Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/1968 K.2025/1527
7. Hukuk Dairesi 2024/1968 E. , 2025/1527 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1769 E., 2024/438 K.
DAVACILAR : ... vd. vekilleri Avukat ... vd.
DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ...
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/195 E., 2022/138 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşma talep eden davalılar vekili Av. ..., karşı taraftan davacılar vekili Av. Amine Özdemir geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi Abdullah Yılmaz ile davalılardan ... ve ... arasında ... l.Noterliğinin 15.06.1993 tarihli, satış vaadi sözleşmesi uyarınca Antalya ili, ... ilçesi,... Köyünde bulunan 295, 296, 300, 302, 304 parsel numaralarında kayıtlı taşınmazlardaki davalılara murislerinden intikal edecek olan hisselerinin tamamının murisleri Abdullah Yılmaz'a satıldığını, diğer davalı ... tarafından da 295, 296, 300, 301, 303, 304 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerinin tamamının ... 1. Noterliğinin 25.04.1995 tarihli, satış vaadi sözleşmesi ile davacıların murisi Abdullah Yılmaz'a satıldığını, dava konusu taşınmazların bir kısmının hala kök muris adına kayıtlı olduğunu, bir kısmının iştirak halinde mülkiyet esasına tâbi olduğunu, bir kısmının ise üçüncü şahıslara devredildiğini ileri sürerek 295, 296, 300, 301, 302, 303, 304 parsel sayılı taşınmazların tapularının iptali ile Abdullah Yılmaz mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, tapu iptali ve tescili talebi kabul görülmediği takdirde sözleşmelere konu taşınmazların güncel değerinin belirlendiğinde arttırılmak üzere belirsiz alacak davası olarak şimdilik 40.000,00 TL'nin davanın açıldığı tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında alacağını 1.593.938,78 TL olarak belirlemiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, tapuya şerh edilmeyen satış vaadi sözleşmelerinde vaat borçlusunun kötüniyetli kabul edilemeyeceğini, tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların zilyetliğinin teslim edildiğinin sözleşmede yazılı olması nedeniyle zamanaşımı süresinin işlemeyeceği, 301 numaralı parselin davalıların murisi adına kayıtlı olmadığı, 303 ve 304 numaralı parsellerin dava dışı 3. kişilere satılmış olduğu, 300 ve 302 parsel sayılı taşınmaların ortaklığın giderilmesi davası sonucunda satıldığı, diğer dava konusu olan 295 ve 296 numaralı parseller hâlen davalıların murisi adına kayıtlı olsa da tarla vasıflı olan bu taşınmazların İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün cevabı yazısı ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında davacılar adına tescillinin mümkün olmadığının belirlendiği, bu nedenlerle davacıların terditli olarak ileri sürdüğü tapu iptal tescil talebinin reddine karar verildiği; terditli olarak ileri sürülen tazminat talepleri kapsamında davacıların taşınmazların güncel rayiç değerlerinin alınan raporlarla belirlendiği, bölge adliye mahkemesinin kararında kaldırma konusu yapılmayan ve önceki hükümde esas alınan tutarlar ve diğer hususlara ilişkin usulü kazanılmış haklar dikkate alınarak davalılardan ...'in hissesine düşen 295, 296, 300 ve 303 No.lu parseller yönünden hesaplanan 571.818,77 TL'nin ...'den, 295, 296, 300, 302 ve 304 No.lu parseller yönünden 406,254,00.TL'nin ...'den, 406.254,00.TL'nin ...'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak yasal miras payları oranında davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... 1. Noterliğinin 15.06.1993 tarih ve 10312 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi ile davacıların murisi Abdullah Yılmaz ile davalılardan ... ve ... arasında 295, 296, 300, 302, 304 parsel numaralı taşınmazlardaki hisselerin satışı, diğer davalı ... ile ise ... 1. Noterliğinin 25.04.1995 tarih 5913 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile 295, 296, 300, 301, 303 ve 304 parsel numaralı taşınmazlardaki hisselerin tamamı satmayı vaat edildiği, tapu iptal tescil talebinin reddine karar verildiği, bilirkişi raporları ile alacak miktarının belirlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; davacıların isteği üzerine satış için ...'ın yetkilendirildiğini, ...'ın davacıların vekili olan ...'in kayın babası olduğunu, tanık beyanlarına rağmen mahkemece davanın kabulünün hatalı olduğunu, 303 ve 304 No.lu parsellerin ... tarafından 3.kişilere satılıp parasının davacılara verildiğini, rayiç bedellerin tahsiline yönelik taleplerin zamanaşımı nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, davaya konu taşınmazların sulama alanı dışında olmasına rağmen raporlarda sulama alanında kabul edilerek çok fazla alacağa hükmedildiğini, taşınmazların revizyonla ada ve parsel numaraları ile m2'lerinin arttığını, bu yönden de raporlarda fazla alacağın hesaplandığını, davacıların sebepsiz zenginleştiğini, ıslah edilen kısım için ancak ıslah tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, davacı ... yönünden davaya katıldığı tarihten itibaren faiz işletilebileceğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, noterde düzenleme şeklinde yapılan 15.06.1993 ve 25.04.1995 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinden kaynaklı tapu iptal ve tescil, terditli tazminat istemine ilişkindir.
5403 sayılı Kanun uyarınca sulu tarım arazisi, tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı arazileri ifade etmektedir. Bu nedenle bir taşınmazın sulu tarım arazisi olarak değerlendirilebilmesi için sadece Devlet Su İşleri (DSİ) veya bir başka kamu idaresi tarafından yapılan tesislerle sulanması gerekmemektedir. Bu kapsamda taşınmaz tabii arktan getirilen cazibeli su ile veya yakınında bulunan çay, ırmak, nehir gibi su kaynaklarından motopompla getirilen su ile ya da kuyudan sulanıyorsa (sulama olanağının devamlı olması hâlinde) taşınmaz sulu tarım arazisi olarak kabul edilmelidir. Daha açık ve net bir anlatımla taşınmazın sulu tarım arazisi olarak kabul edilmesi için arazinin fiilen sulanması gerekmektedir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazlarda su kaynağının bulunmadığı, yakınında DSİ sulama kanalı olduğu, taşınmazların tamamının motopomp sistemi kurularak sulanabileceği belirtilerek davaya konu taşınmazların sulu tarım arazisi olarak kabul edilip buna göre hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. Ne var ki, bir taşınmazın sulu tarım arazisi olarak kabulü için nereden ve ne şekilde sulandığının tespiti gerekir. Bu nedenle Mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmazların fiilen nereden ve ne şekilde sulandığı, sulama durumu mevcut ise mevcut suyun taşınmazların sulanması için yeterli olup olmadığı hususlarının Mahkemece ve bilirkişi kurulunca bizzat gözlemlenip taşınmazın sulu veya kuru tarım arazisi olduğu belirlendikten sonra taşınmazların değerinin hesaplanması gerekirken eksik inceleme ile taşınmazın sulu tarım arazisi olarak kabulü yerinde değildir.
Öte yandan, kadastro müdürlüğü tarafından davaya konu taşınmazlardan 295 ve 296 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin teknik hatalar düzeltme formunun gönderildiği, bu forma göre ilgili taşınmazların yüzölçümlerinin azaldığı, ne var ki hükme esas alınan raporda ilgili yazının dikkate alınmadığı tespit edilmiştir.
O hâlde Mahkemece, davaya konu taşınmazların yüzölçümlerinin güncel tapu kayıtları esas alınmak suretiyle hesaplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 28.000,00 TL’nin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.