Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4107 K.2025/2444

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4107 📋 K. 2025/2444 📅 06.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/4107 E.  ,  2025/2444 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1234 E., 2024/976 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/107 E., 2021/463 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketle yaptığı 30.05.2017 tarihli harici sözleşme sonrasında davalı ... Yapım İnş. ve Tic. Ltd. Şti.'ye 390.000,00 TL ödeme yaparak bir adet dubleks daire satın aldığını, davalı Şirketin 2018 yılının yaz aylarında teslim etmesi gerekirken dairenin teslimini bir türlü gerçekleştirmediğini, ancak bir çok eksiği bulunmasına rağmen müvekkilinin ısrarları üzerine davalı Şirketçe 2018 yılının sonlarına doğru davacıya teslim edilmiş olan dairenin tapuda 02.07.2019 tarihinde diğer davalı ...'a satıldığını öğrendiğini, satın alan davalının kötüniyetli olduğunu, oysa müvekkilinin, davalı Şirketin sahibi olan ...'nın babası ile arkadaş olup samimiyetine güvendiği için artık dairenin kendine ait olduğunu düşünerek tapu devrinin gecikmesine ses çıkarmadığını, evin anahtarının alınmasından sonra dairenin kendisine teslim edilmiş olması nedeniyle 2019 yılının Ocak ayında müvekkili tarafından eve buzdolabı ve bir takım beyaz eşya alındığını, fakat evin dolaplarının tam yapılmamış olmasından ve diğer nedenlerden dolayı müvekkili tarafından evin diğer eşyalarının alınmadığını, bu durumun dâhi tek başına davanın haklılığını ortaya koyduğunu, davalıların ise kötüniyetli hareket ederek müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiklerini ileri sürerek; öncelikle dava konusu 28 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, tescilin mümkün olmaması hâlinde taşınmaz için ödenen rayiç bedelin ve taşınmaz için yapılan masrafların toplamı olarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin belirsiz alacak olarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2016 yılında eşi ile birlikte hekim olarak atandıkları Van iline yerleşip kısa süre sonra işyerine yakın ev satın alma arayışı içerisine girdiklerini ve şuan ikamet ettikleri daireyi satın aldıklarını, daire bedelinin bir miktarının peşin, kalan kısmının taksitlendirilerek davalı Şirketin sahibi ...’nın ... Bankası hesabına yatırıldığını, taksitlerin bitmesine kısa süre kala Şirket yetkilisi ...'in müvekkiline, elinde dubleks bir daire daha olup taksitler bittikten sonra yeni bir daire almak isterse o daireyi de satabileceğini teklif ettiğini, işlerinin yoğunluğu sebebiyle Van’a henüz adapte olamadığından bahisle yeni bir ev ve kiracı ile ilgilenemeyeceğini dile getiren müvekkilinin bu teklifi reddettiğini, ancak daireye kiracıyı kendisinin bulacağını ve kiracılık işleriyle ilgileneceğini söylemesi üzerine ...'in daire satın alma teklifini müvekkili ... bu şartlar altında kabul etmiş ise de sonrasında ...'nın toplu paraya ihtiyacı olduğunu, kendisinden satın almış olduğu ilk dairede olduğu gibi taksitler hâlinde daireyi satamayacağını, ancak eğer isterse konut kredisi kullanarak daireyi satın alabileceğini söylediğini, bunun üzerine 400.000,00 TL bedelle dairenin satışı için anlaşmaya varıldığını, satış bedelinin yaklaşık %75’inin Yapı ve Kredi Bankasından konut kredisi kullanılmak suretiyle kalan meblağın ise nakden ödenmek suretiyle dava konusu dairenin satın alındığını, dairenin satın alınmasından sonra ...'nın daireye bir kiracı bulduğunu ve 1.700,00 TL’ye kiraya verebileceğini söylediğini, her ayın 15’inde ise kiracıdan almış olduğu kira bedelini müvekkiline elden ilettiğini, ...’nın Mart 2020'de vefat etmesi nedeniyle her ay gönderilen kira bedelinin Nisan ayında ödenmemesi üzerine müvekkilinin, davacı ...'e ulaşarak oturdukları evin sahibi olduğunu bildirip ve şimdiye kadar ... aracılığıyla göndermiş oldukları kira bedelinin bundan sonra direkt kendi hesabına yatırılmasını talep etmiş ise de davacı tarafın bir takım tutarsız iddialarla kira bedelini ödemekten imtina ettiğini, bunun üzerine davacıya noterlikten ihtarname gönderildiğini, ancak sonrasında davacı tarafından müvekkili aleyhine eldeki davanın açıldığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinnin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Tanık beyanlarından davalı ...'nın taşınmazı satın