Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/2947 K.2025/3778

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2947 📋 K. 2025/3778 📅 22.09.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/2947 E.  ,  2025/3778 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/313 E., 2024/155 K.
BİRLEŞTİRİLEN ADANA 7 ASHM 2012/716 ESAS SAYILI DAVA
BİRLEŞTİRİLEN ADANA 5 ASHM 2013/143 ESAS SAYILI DAVA
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/655 E., 2021/473 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların murisi ...'in 27.11.2011 tarihinde dul ve çocuksuz olarak öldüğünü, Adana ili, ... ilçesi, ... Mahallesi yer alan iki adet taşınmaz ile ... Mahallesinde yer alan bir adet taşınmaza ait satış ve devir işlemlerinin muvazaalı şekilde ve vekaletin kötüye kullanılması suertiyle yapıldığını, bu satışların gerçek olmayıp diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirildiğini, bu işlemlerin yanı sıra muris tarafından .... Noterliğinin 13.01.1981 tarihli ve ... yevmiye sayılı vasiyetnamenin düzenlendiğini, vasiyetname ile murisin tüm mal varlığını davalılardan ...'a bıraktığını, vasiyetnamede ayrıca davalının kendisinden önce ölmesi hâlinde de tüm mal varlığının davalının mirasçılarına intikal etmesini istediği ifadesinin yer aldığını, murisin okur-yazar olmadığını, vasiyetnamenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 535. maddesinde yer alan ilkelere uygun şekilde tanzim edilmediğinden geçersiz olduğunu ileri sürerek, muris muvazaası nedeniyle devredilen ve davalılar adına oluşan tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazın veraset ilâmındaki miras hisseleri oranında müvekkilleri davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde bedelin davalılardan tahsiline; şekil şartlarından yoksun, murisin gerçek iradesini ortaya koymayan vasiyetnamenin iptaline, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde müvekkillerinin mahfuz hissesine tekabül eden kısmın tenkisi ile bu mal varlığının hesaplanacak parasal değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; murisin 1981 yılından itibaren öldüğü tarihe kadar müvekkilinin yanında ikamet ettiğini, murisin hiçbir geliri ve sosyal güvencesinin olmadığını, murisin her türlü sağlık harcamaları ile barınma, seyahat işlemlerinin müvekkili ve diğer davalı tarafından karşılandığını, murisin eşinin borçlarını ödemek için bir kısım taşınmazları sattığını, devamında murisin 1978 yılında eşinden boşandığını, murise ait diğer bir taşınmazın (Adana 208/66) sayılı işlemle satış memurluğu tarafından satıldığını, satış bedelinin iddia edilen tutarda olmadığını, vasiyetnamenin gerekli şartlarına uygun şekilde tanzim edildiğini ve geçerli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılar ..., ..., ... , ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların murisine davalı ... ve dava dışı ... tarafından bakıldığını, dava dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını, arsa satışı ile elde edilen para ile murisin eski eşinin borçlarının kapatılamadığını, bu nedenle dava konusu edilen bir adet taşınmazın mirasçılardan ... tarafından satın alınmasının muris tarafından istendiğini, satıştan elde edilen bedeli ile murisin eşinin kalan borçlarını ödediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
3.Mahkemenin 19.09.2016 tarihli ara kararı ile davacıların diğer talepleri davadan tefrik edilmiş, vasiyetnamenin iptali ve tenkis istemi yönünden yargılamaya devam olunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.10.2021 tarihli ve 2017/655 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı ile "...Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararı sonrası toplanan deliller ve tanık beyanları dikkate alındığında vasiyetnamenin korkutma ve aldatma neticesinde düzenlendiği hususunun davacılar tarafından ispatlanamadığı, davaya konu vasiyetnamenin gerekli şekil ve geçerlilik şartlarını taşıdığı....murisin ölüm tarihinde yürürlükte bulunan TMK'nın 506. maddesi gereğince murisin yeğenleri olan davacıların saklı paylarının olmadığı, bu nedenle miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava etme haklarının da bulunmadığı..." gerekçesiyle "...vasiyetnamenin iptali talebinin esastan reddine, davacıların tenkis talebinin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2024 tarihli ve 2022/313 Esas, 2024/155 Karar sayılı kararı ile "... davacıların murisin saklı paylı mirasçısı olmadığı, bu nedenle tenkis hesabı yapılmasına gerek bulunmadığı, nitekim mahkemece davacıların tenkis talebinin bu gerekçeyle reddine karar verildiği, tefrik edilen davaların, muris muvazaası ve vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılmış tapu iptal ve tescil taleplerine ilişkin olduğu, eldeki davada tenkis hesabının yapılması mümkün olmadığına göre ilgili anılan davaların iş bu dava dosyası ile birleştirilerek birlikte yürütülmesinde usulen bir fayda bulunmadığı...vasiyetnameden dönülüp dönülmediği hususunun açılması halinde vasiyetnamenin tenfizi davasında tartışılabileceği, bağlı olarak eldeki dosyada bu yönde bir inceleme yapılmadığı..." gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun "...esastan reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde dava dilekçelerinde yer alan nedenleri tekrarla;
1. Mahkeme kararında davanın taraflarının yanlış gösterildiğini, dosyada mevcut dava dilekçeleri ve vekâletnameler incelendiğinde ...'in davacı sıfatıyla müvekkili olarak yer alması gerekirken davalı taraf olarak gösterildiğini,
2.Birleştirilmesine karar verilen her bir dava için Mahkemece ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğini,
3.Bölge Adliye Mahkemesinin 30.03.2017 tarihli kaldırma kararında tespit edilen eksikliklerin yerel Mahkemece ikmal edilmeden karar verildiğini,
4.İlk Derece Mahkemesinin vasiyetnamenin iptali, tenkis davası ile vekâletin kötüye kullanılması ve muris muvazaasına dayalı tapu iptal davaları kakımından birleştirme kararı vermemesinin hatalı olduğunu,
5. Terekeye temsilci atanmadan verilen kararın yerleşik kuralara aykırı olduğunu,
6. Murisin vasiyetnameden dönüp dönmediği hususu ile vasiyetname şartları konusunda inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vasiyetnamenin iptali, terditli tenkis istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olmasına, davacılardan ...'in birleştirilen davada davacı olarak gösterilmesi gerekirken davalı olarak gösterilmesi hususunun mahkemece yerinde düzeltilebilecek bir maddi hata olduğunun anlaşılmasına göre davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.