Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1490 K.2025/2147
7. Hukuk Dairesi 2025/1490 E. , 2025/2147 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/398 E., 2024/745 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kız kardeşinin eşi olan davalı ile 02.12.1995 tarihinde adi yazılı satış senedi tanzim ettiğini, davalının tapu tahsis belgesiyle hak sahibi olduğu taşınmaz üzerine 2 kat daha inşa ettikten sonra 2 adet daireyi davacıya teslim edeceğini vaat ettiğini, gayrimenkul satış senedinin şahitler huzurunda ve muhtar onayıyla imzalandığını, satış tarihi itibari ile 800.000.000 ETL'yi peşin, 200.000.000 ETL'yi de iki adet dairenin teslim tarihi olan 1996 yılı Mart ayında olmak üzere satış bedelinin tamamını davalıya ödediğini, kapı numarası 3 ve 5 olan dava konusu 2 adet daireyi 1996 yılı Mart ayında müvekkiline teslim ettiğini fakat dava konusu taşınmazların yer aldığı bina için davalının müteahhit firma ile arsa payı karşılığı satış vaadi ve inşaat sözleşmesi imzaladığını, taşınmazda kat irtifakı/kat mülkiyeti kurulduysa bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini; aksi hâlde davacının zilyetliğinde bulunan dairelerden davacıya düşen ancak davalı adına kayıtlı olan hisselerin iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını, zilyetliğin devredilmediğini, davacı tarafın edimlerini yerine getirdiğine dair delil sunamadığını beyanla, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2017/118 Esas, 2019/344 Karar sayılı kararıyla; davacının dava konusu sözleşme ile edimlerini yerine getirdiği, tapusuz taşınmazların menkul mal niteliğinde olduğu, sözleşmede taşınmazda davalının zilyetliğinin belirlenen kısmını (2 adet daireyi) davacıya devrettiği, davacının zilyetliğinin bina yıkılana kadar devam ettiği ancak tapu alındıktan sonra davalının sözleşme gereği davacıya devretmesi gereken hisseyi devretmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 08.12.2022 tarihli kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; dava konusu belge düzenlenmeden önce Maltepe Belediyesi tarafından 12.08.1986 tarihinde 1 katlı mesken için davalıya tapu tahsis belgesi verildiği, davalının ise 02.12.1995 tarihli belge ile henüz hak sahibi olmadığı, yapacağı inşaat sonucu oluşacak dairelerden iki tanesini davacıya vermeyi taahüt ettiği, yapılacak daireler için davalıya verilmiş bir tapu tahsis belgesi olmadığı, davacı ile davalı arasında düzenlenen sözleşmenin tapu tahsis belgesindeki şahsi hakkın devri şeklinde yorumlanmasının mümkün bulunmadığı, diğer yandan ise üzerine iki kat daha yapılması planlanarak devrdilmesi taahhüt edilen tapulu taşınmaz için devrin ancak resmî şekilde yapılmasının mümkün bulunduğu, muhtar onayı ve şahitler huzurunda düzenlenen adi yazılı sözleşmenin belirtilen şekil şartını da taşımadığı, açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 12.08.1986 tarihli tapu tahsis belgesine dayanarak tapu iptal ve tescil talebinde bulunduğu, ancak davalıya verilen tapu tahsis belgesinin taşınmazda bulunan 1 katlı mesken için olduğu, davalının bu tarihte henüz hak sahibi olmadığı, yapacağı daireler için davacıya taahhütte bulunmasının şahsi hakkın devri niteliğinde olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın sözleşme gereğince bedelinin ödendiğini ve zilyetliğinin teslim edildiğini, taşınmazın müvekkili tarafından 21 yılı aşkın süredir kullanılageldiğini, tapusuz taşınmazların satışının herhangi bir şekle tâbi olmadığını, tapusuz taşınmazın devir ve teslimi ile birlikte mülkiyetinin alıcıya geçeceğini, dosya kapsamında bulunan bina vergi ödemelerine göre bina yıkılana kadar vergisinin müvekkili tarafından ödendiğini, dinlenen tanık beyanlarına göre taşınmazların müvekkiline 1996 tarihinde devredildiği ve aralıksız olarak müvekkili tarafından kullanıldığı sabit olduğunu, davalının tapu tahsis belgesine göre hak sahibi olduğu tapusuz taşınmazı sözleşme ile başkasına devredilebileceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulmasını istemiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının Dairemizin bozma ilâmı doğrultusunda verilen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz karar harcı peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.