Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/3494 K.2025/1720

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3494 📋 K. 2025/1720 📅 27.03.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/3494 E.  ,  2025/1720 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1283 E., 2024/1031 K.
DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... vd.
DAVALILAR : ... vd.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/76 E., 2022/32 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris ...'nin 18.03.1971 tarihinde öldüğünü, mirasçılarına dair 24.03.1971 tarihli Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/219 Esas, 1971/163 Karar sayılı veraset ilâmının alındığını ancak daha sonra murisin kızları Müfide, ...e, ... Nil, ... ...ve... tarafından mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğini, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 551/1 hükmünde "... Vefat edenin mirasçılarından birisi mirası reddederse bunun hissesi murisin vefatında hayatta değilmiş gibi diğer mirasçılarına intikal eder" düzenlemesinin bulunduğunu, yürürlükteki Kanun'un 611/1 hükmünde aynı hususa değinildiğini, mirasçılardan ...e ve ... ...n babalarının ölüm tarihinde hayatta bulunan ikişer çocukları olduğunu, bu durumda ...e ve ... ...n babalarının mirasını reddetmeleri hâlinde paylarının "halefiyet ilkesi" gereğince mirasın açıldığı tarihte sağ ve mirasçılığa ehil olan alt soyları davacılara geçeceği iddiası ile veraset ilâmının iptalini, mirası reddeden mirasçıların miras paylarının intikal şeklini ve davacıların da mirasçı olduklarını ve miras paylarını gösterir şekilde yeni bir veraset ilamının düzenlenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılardan Ömür Derya Coşkun cevap dilekçesinde; davacıların Kanunun aradığı en yakın mirasçılar olmadığını, murisin kendi el yazısı ile borcu olduğunu belirterek borcu ödeme konusunda ölüme bağlı tasarrufta bulunduğunu, bu nedenle mirasçıların reddi miras yaptığını, davacıların murisin ölüm tarihinde 0-5 yaşlarında yani çocuk yaşta olduklarını, borca batık terekeyi kabule ehil olmadıklarını ve vasilerinin onlar yönünden beyanda bulunmadığını, murise ait borçlar kendileri tarafından ödendikten sonra bu talepte bulunmanın iyi niyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Kanunun 551. maddesine göre reddeden mirasçıların miras payının diğer mirasçılarına intikal ettiği, en yakın mirasçı deyiminden murisin ölümünde onun mirasçısı olan kardeşlerin olduğu, murisin ölüm tarihinde mirasçıların çocukları olan davacı ..., ..., ... ve ...'ın 0-5 yaş aralığında yani reşit olmamaları, en yakın mirasçı olarak mirasın alt soya değil kardeşlere geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasçılık belgesinin verildiği tarihte henüz murisin mirasının reddedilmemiş olması nedeni ile iptali istenilen mirasçılık belgesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılardan ... vekili temyiz dilekçesinde:
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu,
2.Murisin ölüm tarihinde yürürlükte bulunan ve davada esas alınması gereken mülga 743 sayılı Medeni Kanunun, "III. Reddeden mirasçının hissesi " başlıklı 551. maddesi ile hâlen yürürlükte olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 611. maddesinin benzer düzenleme içerdiğini, 611.madde gerekçesine bakıldığında hüküm değişikliği yapılmadığının belirtildiğini, her iki kanun maddesinde de hüküm altına alınan hususun mirası reddeden kişinin miras payının, murisin ölümü sırasında hayatta değilmiş( muristen önce ölmüş ) gibi kendi mirasçılarına geçeceği olduğunu,
3.Emsal Yargıtay kararlarında da reddeden mirasçının alt soyunun mirasçı olacağının açıkça belirtildiğini,
4.Mirasçılar ...e ve ... ...n babalarının mirasını reddetmeleri hâlinde, paylarının "halefiyet ilkesi" gereğince mirasın açıldığı tarihte sağ ve mirasçılığa ehil olan alt soyları çocuklarına (davacılara) geçeceğinin tartışmasız olduğunu,
5.Mahkeme gerekçesinde yer alan ve davacıların murisin ölüm tarihinde 0-5 yaş aralığında oldukları, reşit olmamaları nedeniyle mirasçı olamayacakları anlamına gelen yorumun sağ doğmak koşuluyla cenin dahi mirasçı olabiliyorken mirasçı olabilmeyi reşit olma şartına bağladığından açıkça hukuka aykırı olduğunu,
6.Önceki tarihte düzenlenen mirasçılık belgesinin mirasın reddi kararından sonra oluşan yeni hukuki duruma uyarlanması gerektiğini, mirasçılık belgesinin çekişmesiz yargı işi olup aksi ispatlanıncaya kadar geçerli olduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, mirasçılık belgesinin iptali ile yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacılar vekili Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/219 Esas, 1971/163 Karar sayılı veraset ilâmında mirasçı olarak gösterilen bir kısım mirasçıların mirasın gerçek reddi beyanında bulunduğunu, bu nedenle onlara düşen miras payının alt soyları olan davacılara intikal edeceğini, ancak dava konusu mirasçılık belgesinde bu kişilerin mirasçı olarak görülmeye devam ettiğini belirterek veraset ilâmının iptali ile kendilerinin mirasçı olduğunu gösterir yeni mirasçılık belgesi düzenlenmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; reddeden mirasçıların miras payının diğer mirasçılarına intikal ettiği, en yakın mirasçı olarak mirasın alt soya değil kardeşlere geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ilgili kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, mirasçılık belgesinin verildiği tarihte henüz murisin mirasının reddedilmemiş olması nedeni ile iptali istenilen mirasçılık belgesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ret gerekçesi değiştirilerek Bölge Adliye Mahkemesince farklı ret nedenine dayanıldığından yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi cihetine gidilmesi gerektiği hâlde istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise; mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar adına düzenlenmiş bulunan kişi ve kişilerin mirasçılığı lehine bir karine oluşturur. Bu belge murisle mirasçıları arasındaki irs (soy) ilişkisini göstermesi yanında mirasın (terekenin) mirasçılara intikalini sağlayıcı bir işleve de sahiptir. Bu nedenlerle mirası reddeden mirasçı veya mirasçılar varsa düzenlenecek mirasçılık belgesinde mirasçılık sıfatına sahip olan kişi veya kişiler ile miras paylarının gösterilmesi ve mirası ret durumuna işaret edilmekle yetinilmemesi; mirası ret nedeniyle mirasçılık sıfatını kaybedenlerin ve bunların payının akıbetinin, kime kalacağının da gösterilmesi gerekir. Öte yandan murisin ölüm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 743 sayılı Kanun'un 551/1 hükmündeki "...vefat edenin mirasçılarından birisi mirası reddederse bunun hissesi murisin vefatında hayatta değil imiş gibi diğer mirasçılara intikal eder...." hükmü uyarınca, mirası reddeden mirasçılar muris babalarından önce ölmüş gibi değerlendirilecektir. Davacılar yukarıda açıklandığı şekilde mirasçılık belgesi düzenlenmediği takdirde her zaman için iptalini talep edebileceğinden mirasçılık belgesinin verildiği sırada ret beyanının gerçekleşmemiş olması nedeniyle istinaf itirazlarının reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.