Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/637 K.2025/1708
7. Hukuk Dairesi 2025/637 E. , 2025/1708 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3395 E., 2024/3297 K.
DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ...
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/230 E., 2024/491 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili, davalılar ve ..., ... ve ...’ın mirasbırakanı...arasında 25.12.1998 tarihinde imzalanan "Harici Taksim Mukavelesi"nin 9. maddesine göre...ilçesi, Merkez mahallesi, 352 ada 70 parsel sayılı taşınmaz ve arkasındaki 352 ada 108 parsel sayılı taşınmaz içindeki 125 m2 yüzölçümlü bölümün müvekkili ...’ın kullanımına bırakıldığını, bunun karşılığında krokiyle ayrılan parça hariç, ... ilçesi, Merkez mahallesi, 352 ada 108 parsel sayılı taşınmaz ile ... ilçesi, ... mahallesi, 133 ada 8 parsel sayılı taşınmazın ise davacıların kullanımına bırakıldığını, her ne kadar müvekkili ... ile önceki hissedarın mirasçıları olan davalılar arasında bir sözleşme imzalanmış ve taşınmazlar fiili ve rızai olarak paylaşılmış ise de davalılarca 20.08.2020 tarihinde açılan ortaklığın giderilmesi davası ile (... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/426 Esas) bu mutabakatın bozulduğunu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek; 20.08.2020 tarihinden dava tarihi olan 07.10.2020 tarihine kadarki 1 ay 17 günlük dönem için; dava konusu 352 ada 108 parsel sayılı taşınmazdaki ¼ hissesi karşılığında, aylık 3.000,00 TL üzerinden toplam 4.700,00 TL, aynı yerdeki 133 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 hissesi karşılığında, aylık 4.000,00 TL üzerinden toplam 6.265,00 TL olmak üzere toplam 10.965,00 TL, ecrimisilin hisseleri oranında, ait olduğu aydan başlamak üzere yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş; 25/03/2024 tarihli ıslah dilekçesinde ise; 20.08.2020 ile dava tarihi arasındaki dönemde; 352 ada 108 parsel sayılı taşınmazdaki ¼ hissesi karşılığında aylık 20.584,53 TL üzerinden toplam 32.249,10 TL, ve 133 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 hissesi karşılığında aylık 8.748,99 TL, üzerinden toplam 13.706,75 TL. olmak üzere toplam 45.955,85 TL. ecrimisil alacağının hisseleri oranında ve ait olduğu aydan başlamak üzere yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ederek talep sonucunu ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; mirasçı paydaşlar arasında 25/12/1998 tarihli resmi şekilde yapılmış miras taksim sözleşmesiyle davacıya bırakılan 352 ada 70 parsel sayılı taşınmazı günümüze kadar fiilen davacının kullandığını, müvekkillerinin de yalnızca sözleşmeyle kendilerine bırakılan taşınmazları kullandıklarını, taksim sözleşmesiyle kendilerine isabet eden taşınmazlar için ecrimisil istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca açılan ortaklığın giderilmesi davası neticesinde karşılıklı rıza durumun bozulmuş olup ecrimisil istenemeyeceğini, bunların yanında arsa vasıflı taşınmaz hakkında intifadan men şartının da gerçekleşmediğini, miras taksim sözleşmesi geçerli olup fiili taksim de yapıldığından müvekkillerince kullanılması kararlaştırılan taşınmazın kullanımının haksız olmadığını, ortaklığın giderilmesi davası açılmasının miras taksim sözleşmesini bozmayacağını, fiili taksimin ortaklık giderilinceye kadar meşru olduğunu, aksi düşünüldüğünde dahi ortaklığın giderilmesi davasında iki taraf da sözleşmeye göre aynen paylaşma istediğinden iki tarafın da taksim iradesinden, rızasından vazgeçmediğini, dolayısıyla ecrimisil istenemeyeceğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;"...Davacının, dava konusu taşınmazlardan 352 ada 108 parselde ve dava dışı taşınmazda payına karşılık kullandığı yer bulunup bu kullanımına karşılık davalı