Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/2742 K.2025/3782

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2742 📋 K. 2025/3782 📅 22.09.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/2742 E.  ,  2025/3782 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/925 E., 2025/594 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/463 E., 2020/127 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının mülkiyetinde bulunan 2150 ada 18 parsel sayılı taşınmazdaki otelin üzerine mevzuat, imar planı ve yasal izinlere aykırı şekilde kaçak 2 kat inşa edildiğini, bu kaçak yapı ile taşınmazın kendi mülkiyetinin sınırlarının aşılarak komşuluk hukukuna aykırı şekilde komşu parsellerdeki binalara zarar verildiğini, davacının (aynı mahalle 2151 ada 14 parsel üzerindeki 15 numaralı bağımsız bölüm) dairesinin boğaz manzarasının ve ferahlığının kaçak katlar nedeniyle kaybolduğunu, dairesinin değerinin ciddi şekilde azalmasıyla maddi ve manevi zarara uğradığını, davalıya .... Noterliğinden ihtar gönderilerek yasal yollara başvurulacağı bildirilmesine rağmen davalının hiçbir işlem yapmadığını, ... Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğünce davalının yapısı hakkında yıkım kararı ve para cezası verildiğini, yapının imar kirliliğine sebep olması nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının yapı kayıt belgesini 21.12.2017 tarihinde aldığını, kaçak katların 2018 yılında yapıldığını ileri sürerek, davalı taşınmazında bulunan binaya eklenen iki kaçak katın yııkılmasına, klima ünitelerinin kaldırılmasına, taşınmazın eski hâline dönüştürülmesine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 50.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın zarar tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin usule uygun tebliğ edilmediğini, delillerin tebligata eklenmediğini, davacının belirsiz miktarda tazminat istemesinin usule aykırı olduğunu, davacının aktif taraf ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından 27.06.2014 tarihinde otel olarak kullanılmak üzere satın alındığını, inşaat işlemlerinin 26.06.2017 tarihinde tamamlandığı ve yapı kullanım izin belgesinin alındığını, bina ve imar mevzuatına aykırı işlem olsa dahi bu işlemin 06.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında affa uğradığını, davacı iddialarının doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 19.06.2020 tarihli ve 2018/463 Esas, 2020/127 Karar sayılı kararıyla; "...el atmanın önlenmesine ve kaçak yapıların yıkılmasına... maddi ve manevi tazminat talebinin reddine ..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.03.2022 tarihli ve 2020/1595 Esas, 2022/709 Karar sayılı kararı ile "... davaya konu yapının ruhsatsız ya da imara aykırı olmasının tek başına yıkım kararı verilmesini gerektirmeyeceği ...yapının mevcut halinin tahammül sınırını aşan bir durum olarak kabul edilemeyeceği, davacının bu yapı nedeniyle yaşam kalitesinde önemli ölçüde düşüş meydana geldiğini ispatlayamadığı...." gerekçesiyle "...davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine...." karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte yer alan kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 20.12.2023 tarihli ve 2022/4139 Esas, 2023/6400 Karar sayılı kararı ile "...davacıya ait taşınmaz ile davalı tarafın imalat yapılan taşınmazın arasındaki mesafe, çevre binaların durumu, davacının taşınmazından görünen manzara değerlendirilmek suretiyle alanında uzman bilirkişilerle yapılacak keşif ve sonrasında alınacak ek raporla, kaçak yapılan kat ve klima ünitelerinin komşuluk hukukuna göre tahammül ve hoşgörü sınırında kalıp kalmadığı, bu durumun komşuluk hukukuna aykırılık oluşturup oluşturmadığı tespit edilerek sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerektiği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin bozma ilamına uyularak yaptığı yargılama sonucu, yukarıda karar başlığında yer alan 04.03.2025 tarihli kararı ile "...yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre davalının yaptığı eklentilerin imar mevzuatına aykırı şekilde gerçekleştirildiği, bu durumun boğazı gören bir evde (somut olayda davacının) yaşam kalitesini önemli oranda düşürdüğü... Dava konusu katların çelik konstrüksiyonlardan imal edilmesi nedeniyle yerinden kaldırılmasın ana yapıyaa zarar vermeyeceği...yıkım kararı verildiğinde davacının dairesinin değer kaybının ortadan kalkacağı...manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığı..." gerekçesiyle "...davacının ilave yapılan kısımların ve eklentilerinin yıkılması ve kaldırılmasına yönelik davasının kabulüne... maddi ve manevi tazminata ilişkin yasal koşulların oluşmadığı dikkate alınarak buna ilişkin davaların reddine..." karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (V.2) numaralı bentte belirtilen kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Yıkım kararının hukuka uygun olduğunu,
b. Maddi ve manevi tazminat taleplerinin terditli talep kabul edilmesi ve bağlı olarak müvekkil aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Davacının taşınmazı ile müvekkile ait bina arasında 43 metre mesafe bulunduğunu, manzarayı kapatma iddiasının dinlenebilir bir iddia olmadığını, tarafların komşu dahi olmadıklarını,
b. Yıkım kararının müvekkilin ticari hayatında ağır sonuçlara yol açacağını,
c. Yerleşik Yargıtay kararlarının aksine verilen karar ile en ağır yaptırımın uygulandığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz karar harcı davacı ve davalı taraftan tam alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.