Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/2035 K.2025/2541

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2035 📋 K. 2025/2541 📅 12.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/2035 E.  ,  2025/2541 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/88 E., 2025/502 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/186 E., 2024/456 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; muris ...'in 13.09.2017 tarihinde öldüğünü, davalının ise kendisinin erkek kardeşi olduğunu, murise ait Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 714 ada 8 parsel, 2. kat, 8 numaralı bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın bilgisi dışında davalıya satış yoluyla devredilmiş olduğunun öğrenildiğini, taşınmazın terekede olması gerekirken muvazaalı bir biçimde davalının uhdesine geçtiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalıya yapılan satış işleminin iptali ile taşınmazın 1/2 hissesinin kendisi adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 02.11.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu talebi müvekkilin saklı payının tescili (tenkis) olarak ıslah ettiklerini belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davaya konu bağımsız bölümünün 21.04.1995 tarihinde taşınmaz malikleri ... ve arkadaşlarından bedeli bizzat tarafından ödenmek suretiyle satın alındığını, davacının iddiasının aksine taşınmazın muris ...'den satış yoluyla edinme durumunun söz konusu olmadığını, murisin vefatından sonra mirasçıları olarak davacı ile birlikte 2017 yılında ve muris üzerine kayıtlı taşınmazların beyan edildiği veraset ve intikal beyannamesinin düzenlendiğini, bu beyannamede davacı imzasının da bulunduğunu, mirasçıların saklı paylarına tecavüz edildiğini öğrendikleri andan itibaren tenkis davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2024 tarihli ve 2024/186 Esas, 2024/456 Karar sayılı kararı ile "...Ankara ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne verilen 2017 tarihli veraset ve intikal beyannamesinde davacı ...'in de imzasının yer aldığı, belgede yalnızca murise ait Ankara ... ilçesinde bulunan taşınmazın beyan edildiği, davacının dava konusu ...'da bulunan taşınmazın murise ait olmadığını 2017 yılı itibari ile bildiği, eldeki davanın 04.05.2023 tarihinde açıldığı, tenkis davası açmak için TMK'nın 571. maddesinde yer alan bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği..." gerekçesiyle "...davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2025 tarihli ve 2025/88 Esas, 2025/502 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun "...esastan reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Kararın gerekçesinin tamamen subjektif olduğunu ve hatalı bir değerlendirme ile verildiğini, müvekkilin bilgi ve iradesinin yanlış yorumlandığını,
2. Dava konusu taşınmazın davanın açıldığı tarihte müteveffa babası adına mı yoksa davalı kardeşi adına mı ya da başka üçüncü şahıs adına mı kayıtlı olduğunun müvekkili tarafından bilinmediğini, dosyaya tapu kayıtları celbedildiğinde söz konusu taşınmazın davalı kardeşi adına kayıtlı olduğunu ve bu tescil işleminin babasının vekâleti ile yapıldığını öğrendiğini,
3. Mirasçıların beyannamenin sadece ilk sayfasını imzaladıklarını, taşınmaz bilgilerinin beyannamenin diğer sayfasında olduğunu ve bu sayfada müvekkilinin imzasının bulunmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tenkis istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.