Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/3916 K.2025/2236

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3916 📋 K. 2025/2236 📅 24.04.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/3916 E.  ,  2025/2236 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1225 E., 2024/1326 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/11 E., 2022/112 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesi, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak istenilmekle duruşma istemi davanın niteliği gereği reddedilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının kardeş olduğunu, muris anneleri ...’in 03.12.2018 tarihinde öldüğünü, adı geçen murisin 05.12.2008 tarihinde düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi yaptığını, ancak bu sözleşmenin tarafların gerçek iradesini yansıtmadığını, davacının ölüm riski taşıyan bir hastalık geçirdiğini ve davacının o zamanki eşi olan kişiyle ailesinin karşı karşıya kalması korkusuyla malların korunması için müvekkilinin hem davalı hem de muris tarafından ikna edilerek kardeşi lehine annesinin mirasından feragat ettiğini, zira karşılığında ivaz olarak belirlenen 5.000,00 TL’nin sembolik olduğunu, bu bedelin de ödenmediğini, sözleşmenin kanunun emredici hükümlerine ve ahlaka aykırı olduğunu, aynı zamanda bu sözleşmenin muvazaalı olabileceğini, sözleşme konularından 459 ada 3 parseldeki taşınmazın davalıya 04.04.2016 tarihinde bağışlandığını, bu bağışın da kötüniyeti ortaya koyduğunu ve müvekkilinin 5.000,00 TL bedeli geri vermeye hazır olduğunu ileri sürerek mirastan feragat sözleşmesinin kesin hükümsüzlük sebebiyle iptalini, mümkün olmadığı takdirde saklı payın tenkisini ya da feragat karşılığı alınan 5.000,00 TL’nin terekeye iadesiyle davacının miras paylaşımına katılmasını, ayrıca 459 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan devir işleminin muvazaalı olması nedeniyle iptalini ve terekeye aidiyeti ile mirasçılara payları oranında tapuya tesciline mümkün olmadığı takdirde tenkisini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmayan soyut iddialardan ibaret olduğunu, davacının eski eşinden 2013 yılında boşandığını, bu nedenle iddia ettiği iradesini sakatlayan durumun 2013 yılında ortadan kalktığını, davacının murisin tüm malvarlığından feragat etmediğini, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren davacının itirazının olmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 451 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 31. maddeleri gereğince 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, hata, hile ve ikrahın hükümsüzlük sebeplerinden olmadığını, davacının muvazaa iddiasını başka bir davada ileri sürmesinin gerektiğini, ayrıca taşınmazın bulunduğu mahkemenin kesin yetkili olduğunu ve yasal olarak davacının tenkis talebinde bulunamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2019/11 Esas, 2022/112 Karar sayılı kararındaki "...4721 sayılı Kanun'un 573. maddesinde mirastan feragat durumunda tenkisin düzenlendiği, anılan maddeye göre mirasbırakanın, feragat eden mirasçıya sağlığında terekenin tasarruf edilebilir kısmını aşan edimlerde bulunduğu takdirde diğer mirasçılar tarafından bunun tenkisinin istenebileceği, bu durumda mirastan feragat edenin sadece saklı payını aşan miktarın tenkise tabi olacağı, 4721 sayılı Kanun'un 574. maddesine göre mirastan feragat edenin tenkis sebebi ile terekeye bir malı veya diğer bir değeri geri vermekle yükümlü olduğu takdirde dilerse tenkise tabi değeri geri vererek dilerse almış olduklarının tamamını terekeye iade ederek mirastan feragat etmemiş gibi paylaşmaya katılabileceği, belirtilen madde hükümlerinin uygulanabilmesi için mirastan feragat edene karşı diğer mirasçılar tarafından açılmış bir tenkis davasının bulunması, bunun için de öncelikle mirastan feragat edene mirasbırakan tarafından bir mal veya değerin verilmesinin gerektiği, açılan davada böyle bir durumun söz konusu olmadığı..." gerekçesiyle "davacının irade sakatlığı nedeniyle açtığı mirastan feragat sözleşmesinin iptali davasının hak düşürücü süre yönünden reddine; mutlak butlan sebebine dayalı açtığı mirastan feragat sözleşmesinin iptali davasının esastan reddine; terditli olarak açılan ve davacının tenkis talebinin ise davacının mirastan feragat ettiği görülmekle talebin reddine; miras paylaşımına katılma davasının ise şartları oluşmadığından reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 tarihli ve 2022/1225 Esas, 2024/1326 Karar sayılı kararındaki; "...davacının mirastan feragat sözleşmesini düzenleme nedeni olarak ileri sürdüğü eski eşinden 2013 yılında boşandığı, irade sakatlığı sebebinin endişenin ve etkinin ortadan kalktığı boşanma tarihi itibariyle sona erdiği, irade sakatlığı yönünden 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, 6098 sayılı Kanun'un 27 ve devamı maddelerindeki kesin hükümsüzlük hâllerinin ispatlanamadığı, 4721 sayılı Kanun'un 528. maddesine dayalı olarak yapılan mirastan feragat sözleşmesinin yasal koşullarına uygun olduğu, ayrıca iptalini gerektirir haklı ve hukuki bir sebebin bulunmadığı, mirastan feragat sözleşmesi ile davacının dava konusu taşınmazlar yönünden mirasçılık sıfatının kalmadığı, diğer mirasçılar tarafından açılan bir tenkis davasının da bulunmadığı, davacının tenkis talebi ve sözleşme bedelinin iadesi ile terekenin paylaşımı talebinin de yerinde olmadığı..." gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Muris ile müvekkili arasında esasen mirasçılığı sona erdirme gibi ortak bir isteğin söz konusu olmadığını,
2. Mirastan feragat sözleşmesinin mutlak olarak geçersiz olduğunu,
3. Kesin hükümsüzlük hâlinin söz konusu olduğunu,
4. Aynı zamanda dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu,
5. Murisin eşinin ölmesi sebebiyle davalının baskılarına maruz kaldığını,
6. Geçmişte müvekkiline konulan bir teşhis sebebiyle onun ölmesi hâlinde ailesinin önceki eşi ile karşı karşıya gelme korkusuyla davalının müvekkili ile murise baskı ve telkinde bulunduğunu,
7. Belirlenen ivaz tutarının da göstermelik olduğunu,
8. Sözleşme edimleri arasında aşırı dengesizliğin olduğunu,
9. Hukuki nitelendirmenin yapılmasının hâkimin görevi olduğunu,
10. Bir hakkı ortadan kaldıran veya kısıtlayan sözleşmelerin dar yorumlanmasının gerektiğini,
11. Davaya konu işlemin mutlak muvazaalı olduğunu,
12. Mutlak butlanla batıl bir işlemin hak düşürücü süreye tâbi olamayacağını,
13. Bunun her türlü delille ispatlanabilmesinin mümkün olduğunu,
14. Tanık beyanlarının müvekkilinin lehine olduğunu,
15. Davalının mirastan feragat sözleşmesini bir koz olarak kullandığını,
16. Murisin işlem sonrası davalıya yaptığı bağışlamanın hangi maksatla hareket edildiğinin bir göstergesi olduğunu,
17. Bağışlamanın iptale tâbi olduğunu,
18. Değerlendirmenin eksik yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; mirastan feragat sözleşmesinin iptali ve saklı payın tenkisi, terditli olarak sözleşme bedelinin terekeye iadesi ile paylaşıma katılma ve bağışlamanın muvazaalı olması sebebiyle iptali mümkün olmadığı takdirde tenkisi istemlerine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine;
24.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.