Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/639 K.2025/4401
7. Hukuk Dairesi 2025/639 E. , 2025/4401 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/57 E., 2024/55 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/389 E., 2024/239 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vasisi vekili dava dilekçesinde; davacı/kısıtlının ... ilçesi, ... Köyü, 161 ada, 15 parsel sayılı taşınmazda 3/16 hisse sahibi olup diğer 3/16 hissenin kardeşi ... tarafından davalı ...’a 07.10.2022 tarihinde 500.000,00 TL bedelle satıldığının haricen öğrenildiğini, davalının taşınmazı alırken ön alım hakkına konu olabileceğini bilerek, 374 m² yerin satış bedelini muvazaalı olarak 500.000,00 TL olarak gösterdiğini, bu konuda tanık bildireceklerini ileri sürerek; taşınmazda davalı adına kayıtlı hissenin iptali ile davacı/kısıtlı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının 3/16 hisseyi 500.000,00 TL bedelle satın aldığını davacıya ve diğer hissedarlara usulüne uygun bildirdiği halde itirazda bulunanın olmadığını, fiili taksim yapılan hallerde paydaşlardan birinin payını üçüncü kişiye satması halinde ön alım hakkının kullanılamayacağını, dava konusu taşınmazda paydaşlar arasında fiili taksim yapıldığını, paydaşların kendi alanları üzerinde zilyetlik kurarak tasarrufta bulunduklarını, dava konusu taşınmazın üzerinde davacıya ait ev bulunduğunu, davacının kendisine ayrılan alandaki evini çit ile çevirdiğini, davacının fiili kullanım alanının belli olduğunu, fiili taksim durumunda yasal ön alım hakkının kullanılmasının dürüstlük kuralına aykırı olup fiili taksimin her türlü delille ispatlanabileceğini, tapudaki satış bedelinin gerçek bedeli yansıttığını ve muvazaa iddiasını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...Eylemli paylaşmanın varlığı hâlinde davanın reddi gerektiği, eldeki davada davacının kendi payına istinaden taşınmazın fiilen bir bölümünü kullandığı, kendi kullanımında olan kısıma ev ve bahçe duvarı yapmak suretiyle kullanımındaki kısımları fiilen ayırdığı, diğer paydaşlara da fiilen bazı bölümlerin bırakıldığı, davacının diğer paydaşlara bırakılan kısımlarda herhangi kullanım veya yapı inşası gibi kullanımının olmadığı, davalının satın aldığı hisseye karşılık davalıya satış yapan hissedarın komşu parselde bulunan diğer taşınmazına geçmek için yol olarak kullanmış olduğu, zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, eylemli paylaşmanın varlığı nedeniyle davanın reddi gerektiği..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın yüz ölçümünün küçük olması, tarla vasfında olması, on hissedar bulunması ve her bir hissedarın nereyi kullandığının belli olmaması (fiili taksim yapılmamış olması) sebebiyle dava açtıklarını, taşınmazda iki tane ev bulunup evlerden bir tanesinin davacıya, diğer iki katlı olanın davacının oğlu ...’a ait olduğunu, hisse satışı yapan ...’in evinin ise yan parselde yer aldığını, hisse satışı yapan ...’in dava konusu taşınmazda evi olmadığı hâlde dava konusu parselde evi varmış gibi Mahkemece gözlem yapılarak fiili taksim iddiasının kabul edildiğini, evlerin bulunduğu alan itibariyle bir paylaşım olmayıp hangi hissedarın taşınmazın neresini kullandığı yönünde bir taksim bulunmadığını, davalının taşınmazı aldıktan sonra fiili taksim yapıldığı savunmasını doğrulamak adına taşınmaz içine duvar örmek istediğini, diğer hissedarların buna karşı çıktıklarını, taşınmaz içindeki ağaçların davacı tarafından dikildiğini, yerel mahkemenin fiili taksime dayalı kararının, dava konusu parsel içinde kimin nereyi kullandığının belli olmaması, ortakların fiilen kullanımının olmaması ve bu durumun davacı ve davalı tanık beyanları ile çürütülmesine rağmen verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, dava değeri 500.000,00 TL üzerinden 8.625,50 TL harç olması gerekirken, keşif tarihindeki 1.353.853,24 TL üzerinden 23.219,00 TL harç istenmesinin ve vekâlet ücretinin hukuka aykırı olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz karar harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.