Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1141 K.2025/2470

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1141 📋 K. 2025/2470 📅 07.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/1141 E.  ,  2025/2470 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/8 E., 2024/109 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerin muris ...'nin çocukları olduğunu, muris tarafından düzenlenen 01.12.2011 tarihli vasiyetnamenin iptalinin gerektiğini, zira aynı memur tarafından işleme başlanıp işlemin sonlandırılmadığını, tanık ... ...'ın murisin akrabası olduğunu, vasiyetnamenin hiç okunmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde saklı paylarının tenkisini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin gerekli şekillere uygun düzenlendiğini, vasiyetnameye konu edilen taşınmazlar dışında muris adına kayıtlı başkaca taşınmazların olduğunu, saklı payların ihlal edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin, 07.04.2017 tarihli kararıyla vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 07.04.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 05.07.2018 tarihli ve 2018/7664 Karar sayılı ilâmı ile; vasiyetnamenin noter vekili ... tarafından düzenlendiğinin kabulü gerektiği, ancak davacılar tarafından bu iptal sebebinden başka sebeplere de dayanıldığı, Mahkemece dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali için ileri sürülen diğer nedenlerinde incelenmesi ve ulaşılacak sonuç uyarınca uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; vasiyetnamenin iptali hususunda yeterli delilin bulunmadığından davacıların tenkis istemi bakımından yargılamaya devam olunarak alınan raporlar neticesinde tercih hakkının davalılarca taşınmazın aynı şeklinde kullanıldığı, davacıların ihlal edilen saklı paylarının her bir davacı yönüyle 3.682.626,60 TL olduğunun bildirildiği gerekçesiyle vasiyetnamenin iptali talebinin reddine, terditli tenkis talebinin kabulü ile, 3.682.626,60'ar TL tenkis alacağının tercih hakkının kullanıldığı tarih olan 11.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan eşit miktarda tahsiliyle davacılara ayrı ayrı verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tenkis yönünden alınan raporun yetersiz olduğunu, tüm terekenin tespit edilmediğini, itiraz dilekçelerinde belirtildiği üzere murise ait mevcut hesaplar ile kamulaştırılan taşınmazların dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali terditli tenkis istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 560. maddesine göre, "Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler". Buna göre tenkis davası, mirasçıların saklı paylarını elde edememiş olması hâlinde açılabilir. Saklı payın zedelenip zedelenmediği ise mirasın açıldığı tarihteki terekenin durumuna göre belirlenir.
Tereke; miras bırakanın ölüm tarihi itibari ile sahip olduğu ve mirasçılarına intikal edebilen mal, hak, alacak ve borçların tümüdür. Miras bırakanın tasarruf özgürlüğünün belirlenebilmesi için terekenin ölüm tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekir.
Tereke denildiğinde akla ilk olarak miras bırakanın ölüm tarihinde sahip olduğu ve mirasçılara intikali elverişli olan mal ve haklar gelse de; tasarruf nisabının belirlenmesinde esas alınan tereke, yalnızca aktif değerlerden ibaret değildir. Net terekenin hesaplanabilmesi için miras bırakanın mal varlığının aktifine; mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı, denkleştirmeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalar ile hayat sigortası satın alma bedeli değerlerinin terekeye eklenmesi gerekir. Saklı paya elatmanın doğru olarak belirlenmesi için temlik konusu olmayan, mirasbırakana ait her türlü mal varlığı değerinin saptanmalıdır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur.
4721 sayılı Kanun'un 507/2 hükmü ile tasarruf nisabının hesaplanması için terekeden çıkarılması gereken değerler düzenleme altına alınmıştır. Hükme göre hesap yapılırken; miras bırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, miras bırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir. Bunlar terekenin pasifini oluşturur.