almak için kredi çekmesi, kredi çektiği miktar, taşınmazın ekspertiz raporunda belirlenen değeri, bilirkişi raporunda bildirilen değer, dava açılmadan önce tarafların kabulünde olan, (şirket ortağı) ... aracılığıyla yapılan telefon görüşmesinde de davalı ...'nın taşınmaz için kredi çektiği yönündeki beyanları, ...'un tarafları uzlaştırmak için çekilen kredi nedeniyle zararın karşılanması teklifi, görüşme sırasında davalı ...'nın evi kredi çekerek kayden satın alması nedeniyle başkasına satıldığı hususunu kabul etmediğine ilişkin görgüye dayalı tanık beyanları, tüm bu bu beyanların davacı tanıkları tarafından da dile getirilmiş olması, 18/03/2020 tarihinde davalı şirket temsilcisi ...'in vefat etmesi sonrasında 06/04/2020 tarihinde işbu davanın açılması, vefatı tarihine kadar davalı ...'ya ...'in kira parası altında ödemeler yaptığının da tanık beyanları ile sabit olması karşısında davalı ...'nın taşınmazı muvazaalı olarak almadığı, satışın kredi kullanılarak yapılan gerçek bir satış olduğu, salt aynı apartmanda oturulmuş olmasının davalı ...'nın davacıyla tanışmasına yahut kendisine giderek evin maliki olduğunu beyan etmesine, kendisinden taleplerde bulunmasına sebep olamayacağı, davalı ...'nın bağımsız bölümün davacıya da satıldığına dair bilgisi olmasına rağmen evi alıp kötüniyetli olduğuna ve davalıların fikir ve eylem birliği içerisinde muvazaalı olarak devri gerçekleştirdiğine dair ispatın gerçekleşmediği hususları bir arada değerlendirildiğinde, tapu iptal ve tescil istemi yönünden davanın reddi gerektiği;
Terditli olarak; sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle ödenen bedelin iadesi talebinde bulunulmuş olup bu talebin incelenmesinde ise; davalı ...'nın talebe konu sözleşmenin tarafı olmadığı dosya kapsamında belirlenmiş olduğundan ve kötüniyetli olduğu ya da bedelden sorumlu tutulacağı da ispat edilemediğinden hakkındaki davanın reddine karar verildiği;
Davalı şirketin; dava konusu taşınmazın devrinin kararlaştırıldığı sözleşmenin tarafı olup sözleşmenin gereğini ifa etmediği ve sözleşmenin ifa olanağının kalmadığı; davacının ise, sözleşme kapsamında ödemiş olduğu bedeli denkleştirici adalet ilkesi ve hakkaniyet gözetilerek, sözleşme tarihinde satış bedeli olarak verilen paranın, taşınmazın iadesinin talep edildiği dava tarihi itibariyle enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak sureti ile uyarlama sonucu ulaşacağı alım gücü, paranın reel değeri tespit edilerek ulaştığı miktara göre talepte bulunma hakkına sahip olduğu, davacının satış bedeli, ödenen miktar ve ödeme olgusu konusunda ispat yükümlülüğü bulunduğu... 60.000,00 TL peşinatın ve sözleşme tarihinden sonra 2017 yılında 20.000,00 TL, 2018 yılında 57.300,00 TL, 2019 yılında 124.000,00 TL, 2020 yılında 5.000 TL olmak üzere 266.300,00 TL ödendiğinin hesap hareketlerinden anlaşıldığı, çeklerin davacı tarafından işbu taşınmazın satış bedeli olarak davalıya teslim edildiğinin ise bildirilen delillerle ispat edilemediği; buradan hareketle ödendiği anlaşılan 266.300,00 TL bedelin dava tarihinde ulaştığı gerçek değerin tespiti bakımından bilirkişi raporunda bildirilen memur maaşına yapılan zam, altın fiyatındaki artış, dolar artışı ortalamasına göre 526.650,59 TL.yi davacının davalı şirketten talep etme hakkı olduğu gerekçesiyle ve taleple bağlı kalınarak..." gerekçesiyle;
"1-Davacının tapu iptal ve tescil isteminin reddine,
2-Terdiden tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile;
A-Davalı ...’a karşı açılan davanın reddine,
b-Davalı Şirkete karşı açılan davanın kabulü ile; 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Bilirkişi raporunun, bu haliyle hüküm vermeye elverişli olmadığı, davacının ödediği satış bedelinin, ifanın imkansız hale geldiği dava tarihindeki ulaşacağı alım gücü; çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, ÜFE, TÜFE, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs. olmak üzere en az 6 ekonomik etkenin) ortalamasını esas alan uzman bilirkişiden denetime elverişli rapor alınarak belirlenmesi ve bu yöntemle belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekirken, hüküm vermeye yeterli olmayan bilirkişi raporu ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği, bu sebeple Dairece bilirkişiden alınan ek rapora göre sözleşme tarihinde davacı tarafından ödendiği tespit edilen 264.000,00 