Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/331 K.2025/3891
7. Hukuk Dairesi 2025/331 E. , 2025/3891 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1279 E., 2024/2907 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/346 E., 2022/914 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının .... Noterliğininde düzenlenen 16.06.1993 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile İstanbul ili, Ümraniye ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 3 parsel sayılı taşınmazın 500 m² lik kısmını müvekkiline satmayı vadettiğini, satış bedelinin davalıya peşin alarak ödendiğini ileri sürerek, taşınmazın dava konusu kısmına ait davalı adına olan tapu kaydının iptaline, iptalin mümkün olmaması hâlinde taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilerek davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dayandığı belgenin satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olmadığını, bu belgenin tapusuz bir taşınmazın zilyetliğinin devri sözleşmesi niteliğinde bulunduğunu, taşınmazın müvekkili adına tescil edimediğini, taşınmazın tapusuz olduğu hususunun davacı tarafından bilindiğini, sözleşme tarihi üzerinden 10 yıl geçmesi nedeniyle talebin zamanaşımına uğradığını, sözleşme uyarınca taşınmazın davacıya teslim edildiğini, zilyetlik devir koşullarının tamamlandığını, bu nedenle davacının tazminat talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 211.08.2017 tarihli ve 2017/346 Esas, 2022/914 Karar sayılı kararı ile "...satış vaadi sözleşmesinin noterde resmi şekilde yapıldığı ve bu nedenle geçerli olduğu, sözleşmede kararlaştırılan bedelin peşin olarak davalıa ödendiği, taşınmazın zilyetliğinin davacıya devredilmesi nedeniyle zaman aşımının söz konusu olmadığı, taşınmazın dava dışı kişiler adına tescil edildiğinden ifanın imkansız hale geldiği... taşınmazın devir tarihindeki değerinin bilirkişi raporunda 499.730,00 TL tespit edildiği ..." gerekçesiyle "...tapu iptali tescil talebi yönünden açılan davanın pasif husumet ve dava şartı yokluğundan usulden reddine... davacının alacak davasının kabulü ile 499.730,00 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş; Bölge Adliye Mahkemesinin 27.11.2024 tarihli ve 2023/1279 Esas, 2024/2907 Karar sayılı kararıyla "....istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
Temyiz dilekçesinde cevap dilekçesindeki nedenleri tekrarla;
a.Dava konusu taşınmazın sözleşme tarihinde tapusuz olması nedeniyle sözleşmenin zilyetliğin devri sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
b.Zilyetliğin davacıya devri ile sözleşmenin tamamlanmış olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerekirken tazminat yönünden kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu,
c.Yargıtay 8. Hukuk Dairesince tapusuz taşınmazlar hakkında verilen kararlarda dava konusu sözleşmenin gerçek bir satış vaadi sözleşmesi teşkil etmeyeceğinin belirtildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.