Mirasbırakanın, saklı payı zedeleyip zedelemediği "net tereke" üzerinden hesaplanır. Net tereke ise, terekenin aktifinden terekenin pasifin indirilmesi ile bulunur. Net tereke bu şekilde tespit edildikten sonra davacıların net tereke üzerinden miras payı bulunur ve daha sonra davacıların saklı payları belirlenir.
Tereke bu şekilde belirlendikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılıp parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Tasarrufun saklı payı ihlal edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Ayrıca sabit tenkis oranı hesaplanırken de bu rakam esas alınır.
Uygulamada miras bırakanın ölüm gününe göre bulunan tenkis oranına, sabit tenkis oranı denilmektedir. Sabit tenkis oranı, 11.11.1994 gün ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile "tasarrufun tümünün değeri ile davalılara yapılan fazla teberru arasında kurulan orandır". Sabit tenkis oranı, el atılan saklı payın (ihlal edilen saklı pay), tasarrufun değerine (kazandırma tutarı) oranı olup bunun her davalıya yapılan tasarruf tutarları yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerekir.
Diğer taraftan, lehine kazandırma yapılan davalının da saklı pay mirasçısı olması durumunda, ona yapılan kazandırma tutarından saklı payı indirildikten sonra tenkise tabi kazandırma miktarının dikkate alınması gerekmektedir. (Yargıtay 2. HD 2007/21515 E. sayılı kararı)
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiğinde, tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde, sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmayacağından davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse de sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Yapılan açıklamalar kapsamında somut olaya bakıldığında tenkis hesabına esas olmak üzere alınan bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira; murisin ölüm tarihinde terekesinde bulunan taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanun'u 22/A gereğince ada ve parsel numaralarının değiştiği, taşınmazların bir kısmının ise imar uygulamasına tâbi tutularak ifraz olduğu belirlenmekle bilirkişi raporlarının denetlenebilmesi için taşınmazların tedavüllü tapu kayıtlarının dosya arasına alınması gerekmektedir.
Tereke aktifinin eksik hesaplandığı tespit edilmiştir. Sivas 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/70 Esas, 2016/815 Karar sayılı ilâmı ile, muris ...'nin ... Bankası Sivas Şube Müdürlüğünde bulunan 56.780,00 TL'nin üzerindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülerek her bir mirasçıya eşit olarak ödenmesine karar verildiği, kararın tarafların temyiz etmemesi üzerine kesinleştiği, bankadaki paranın murisin ölüm tarihinde tereke aktifinde bulunduğu, ancak bankada bulunan murise ait paranın tereke aktifinde dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.
Vasiyetnameye konu 164 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, yeni ada ve parsel numarası bakımından raporlar arasında çelişki bulunduğu belirlenmiştir. Bu bakımdan, ilgili taşınmazın yeni ada ve parsel numarasının tereddütsüz şekilde belirlenerek temlik içi tereke hesabına dikkate alınması gerekmektedir.
Sabit tenkis oranı hatalı hesaplanmıştır. Davaya konu vasiyetnamede, davalılara farklı miktarlarda kazandırma yapılması nedeni ile her bir davalıya yapılan kazandırma tutarı belirlenerek ayrı ayrı sabit tenkis oranının hesaplanması ayrıca davalıların da saklı paylarının kazandırma tutarından düşülerek sabit tenkis oranının belirlenmesi gerekmektedir.
Taşınmazların bölünemez olduğunun tespiti hâlinde, tenkis alacağı hesaplanacaktır. Bu aşamada 4721 sayılı Kanun'un 564/2 hükmüne uygun olarak dava konusu taşınmazların karar tarihine en yakın olacak değerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında murisin terekesindeki bazı taşınmazların kamulaştırıldığı anlaşılmıştır. O hâlde, kamulaştırılan taşınmazların durumu gözetilerek kamulaştırma bedelinin hesaplamada dikkate alınması gerekirken Mahkemece taşınmaz değerinin hesaplanması hatalı görülmüştür.
Yukarıda izah edilen şekilde tenkis alacağı hesaplanması gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hüküm bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.