Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/4557 K.2025/4633

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4557 📋 K. 2025/4633 📅 03.11.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/4557 E.  ,  2025/4633 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/4064 E., 2024/572 K.
BİRLEŞTİRİLEN DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2008/139 E., 2023/211 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı vekili ve birleştirilen davada bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi, ... Köyü, 494 parsel sayılı sıvat yeri vasıflı taşınmazın 144/432 hissesinin de ... Köy Tüzel kişiliğine ait iken 5216 sayılı Kanun'a göre tüzel kişiliğin sona ermesi nedeniyle 14.07.2015 tarih ve .... yevmiye numarası ile davalı ... Belediyesi adına sıvat yeri vasıflı olarak tescil edildiğini, davalı ... tarafından 31.08.2005 tarih, G.E./1006-38 19... .11.2007 tarih, M.34.6.SİL.034 sayılı yazıları ile dava konusu taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanun'u hükümleri kapsamında tahsis amacı değişikliği talebinde bulunduğunu, kamu orta mallarının Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, kullanma hakkının bir ve birden fazla köy veya belediyeye ait olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını, Tapu ve Kadastro Müdürlüğünce yayınlanan 28.09.2004 tarih ve 2004/16 sayılı genelgenin 5. maddesi 2. paragrafında kamu orta mallarının tahsis amacı değişikliğinin 4342 sayılı Kanun'un 14. maddesi gereğince özel sicildeki kaydına gerekli revizyon verilmek suretiyle tapu kütüğünde Hazine adına tescil edileceğinin belirtildiğini, bu durumda Belediyece yapılan işlemin kanun hükümlerine aykırı olduğunu, dava konusu sıvat yeri vasıflı taşınmazdaki ... Köyü Tüzel Kişiliğine ait 144/432 hissesinin 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'na dayalı olarak köy tüzel kişiliğinin son bulması nedeniyle ... Belediyesi adına tescil edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle sıvat yeri olan dava konusu 144/432 hissesinin ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili; ... ilçesi ... Köyü, 494 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan hisselerinin tapu kayıtlarının iptaliyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu parsel ... Köyü adına kayıtlı iken açılmış bir davanın mevcut olmadığını, Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca ... Köyü Tüzel Kişiliğinin sona erdiğini, .... Büyükşehir Belediye Meclisinin 17.09.2004 tarih ve 815 sayılı kararı ile ...'nin mahalle olarak ... Belediyesine bağlandığını, yine aynı madde uyarınca ... Köyünün malvarlığı, hak, alacak ve borçlarının da Belediyeye devredildiğini, dava konusu parselin de ... Köy Tüzel Kişiliğine ait iken ... adına tescil edildiğini, dava konusu parselin 3402 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca kamunun yararlanmasına tahsis edildiğini, kamunun kadimden beri yararlandığı tescile tâbi olmayan, sınırlandırılması gereken yerlerden olmadığını, özel mülkiyete konu olabilecek vasıfta olduğunu, parselin 1/50000 ölçekli .... İmar Planında tarımsal karakteri korunacak alanda kaldığını, bu parselin fiilen de ekilip biçildiğini, tarımsal amaçlı kullanıldığını, hiçbir zaman sıvat yeri olarak köylünün ortak kullanımında olmadığını, bu sebeple sıvat yeri vasfını taşımadığını, davacının tapu iptali talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın zamanaşımı yönünden reddini, aksi taktirde esastan reddini savunmuştur.
2. Birleştirilen davada bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıların davaya konu .... Köyü, 494 parsel No.lu taşınmazda 1/3 hisse sahibi olduklarını, taşınmazın davacı vekilinin belirttiği gibi sıvat yeri vasıflı olmadığını, tarla vasfında olduğunu, davalılar tarafından tarım arazisi olarak ekilip biçilmekte olduğunu, taşınmazın kadastro tespiti ile davalılar adına tescil gördüğünü ve kadastro tespit tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl süre ile dava edilmediğinden artık davalılara karşı iptal davası açılmasının mümkün olmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesine 2009 yılında yapılan ekleme ile artık devlet kurumlarının da bu Kanun'daki 10 yıllık süre ile bağlı hale geldiğini, yine aynı Kanun'a eklenen geçici hükümle bu değişikliğin devam eden dosyalara da uygulanacağının yasada belirtildiğini, zira 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davalılar yönünden davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu İstanbul ili, .... ilçesi, ... Mahallesi, 494 parsel (yeni 44 79... parsel) sayılı taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 3. maddesinde tanımlanan (mera) yerlerden olduğu ve yine 4342 sayılı Kanun'un 5/b maddesinde belirtilen Devletin hüküm ve tasarrufunda veya Hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabileceği anlaşılan yerlerden olduğu, mera, yaylak ve kışlakların amacı dışında kullanılamayacağı, sınırlarının daraltılamayacağı, mera, yaylak ve kışlaklar kamunun yararlanmasına ayrılan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu malları olup gerek kamunun ortak yararlanmasına tahsis edilen yerlerden olmaları ve gerekse doğal yapıları gereği TMK'nın 713/1. maddesi uyarınca olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile kazanılmalarının mümkün olmadığı, bu tür yerler üzerinde özel hukuk kuralları çerçevesinde zilyetlik kurulamayacağı, TMK'nın 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddelerinin meralar hakkında uygulanamayacağı, bir yerin mera, yaylak veya kışlak olarak nitelendirilebilmesi için, yetkili mercilerce mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olması veya kadimden bu yana, öncesi bilinmeyen zamandan beri bu amaçla kullanıla gelmiş olması gerektiği, nitekim dava konusu taşınmazın geçmişten günümüze kadar mera, yaylak ve kışlak olarak da kullanıldığı gibi İl Mera Komisyonu'nun 26.02.2003 tarih ve 183 sayılı kararı ile mera olarak tespit de edildiği, mera, yaylak ve kışlakların her nasılsa tapu siciline tescil edilmiş olmasının, bunların kamu malı olma niteliğini değiştiremeyeceği, taşınmazın bu niteliklerini yitirmeden varlığını sürdüreceği, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan orta malı mera ve yaylakların gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri adına tespit ve tescil edilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, .... Mahallesi, 494 parsel (yeni 44 79... parsel) sayılı taşınmazda davalılar adına kayıtlı hisselerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili; dava konusu parselin Belediyeye kullanım hakkı verilen mera olduğunu, keşif mahallinde dinlenen bilirkişi ..., taşınmazı ve taşınmazın hudutlarını bilmediğini beyan ederken diğer mahalli bilirkişi .... taşınmazın kimin olduğunu ve vasfını bilmediğini söylediğini, akabinde 02.12.2022 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ise taşınmazın tarımsal amaçlı kullanılmadığını, ancak hayvan otlatıldığını beyan ettiklerini, dosya kapsamında dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanları çelişkili olduğundan hükme esas alınmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... mirasçıları vekili; usule uygun olmayan keşif ve yetersiz keşif bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını, bilirkişilerin oluşturulması ve gerekse Yargıtayın yerleşik içtihatları baz alınarak ve özelikle komşu köyler halkı arasından tanıkların seçilip dinlenilmesi hususlarına uyulmadığını, davalıların murisi ...'un dava konusu taşınmazda 1944 tarihi öncesinde malik olduğunu, eldeki karar ile davalıların mülkiyet haklarının hiç bir bedel ödenmeksizin ellerinden alındığını, oysa murislerinin davaya konu taşınmazda kadimden beri maliki olduğunu, sonradan zilyetlik ile edinilmiş bir yer söz konusu olmadığını, özel mülkiyete hiç bir bedel ödenmeden son verilmesi bunun Mahkemece verilen ve açıklandığı gibi esas alınamayacak bilirikişi raporları ve yetersiz hukuksal gerekçelerle yapılması nedeniyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Bir kısım davalılar vekili; tapu kaydı kadastro tespiti ile oluştuğunu, hükme dayanak bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, davaya konu taşınmaz mera vasfını kaybettiğini, davalıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro öncesi taşınmazın mera olduğu ve özel mülkiyete konu olamayacağı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde en önemli delillerden biri olan keşif; re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine davanın her aşamasında çekişmeli taşınmazda gözleme dayalı gerekli inceleme ve araştırmalar için yapılır.
Belirtmek gerekir ki; taşınmazın tapu kaydı ile harita ve krokisi mevcut ise, Türk Medeni Kanunu'nun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddeleri uyarınca bunların kapsamının belirleneceği kuşkusuzdur. Taşınmazın harita ve krokisi yoksa veya bunlar uygulama niteliğinden yoksunsa, tapu kaydı ilk tesisinden itibaren getirtilmeli, gitti kayıtlarının yüzölçümlerine ve sınırlarına bakılmalı, bir değişiklik varsa bunun dayandığı belgeler incelenmeli, doğru ve yasal bir nedeni olup olmadığı araştırılmalı, doğru esasa dayanmıyorsa ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmelidir. Bunun yanında tarafların dayanak belgeleri ile savunmasında ileri sürdükleri kayıtların da tüm geldiler ile birlikte merciinden getirtilerek aynı şekilde mahallinde uygulanmak suretiyle yapılacak keşifle bilirkişi ve tanıklar da keşif mahallinde dinlenmelidir.
Bu açıklamalara göre somut olaya gelince; taşınmazın evveliyatının mera olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti gerekmekte olup öncelikle, kadastro tutanağına uygulanan tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren geldi-gitti kayıtları da dikkate alınmak suretiyle cins değişikliği kapsamında ilk tesis tarihinde taşınmazın niteliğinin ne olduğunun belirlenmesi, varsa ilk tesisin dayanağı olan bilgi ve belgelerin getirtilmesi ve yukarıda açıklanan usulde keşif yapılarak mahalli bilirkişi ve tanıkların dinlenmesi, hava fotoğraflarının incelenmesi, bitki ve toprak uzmanı ziraat bilirkişiden denetime elverişli rapor alınması ve evveliyatının mera olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması, bundan sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken noksan araştırmayla yetinilerek karar verilmesi isabetsiz olduğundan hüküm bozulmalıdır.
VI KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.