müdahil vekilinin diğer temyiz istemleri incelendiğinde ise; davacılar murisi ... ve asli müdahil ... yönünden Türk Medeni Kanunun 713/2. maddesinde belirtilen iktisap koşulları oluşmasına karşın taşınmaz iyi niyetli kabul edilen...'e intikal etmiş olduğundan davacılar ve asli müdahilin güncel zararının taşınmazın dava tarihindeki gerçek değeri kadar olduğu, Mahkemece taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri bilirkişiye hesap ettirilerek bu miktarın hüküm altına alınması gerekirken harici satış sözleşmesindeki bedelin denkleştirici adalet hesabı ile bulunan değerinin hüküm altına alınmasının doğru görülmediği” gerekçesiyle karar bozulmuş; davacılar vekili ve asli müdahil vekilinin karar düzeltme başvuruları reddedilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararıyla; “davacılar murisi ... ve asli müdahil ... yönünden Türk Medeni Kanunun 713/2. maddesinde belirtilen iktisap koşulları oluşmasına karşın taşınmaz iyi niyetli kabul edilen davalı ... ....'e intikal etmiş olduğundan davacılar ve asli müdahilin güncel zararı taşınmazın dava tarihindeki gerçek değeri kadar olduğu” gerekçesiyle dava konusu 20 58... parsel sayılı taşınmazlardaki davalı ... .... adına kayıtlı hisselerin 20 11... tarihleri itibari ile değerlerinin tespiti ile alınan ek rapor ve bozma ilamı uyarınca tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; lehlerine 2058 parsel yönünden karar verilmediğini, sadece 2059 parsel sayılı taşınmazın 1/2’si üzerinden karar verildiğini, buna bağlı olarak yargılama giderlerinin de hatalı hesaplandığını, asli müdahilin talebinin kabulüne karar verilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Asli müdahil vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, tapu iptali ve tescil taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yeni malikin iyi niyetli olmadığını, belirlenen bedelin de eksik olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 hükmüne dayalı olarak açılmış haricen satış sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ve asli müdahil vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.