Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4661 K.2025/2850

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4661 📋 K. 2025/2850 📅 27.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/4661 E.  ,  2025/2850 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/359 E., 2024/405 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı duruşma istemli olarak davacı vekili, duruşma istemsiz olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı asil ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 13184 ada 18 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, taşınmazın bir kısım hissesinin 25.09.2013 ve 18.06.2014 tarihinde davalıya satıldığını, satışa konu yerler için müvekkilinin ön alım hakkını kullanmak istediğini belirterek, dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı hisselerin müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresi içinde açılmadığını beyan ederek ve fiili taksim savunmasında bulunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.03.2017 tarihli ve 2015/503 Esas, 2017/83 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 23.03.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 22.06.2018 tarihli ve 2017/1057 Esas, 2018/722 Karar sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararları
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 08.02.2022 tarihli ve 2021/5983 Esas, 2022/796 Karar sayılı kararıyla davalı tarafın fiili taksim savunması yönünden eksik araştırmayla karar verildiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2022 tarihli ve 2022/109 Esas, 2022/316 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
4.İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.05.2024 tarihli ve 2023/5772 Esas, 2024/2595 Karar sayılı kararıyla “13184 ada 42 parsel sayılı taşınmazın 01.06.2023 tarihinde tescil edilen toplulaştırma işlemi sonucunda pek çok taşınmaza revizyon gördüğü, bu şekilde oluşan taşınmazlardan 13813 ada 14 ile 13815 ada 16 parsel sayılı taşınmazda davacının tam malik olduğu, 13813 ada 13 parsel sayılı taşınmazda ise davalının tam malik olduğu, yeni oluşan taşınmazlarda davacı ve davalı tarafın paydaşlık durumlarının kalmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda; İlk Derece Mahkemesince, paylı mülkiyet nedeni ile doğan kanuni ön alım hakkının müşterek mülkiyet ilişkisi devam ettiği sürece mümkün olduğu, başka bir ifadeyle taşınmazın paylılık durumunun herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde ön alım hakkının kullanılamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği “ gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilâmında yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ön alım hakkının dava açılarak kullanılmasından sonra müşterek mülkiyetin devam etmesi gerektiğine dair yasal düzenleme bulunmadığını, bu konudaki içtihatların değişmesi gerektiğini, Yargıtayda geçen uzun sürenin bu sonucu doğurduğunu, öncelik taleplerinin kabul edilmediğini, her davanın açıldığı tarihteki şartlarla görülüp karara bağlanması gerektiğini, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğini, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi ve davalının yargılama giderlerinden sorumlu olması gerektiğini ifade ederek kararın bozulması isteğinde bulunmuştur.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Paylı mülkiyet hükümlerine tâbi gayrimenkullerde paydaşlardan birinin payını üçüncü kişiye satması hâlinde diğer paydaşların o payı öncelikle satın alma yetkisi doğar. Davacının paydaşlığı davanın devamı sırasında da korunması zorunludur. Yargılamanın devamı sırasında davacının kendi payını yitirmiş olması ön alım hakkının da kaybedilmesi sonucunu doğurur. Paylı mülkiyet nedeni ile doğan yasal ön alım hakkı, mahiyeti gereği ancak paylı mülkiyet ilişkisi devam ettiği sürece mevcuttur. Payını yitiren davacının paydaşlığından söz edilemeyeceğinden davanın reddi gerekir.
Bunun sonucu olarak davacı davanın açılmasından sonra herhangi bir şekilde payın ilişkin bulunduğu taşınmazda payını kaybederse dava hakkı ortadan kalkar. Böyle bir durumda davanın reddi gerekir.
Ön alım davasının amacı üçüncü bir kişinin paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda pay almasını engellemektir. Davacının payını kaybetmesi durumunda açıklanan bu amaç onun için önem taşımaz.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
İlk Derece Mahkemesince, toplulaştırma işlemi ile davacı ve davalının dava konusu taşınmazdaki paydaşlıklarının sona erdiği, paylı mülkiyet nedeniyle doğan ön alım hakkının ancak paylı mülkiyet ilişkisi devam ettiği sürece mevcut olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktaysa da 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun gereğince tarafların iradesi dışında kamu otoritesiyle bu sonuca ulaşıldığından taraflarca yapılan yargılama giderinin taraflar üzerinde bırakılması gerekirken hüküm sonucunun 5 numaralı bendinde davalı tarafından yapılan 1.161,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 5 numaralı bendinde yer alan “Davalı tarafından yapılan 1.161,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına” ibaresinin yazılması suretiyle, DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 28.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.