Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/4615 K.2025/4395
7. Hukuk Dairesi 2025/4615 E. , 2025/4395 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/880 E., 2025/838 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/54 E., 2021/221 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların kardeş olduklarını, müvekkilinin ... Başkanlığı tarafından satışa sunulan konutlardan satın almak istediğini ancak yasal koşulları sağlayamadığından başvurunun koşulları taşıyan davalı kardeşi adına yapıldığını, 36.802,00 TL olan taşınmaz bedelinin müvekkili tarafından taksitler hâlinde ödendiğini, taşınmaz tamamlandıktan sonra 7 74... parsel sayılı taşınmazdaki 11 numaralı bağımsız bölümün davalı adına tescil edildiğini ve davalının haksız şekilde devirden kaçındığını belirterek öncelikle tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde ödenen bedelin faiziyle birlikte tahsilini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili süresinden sonra sunulan beyan dilekçesi ile davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2021 tarihli ve 2019/54 Esas, 2021/221 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafça taşınmazın kendi adına alındığı ve ödemelerin de kendisi tarafından yapıldığı ileri sürülmüş ise de, TOKİ'ye yapılan başvuruda davalının hak sahibi olarak göründüğü, taşınmazın tapuda davalı adına tescil edildiği, ödeme makbuzlarında da tahsilatların davalı ... açıklaması ile yapıldığı, dolayısıyla davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2022 tarihli kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/54 Esas - 2021/221 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile; tapu iptali ve tescil davasının kabulü ile; dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, terditli talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 15.06.2023 tarihli kararı ile kararı ile; "...Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazın borç aylık taksit ödenmesine ilişkin dekontların davacının elinde bulunması hususu gözetilerek "yazılı delil başlangıcı" niteliğinde olduğu, çekişme konusu taşınmazın inançlı işlem kapsamında davacı adına alındığı, ancak çeşitli sebeplerle davalı adına tapuya tescil edildiği, taşınmazın borcunun tamamının davacı tarafından ödendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de dosya arasında bulunan makbuzların davalı adına düzenlendiği yani ... aylık borçlarının ... Bankası'na davalı ...'ın adına yatırıldığı, ödemeleri yapanın davacı olduğuna dair herhengi bir açıklamanın dekontlarda bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu makbuzlar 6100 sayılı H.M.K.nun 202.maddesinde düzenlenen yazılı delil başlangıcı niteliğinde değildir. Zira yazılı delil başlangıcı davanın tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet eden ve aleyhine ibraz edilmiş olan taraftan sadır olmuş bulunan belgeye denir. Dosya arasında bulunan makbuzlar bu niteliği taşınmadığı gibi davalı adına düzenlenmiştir. Davacının elinde bulunması makbuzlara yazılı delil başlangıcı niteliğini kazandırmaz. Bu nedenle davacı 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen inançlı temlik sözleşmesini yazılı delil veya delil başlangıcı ile kanıtlayamamıştır.
Bu durumda; davanın reddine, karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
C. Direnme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
D. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2025 tarihli ve 2024/7-124 Esas, 2025/128 Karar sayılı ilamında; "... dosya arasında mevcut bulunan banka dekontları, 15.09.2006 tarihli sözleşme ile ... tarafından davalı ...'a satışı yapılan konut bedelinin ödenmesine ilişkin olmakla birlikte, anılan dekontların tamamında taksit tutarlarının davalı ...'dan tahsil edildiği yazmakta olup, taksitlerin davacı tarafından davalı adına yatırıldığına dair herhangi bir ibare yer almamaktadır. Bu nedenle uzun süre aynı evde yaşamaları nedeniyle ele geçirilmesi de mümkün olan söz konusu makbuzların sırf davacı elinde bulunmasının dekontlara delil başlangıcı niteliğini kazandırmayacağı kabul edilmelidir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; dava konusu taşınmaz bedelinin banka aracılığı ile taksitler hâlinde ödendiği, ilk taksitten itibaren ödemelere ilişkin çok sayıda sıralı makbuz asıllarının davacı elinde bulunduğu, bu durumun taşınmaz bedelinin davacı tarafından ödendiğini gösterdiği, davacının taksitleri kendi adına ödeme imkânının da bulunmadığı gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ödeme makbuzlarının delil başlangıcı niteliğinde olduğu kabul edilerek, tanık beyanlarıyla beraber davacı tarafın dayandığı diğer belgelerin birlikte değerlendirilerek karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince; somut olayda davacı tarafça ileri sürülen inançlı işlem iddiasının yazılı delille kanıtlanamadığı gibi dayanılan dekontların da delil başlangıcı niteliğinde olmadığı gözetilerek bir değerlendirme yapılması gerekirken" önceki kararda direnilmesinin doğru olmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya arasında mevcut bulunan banka dekontlarının, 15.09.2006 tarihli sözleşme ile ... tarafından davalı ...'a satışı yapılan konut bedelinin ödenmesine ilişkin olmakla birlikte, anılan dekontların tamamında taksit tutarlarının davalı ...'dan tahsil edildiğinin yazılı olduğu, taksitlerin davacı tarafından davalı adına yatırıldığına dair herhangi bir ibare yer almadığı, bu nedenle uzun süre aynı evde yaşamaları nedeniyle ele geçirilmesi de mümkün olan söz konusu makbuzların sırf davacı elinde bulunmasının dekontlara davacı lehine delil başlangıcı olma niteliğini kazandırmayacağı; bu nedenlerle eldeki uyuşmazlık açısından davacı tarafça ibraz edilen ödeme makbuzları delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğinden iddianın tanık beyanlarıyla ispatının mümkün olmadığı, hâl böyle olunca somut olayda davacı tarafça ileri sürülen inançlı işlem iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava konusu taşınmazın satın alma tarihindeki bedeli olan toplam 36.802,05 TL'nin taksitler hâlinde müvekkili tarafından ödendiğini, dekont asıllarının davacıda bulunduğunu, taşınmazın doğalgaz proje ve sözleşmesi gibi meskene bağlı evraklarının da müvekkili adına düzenlendiğini,
2. Davacının maddi gücünün bu daireyi almaya yetecek düzeyde olduğunu, davalının ise bir gelirinin olmaması karşısında tüm borcu davacı müvekkilinin ödemiş olduğunun sabit olduğunu,
3. Dava konusu taşınmazın usuli olarak ... kayıtlarında ... adına olduğu için dekont açıklamalarında "... Taksit Tahsilatı-..." yazıldığını, bu hususun ödemeyi kimin yaptığını değil, ödemenin ... hisse taksidi olarak yapıldığını gösterdiğini,
4. Süresinde cevap dilekçesi vermeyerek delil bildirme hakkı olmayan davalı tarafın tanıklarının dinlenmesine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu,
5. Dekontların delil başlangıcı niteliğinde olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.