Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4179 K.2025/2815

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4179 📋 K. 2025/2815 📅 26.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/4179 E.  ,  2025/2815 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1296 E., 2024/1102 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/101 E., 2021/138 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı tarafından alacağın tahsili için davalı aleyhine Eskişehir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2018/499 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, takibin 22.01.2018 tarihinde kesinleştiğini, bunun üzerine davalının menfi tespit istemiyle açtığı davanın da Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/749 esas 2019/45 karar sayılı ilamı ile reddine karar verildiğini, devam eden haciz işlemleri sonunda borçlunun borca yetecek miktarda mal varlığı bulunmadığından alacağın tümüyle tahsil edilemediğini ancak davalının 14/08/2019 tarihinde vefat eden annesi ...'dan intikal edecek mal varlığı bulunduğunu, davalının sırf borçlarını ödememek için mirasın gerçek reddi istemiyle dava açtığını davanın Eskişehir 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/2223 esas 2019/2525 karar sayılı ilamı ile kabulüne karar verildiği ve kararın 20.12.2019 tarihinde kesinleştiğini oysa annesinin mal varlığının aktifinin pasifinden fazla olduğunu, söz konusu işlemdeki amacın alacaklılardan mal kaçırmak olduğunu, davalının borcuna karşılık güvence de vermediğini, kötü niyetli ve dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini ileri sürerek, mirasın reddi kararının iptalini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı aleyhine açılan menfi tespit davasının reddine ilişkin karara karşı yargı yoluna başvurduğunu, davanın halen derdest olduğunu, anne ve babasının sağlığında açtığı işyeri nedeniyle piyasaya oldukça yüklü borçlandığını, babasının maliki olduğu arsayı, annesinin de meskenini satarak ayrıca annesinin nakit para vermek suretiyle borçlarının ödenmesine destek olduklarını, böylece anne ve babasından gelecek miras payını fazlasıyla almış olduğunu, kardeşlerinin de bu yüzden kendisine miras hakkı olmadığını bildirdiklerini, ret işlemini bu amaçla gerçekleştirdiğini, davacıyı zarara uğratma kastı olmadığını, davacının geçmişte yakın arkadaşı olması nedeniyle tüm olanları bildiğini, dava dilekçesinde annesine ait olduğu belirtilen 31 parselin annesinin sağlığında müteahhite verildiğini, 2 daire alındığını, birini annesinin sattığını, birinde de kardeşlerinin oturduğunu, menfi tespit davası sonuçlandığında gerçek borcunu ödeyeceğini, iddiaları kabul etmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın yasal süresi içine açıldığı, davalı borçlunun mirası ret tarihi itibariyle mal varlığının borcu karşılamaya yetip yetmediği hususunda araştırma yapıldığı, davalı borçlunun mirası red tarihi itibariyle aktif ve pasif mal varlığı tespit edildiği, davalı borçlunun aktif mal varlığının bulunmadığı, icra dosyalarında bir çok kurum ve kuruluşa borcunun bulunduğu, yapılan araştırma sonucu mirası ret tarihi itibariyle davalı borçlunun mal varlığının borcu karşılamaya yeterli olmadığı ve davalı tarafından yeterli güvence de gösterilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile; Eskişehir 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/2223 esas ve 2019/2525 karar sayılı mirasın reddi kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen mirasın reddinin iptali kararının yerinde olduğu ancak, TMK'nın 617/2 maddesi uyarınca, davalı ... Mahmud'un miras payının resmen tasfiyesine karar verilmesi gerekirken, bu hususta karar verilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvusurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının iddialarının doğru olmadığını, anılan takipte iki borçlu bulunduğunu, menkul mal hacizleri yapıldığını, dosyasının aciz belgesine bağlanmadığını, öncelikle alacağın gerçekte olup olmadığı yönünden mahkemece araştırma yapılması gerektiğini, menfi tespit davasının beklenilmesi talebinin reddinin doğru olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, mirasın reddinin iptali istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunun 617 inci maddesine göre malvarlığı borcunu karşılamaya yetmeyen mirasçı alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse alacaklı veya iflas idaresi mirasın reddinin iptalini isteyebilir.
Öte yandan, bir uyuşmazlıkta talep sonucu hakkında karar verilebilmesi için çözülmesi gereken bir sorun varsa bu soruna ön sorun denilmektedir. Ön sorun çözülmedikçe, asıl sorun yani davanın hükme bağlanması beklenemez. Başka bir deyişle, asıl davanın karara bağlanabilmesi için ön sorunun çözülmesi gerekir.
Somut olayda; uyuşmazlık konusu mirasın reddinin iptali istemine dair davada, davacı olarak yer alan alacaklının borçludan talep ettiği alacağın, kesinleşmiş olmasının gerekip gerekmediği ve alacağın olmadığına ilişkin açılmış olan menfi tespit davasının eldeki dava açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165 inci maddesi uyarınca bekletici mesele yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Mirasın reddinin iptalini isteme hakkı, Türk Medeni Kanunu'nun 617. maddesine göre alacaklıya verilmiş bir hak olduğuna göre, alacaklının borçludan alacağı bulunduğu hususunda tereddüt olmamalıdır. Aksi durumda alacaklı sıfatı olmayan birinin bu davayı açamayacağı gözetilmelidir.
O hâlde; davalı tarafından açılmış olan menfi tespit davasının sonucu beklenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.