Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/3590 K.2025/2161
7. Hukuk Dairesi 2024/3590 E. , 2025/2161 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/489 E., 2024/928 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/244 E., 2022/3 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar murisi ... ... adına kayıtlı olan Antalya ili, ..... ilçesi, ..... Mahallesi 104 parsel sayılı taşınmazın 1460 m²'lik kısmının 20.03.1978 tarihli miras taksim sözleşmesine istinaden mirasçılardan ... ...'e isabet ettiğini, taksim sözleşmesinden sonra ... ...'in 1460 m² hisseyi Manavgat 1. Noterliğinde akdedilen 25.10.1995 tarihli ve15370 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile müvekkiline satmayı vadettiğini, sözleşmenin 26.10.1995 tarih ve 3132 yevmiye numaralı işlemle tapuya şerh verildiğini, müvekkilinin işbu taşınmaz hissesini daha sonra adi senet ile oğullarına devrettiğini, müvekkilinin oğulları tarafından sözleşmenin ifası için açılan tapu iptali ve tescil davasının, devir sözleşmesinin adi nitelikte olduğu gerekçesiyle Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.07.2020 tarihli ve 2018/243 Esas, 2020/127 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazı 1999 yılından beri bina inşa ederek kullanmakta olduğunu, intikal ve tapu işlemlerinin yapılması için davalılarla irtibata geçilmesine karşın hiçbir olumlu sonuç alınamadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın satış vaadine konu edilen 1460 m²'lik hissesinin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın hâlen muris ... ... adına kayıtlı bulunduğunu, el birliği mülkiyetine tâbi taşınmazdaki iştirak hâli çözülmeden tapunun kısmen iptali ile davacı adına tesciline karar verilemeyeceğini, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8. maddesi gereği sözleşmenin ifa olanağının da bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını ve kesin hüküm itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli ve 2020/244 Esas, 2022/3 Karar sayılı kararı ile "...dava konusu taşınmazın tapuda muris ... ... üzerine kayıtlı olduğu ve davalılar yönünden taşınmaza el birliği halinde malik olunduğu, davacının muris ... ... mirasçılarından olmadığı, dava konusu taşınmaz yönünden davacı ile mirasçılarından ... ... arasında imzalanan düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin bu nedenle ifa olanağının bulunmadığı..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş; Bölge Adliye Mahkemesinin 14.05.2024 tarihli ve 2023/489 Esas, 2024/928 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin "...istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, dava dilekçesinde dayandığı nedenleri tekrar ederek;
1. Satmayı vadeden ... ...'in miras mukavelesinin yanı sıra satışa konu kısma ait krokiyi de dava konusu sözleşmeye eklediğini, dava edilen bölümün bu şekilde müvekkile teslim edildiğini,
2. Davalılar tarafından dava tarihine kadar krokinin doğru olmadığı veya gerçeği yansıtmadığı yönünde hiç bir itirazın ileri sürülmediğini,
3. Davalıların el birliği mülkiyeti iddiasını ileri sürmelerinin kötü niyetlerinin bir göstergesi olduğunu ve bu hususun dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini,
4. Müvekkilinin herhangi bir hak kaybı yaşamaması adına dava konusu taleplerini terditli olarak genişlettiklerini, temyiz talebinin kabul olmaması hâlinde müvekkilin ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi kapsamında müvekkiline iadesi için kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.