tarafa 352 ada 108 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının ve ... Mahallesi 133 ada 8 parsel sayılı taşınmazın bırakıldığı, sözleşmeye göre taşınmazları kullandıkları, davacının payına karşılık gelen yeri nalbur dükkanı olarak kullandığı hususları birlikte değerlendirilmekle, davacının payından daha azını kullandığını ileri sürerek talepte bulunamayacağı, kaldı ki aralarındaki taksim anlaşması kapsamında taşınmazları kullandıklarının da dosya kapsamıyla sabit olduğu, imar durumu itibariyle de fiili taksim yoluyla taşınmazların bölünmesinin/tevhidinin mümkün olmadığı..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;"...Her ne kadar kısmi dava açılması durumunda kesinlik sınırı, alacağın tamamına göre belirlenecek ise de burada alacağın tamamı tüm davalılar için toplam olarak belirlenmiş olup, davacının her bir davalı paydaşa payı oranında ayrı ve bağımsız dava açma hakkı varken subjektif dava yığılması biçiminde birlikte davayı yönelttiği görülmekle, burada her bir davalıya yöneltilen davanın ayrı ayrı değerlendirilmesi gereği her bir davalı için belirlenen alacağın tamamının kesinlik sınırının altında olduğu, davalıların kullandıkları bölümlerden ayrı ayrı sorumlu bulundukları belirlenmekle, davalı sayısı itibariyle toplam alacağın her bir davalıya düşen tutarı eşit olsa dahi 28.250,00 TL'yi bulmayacağı, açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin HMK 342. maddesine uygun şekilde başvurusunun bulunmadığı, istinaf talebinin HMK'nın 341. ve 346. maddeleri gereği miktar itibariyle usulden reddine ilişkin iki haftalık süre içerisinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verildiği..." gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma dilekçesinin HMK'nın 341, 346/2 ve 352/1 maddeleri uyarınca miktar yönünden reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; eksik inceleme yapıldığını, 70 parsel sayılı taşınmaz dava konusu olmadığı halde bu taşınmaza yönelik belirlemeler de yapıldığını, davanın özünün kavranamamış olduğunu, taraflar arasında rızaya dayalı kullanımın devam ettiği yönündeki kabulün hatalı olup taksim sözleşmesinin 9. maddesinde ortaklığın giderilmesi davası açılmayacağı taraflarca taahhüt edildiği halde anılan davanın açılmasıyla bu iradeden dönüldüğünü, sözleşmenin geçerli olup tarafları bağladığı değerlendirmesinin de hatalı olup ortaklığın giderilmesi davası açılmasından itibaren ecrimisil istenebileceğini, talebin müvekkilin payından az yer kullamıyor olmasına değil, davalıların iradelerinden dönmesine dayalı olduğunu, talep sonucunun ise davalıların ortaklığın giderilmesi davasını açmalarından sonraki döneme hasredildiğini, taşınmazların tevhidinin ya da bölünmesinin mümkün olmadığı yönündeki saptamanın somut uyuşmazlıkta kıymeti olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin kararıyla müvekkili yönünden ağır bir mağduriyet yaratılmışken Bölge Adliye Mahkemesinin de bu adaletsizliği görmezden geldiğini, zira davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu ve subjektif dava yığılması olduğu yorumunun doğru olmadığını, murisin vefatıyla iştirak halinde malik ve dolayısıyla zorunlu dava arkadaşı olduklarından davalıların tümüne davanın yöneltilmesi gerektiğini, kararın öncelikle bu yönüyle yerinde olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, paydaşlar arasında ercimisil istemine ilişkin olup; dava değerinin istinaf kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf talebinin HMK'nın 341, 346 ve 352/b maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar; dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un 352/1 - 361/1 ve 362/1-a hükümleri uyarınca ONANMASINA,
Temyiz karar harcı davacı taraftan tam alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.