TL.nin, ifanın imkansız hale geldiği dava tarihinde ulaşacağı alım gücünün (memur maaşına zam, altın,brüt asgari ücret artışı, tüketici fiyat endeksi, yurtiçi üretici fiyat endeksi, işlemiş faiz ve dolar) ekonomik göstergeler esas alınarak 449.405,49 TL'ye ulaştığının hesaplandığı, ancak istinaf edenin sıfatı ve kazanılmış hak ilkesi gereğince, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle; istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin tüm birikiminin bu karar ile elinden alındığını, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğu hâlde İlk Derece Mahkemesinin fazlaya ilişkin hakları gözetmeyerek davayı 1.000,00 TL tazminat üzerinden kabul etmesinin önemli bir usul hatası olduğunu, hatta gerekçede dâhi davalı Şirketten 526.650,00 TL terditli alacak bulunduğunun belirtildiğini; ancak gerekçenin devamında taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle sadece 1.000,00 TL üzerinden tazminata hükmedildiğini, ıslah etme haklarının hatırlatılmayarak bu hakkın ellerinden alınmasının adil yargılanma ilkesine aykırı olduğunu, kaldı ki harcın dâhi tamamlanmış olduğunu, son celsede bir kısım tanıkların dinlenmelerinden vazgeçilerek hemen sözlü yargılamaya geçilmesi suretiyle Mahkemece alelacele karar verildiğini, delil listesindeki tüm delillerin toplanması gerektiğini, hesap hareketleri ve HTS kayıtları getirilmeden, davalının satın alma tarihindeki sosyal ekonomik durumu araştırılmadan en esaslı deliller toplanmaksızın davalı ...'ın kötüniyetinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, toplanmış olsa idi Şirket ortağı olan ... ile davalı ... arasındaki ilişkinin ortaya çıkabileceğini, muvazaa iddiaları olduğu hâlde bu konuda hiçbir araştırma yapılmadığını, oysaki muvazaa iddiasının resen araştırılması gerektiğini, kira sözleşmesine dayanılmayıp bilakis abonelik sözleşmelerine dayanıldığı hâlde sanki kira sözleşmesine dayanılmış gibi Mahkemece aleyhe değerlendirmelerde bulunulmasının hatalı olduğunu, hatta kira sözleşmesinin bir mizansel olduğunu da daha sonra öğrendiklerini, tanık anlatımlarına da hatalı anlamlar yüklenerek aleyhe değerlendirmeler yapıldığını, kira bedeli ödemediklerini, zira müvekkilin satın alma eyleminin zaten Mahkemenin kabulünde olduğunu, bir kiracı var ise bedelin aynı ev sahibine değil de başkasına ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tanıklarının ise görgüye dayalı bir tanıklıklarının bulunmadığını, müvekkilce davalıya verilen çeklerin daire bedelinin ödenmesi amaçlı olduğunun kabul edilmediğini, müvekkili ile davalı Şirket arasında ev alımı dışında ticari bir ilişki bulunmayıp bu durumda çeklerin daire bedeli oldukları hususunda bir şüphe bulunmadığını, davalı ...'ya yapılan devrin muvazaalı olması sebebiyle tapu devrinin geçersiz olup iptali gerektiğini, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini, muvazaanın Hâkimce resen nazara alınması gerektiği gibi taraflarca da her zaman ileri sürülebileceğini, dava konusu taşınmazın davalı ...'ya devredildiği 02.07.2019 tarihinden önce de sonra da müvekkilince kullanılmakta olup bu hususun irdelenmediğini, müvekkilinin bu tarihten önce evde oturduğunun ispatlanması hâlinde davalı ...'nın yalan beyanda bulunduğunun anlaşılmış olacağını, zira davalı ...'nın evi satın aldığı hâlde davacının kullanımına hiç karşı çıkmadığını, müvekkilin dava konusu daireye ne zaman yerleşmiş olduğunun hiç araştırılmadığını, müvekkilin dava açma ihtimalini düşünen ve aralarında fikir birlikteliği bulunan davalılarca uydurma kredi çekme işleminin gerçekleştirildiğini, krediyi kimin nasıl çektiği hususlarının araştırılması talep edilmiş olduğu hâlde ilgili bankaya müzekkere yazılmadığını, gerçek değeri 500.000,00 TL olan dairenin 145.000,00 TL bedelle satın alınmış olmasının yani aradaki fahiş farkın da Mahkemece hiç değerlendirilmediğini, zaten arada gerçek bir satışın da bulunmadığını, davalı ...'nın kötüniyetli olup davalı Şirket ortaklarıyla birlikte hareket ederek müvekkilinin zararına yol açtığını, fikir işbirliği içerisinde taşınmazın kısa sürede davalı ...'a devredildiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmaza taşındığı tarihin tespiti hâlinde de davanın esasının halledilebileceğini, davalıların tüm zarardan sorumlu olduklarını, davalı ... eğer taşınmazı gerçekten satın almış olsa müvekkilinin kullanımına itiraz etmesi