Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1028 K.2025/1991

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1028 📋 K. 2025/1991 📅 14.04.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/1028 E.  ,  2025/1991 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2017/299 E., 2021/1075 K.
Mahkemence bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın müteahhidi olduğu ve kendisine ait Pendik ......., .......pafta, 5138 ada 22 parselde bulunan 1. kattaki daireyi müvekkili davacıya sözleşme ile sattığını, satış bedelinin yarısı olan 40.000,00 TL’yi aldığını, diğer yarısının tapu devri esnasında ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalı ... ile müvekkili arasında akdedilen sözleşme gereğince dava konusu taşınmazın 15.03.2014 tarihinde tamamen bitmiş şekilde davacıya devrinin yapılması gerektiğini, ancak davalı ...’nin kat mülkiyeti işlemleri tamamlanmadığından bahisle tapuya gitmekten kaçındığını, davalı ...’nin kötüniyetli olarak muvazaalı bir satışla tüm taşınmazları diğer davalı ...'e satarak tapu devri işlemlerini yaptığını, yapılan işlemin muvazaalı olduğunu, davalı ...’un asgari ücretle çalıştığını, bu taşınmazları alacak ekonomik gücü olmadığını, bu nedenle muvazaalı olarak yapılan işlemin iptali ile dava konusu taşınmazın tapusunun müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve tensip zaptının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, davacı ile diğer davalı ... arasında imzalanan sözleşmenin resmî şekil şartı taşımadığından satış vaadi sözleşmesi değil, adi bir sözleşme niteliğinde olduğunu, üçüncü kişilere karşı bağlayıcı olmadığını, sözleşme tapu kütüğüne tescil ettirilmediğinden iyi niyetli üçüncü şahıslara karşı ileri sürülemeyeceğini, davalının gayrimenkulü iyi niyetle satın aldığını, taşınmazın üzerindeki borçların davalı ... ve kardeşi tarafından ödendiğini, bu nedenle taşınmazın satım değerinin 54.000,00 TL olduğunu, icra dosyalarındaki takyidatların kaldırılması için davalı ve kardeşinin yaklaşık olarak 290.000,00 TL ödeme yaptığını beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.09.2015 tarihli kararında özetle; dava dilekçesi incelendiğinde, sadece tapu iptal talebinin bulunduğu, sözleşmeye konu gayrimenkulun sonradan başkasına satıldığı, tapuya güven ilkesi gereği iyi niyetli üçüncü kişilerin tasarruflarının korunması gerektiğini, davacı sözleşme gereği bir tazminat hakkına sahip olsa bile, dava dilekçesinde böyle bir talebi olmadığından ve tapu iptal yönünden de şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 29.09.2015 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 13.02.2017 tarihli kararında özetle; somut olayda, tanık listesinin verilmesi hususunun gözardı edildiği, taraflar dava ve cevap dilekçelerinde tanık deliline dayandıklarına göre Mahkemece, usulüne uygun şekilde tanıklarını bildirmesi için süre verilmesi, bildirdikleri taktirde tanıklarının dinlenmesi, daha sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozma kararı sonrasında Mahkemenin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacı tarafça, taşınmazın davalı ... tarafından davalı ...'e muvazaalı bir şekilde devredildiğinin iddia edildiği, ancak somut bir delille ispat edilemediği, taşınmaz bedeli olarak kararlaştırılan bedelin 40.000,00 TL’sinin ödenmediği, taşınmazın iskânının bulunmadığı, taşınmaz vadi sözleşmesi resmî şekle tâbi olmasına rağmen taraflar arasında geçerli, resmî şekle uygun bir sözleşmenin bulunmadığı, sözleşmenin tapuya şerh edilmediği, muvazaalı işlem ile taşınmazı satın aldığı ispatlanamayan davalı ... yönünden ayni hakkın üstünlüğü nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ... yönünden de sadece tapu iptali ve tescil talebi bulunduğundan ve taşınmaz ... adına kayıtlı olduğundan edimin ifasının imkansız olması gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalılardan.......’un, dava konusu bağımsız bölümün de içinde bulunduğu 5 katlı taşınmazın tamamını satın almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının taşınmazı satın alacak ekonomik gücünün bulunmadığını,
2. Davalı ...’un ödemeye ilişkin hiçbir belge ve delil sunamadığını,
3. Davalı ... tarafından satın alındığı iddia edilen taşınmazların toplam bedeli ile tapudaki bedel arasında ciddi fark bulunduğunu, bu durumda iyi niyetten ve gerçek bir alım-satımdan söz edilemeyeceğini, Mahkemece iyi niyetli olduğu iddia edilen davalı ...’un hangi gerekçe ile iyi niyetli olduğunun açıklanmadığını,
4. Mahkemenin bilirkişi raporuna itibar etmediğini,
5. Davalı ...’un kötü niyetli olduğunun tanık ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu,
6. Ön ödemeli konut satış sözleşmelerinde resmî şekil şartı olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; yap-satçının temlikine dayalı olarak tapu iptali ve tescil şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.