gerekeceğini, zira taşınmazın başkasının kullanımında olduğunun ... tarafından bilinebileceğini, müvekkilinden kimsenin kira talep etmediği gibi müvekkilinin kullanımına da kimsenin itiraz etmediğini, davalıların samimi arkadaşlıklarının ticaret ortaklığına dönüştüğünün ispatı kapsamında HTS kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, davalı ... ve eşinin davalı Şirketle aralarındaki hesap hareketlerinin incelenmesi hâlinde de bu ilişkinin ortaya çıkacağını, meslekleri doktorluk olan davalı ve eşinin evin boş olup olmadığını kontrol etmeksizin satın almalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince toplanmamış olan delillerin Bölge Adliye Mahkemesince de toplanmadığını, davalılar arasında bu olaylar nedeniyle bir dava veya uyuşmazlık olup olmadığı hususlarının savcılıktan da sorulması gerektiğini, Mart 2019'da müvekkilinin beyaz eşyalarının dava konusu taşınmaza yetkili bayi tarafından bırakılmış olması sebebiyle davalı ...'nın evin Temmuz 2019'da boş ve oturmaya hazır durumda olduğu yönündeki beyanlarının yalan olduğunu, dava dilekçesinde tazminat istemleri de bulunmakta olup dava konusu dairedeki mutfak dolaplarının tam olduğu iddialarının doğru olmadığını, mutfak dolabından başka da müvekkili tarafından eve pek çok dolap yaptırıldığını, Şirketin ölen ortağı ...'nın eşi ... ile bina görevlisi/komşu ...'in satış işlemlerinden haberdar olmaları sebebiyle tanıklıklarına başvurulmadan karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekilinin katılma yoluyla verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu gibi, davanın tapu iptali ve tescil istemli olmakla nispi harca tâbi davalardan olduğunu, dava konusu taşınmazın değerinin keşif yapılmak suretiyle belirlendiğini, bu sebeple müvekkili lehine maktu vekâlet ücreti takdirinin hatalı olup nispi vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; yüklenicinin (yap-satçı) temliki iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede bedelin tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Kanunun'un "Belirsiz alacak davası" kenar başlıklı 107. maddesi şöyledir:
"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır."
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kayıt maliki ... ile sözleşme âkidi Şirketi davalı göstererek, yap-satçı Şirketin temlikine dayalı tapu iptali ve tescil ile belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsili isteminde bulunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki; davalılar arasında el ve iş birliği hâli bulunduğu hususu ispatlanamamış olduğundan tapu iptali ve tescil talebinin reddedilmesi doğrudur. Ne var ki terditli davada belirsiz alacak olarak istenen bedel yönünden, 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesi gereğince alacak belirlendiği vakit hâkim tarafından davacıya süre ve imkan tanınarak işlem yapılması gerekirken bu işlem yapılmadan taleple bağlı kalınarak tazminat olarak 1.000,00 TL'ye hükmedilmesi önemli bir usul hatası olmuştur.
3. Öte yandan; arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alınmasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ilgili olarak kanunlarımızda bir düzenleme mevcut olmadığından bu konulardaki uyuşmazlıkların çözümünde 30.09.1988 tarih ve 1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararının uygulanması benimsenmiştir. Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yap-satçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması hâlinde 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 163. maddesi (TBK m. 184) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir.
4. Davacı taraf, ikinci kademede davaya konu dairenin rayiç bedeli dikkate alınarak tazminat talebinde bulunmuş olup bu doğrultuda Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı dikkate alındığında; dava dilekçesinde sözleşme bedeli olarak "rayiç bedel" istenmesine rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda "denkleştirici adalet ilkesi" uyarınca hesaplama yapılması ve Mahkemece de bulunan bu sonuca göre karar verilmesi hatalıdır. Hâl böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında yap-satçının temliki hükümleri gereği deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarınn kabulü ile hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Davalının vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.