Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2754 K.2025/1089
7. Hukuk Dairesi 2024/2754 E. , 2025/1089 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3431 E., 2024/1518 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/562 E., 2023/366 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davaya konu 1740 ada 2 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, taşınmazın diğer hissedarlarından Hikmet Özata tarafından 2/3 payının 07.10.2022 tarihinde 30.000,00 TL bedelle davalı ...'e satıldığını, ön alım hakkı nedeni ile davalı adına olan payın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; her ne kadar satışta bedel düşük gösterilmiş ise de daha sonra vergi dairesinde satış bedelinin 1.000.000 TL üzerinden düzeltildiğini bakiye harcın yatırıldığını, taşınmazda fiili taksim olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın üç aylık yasal hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalı tarafça fiili taksim savunmasında bulunulduğu, mahallinde keşif icra edildiği, yapılan keşifte taşınmaz zemininde fiili taksime ilişkin ayırıcı bir sınıra/unsura rastlanmadığının gözlemlendiği, dosyaya sunulan fen bilirkişi raporunda uydu görüntülerinin incelendiği ve satış tarihinden önce de taşınmazın bütün halinde kullanıldığının tespit edildiği, keşif mahallinde dinlenen taraf tanıklarının da taşınmazın bir bütün halinde kullanıldığını, satıştan önce taşınmazı satan paydaş ve davacı tarafından ayrı ayrı kullanılan bölümler bulunmadığının beyan edildiği, bu nedenle davalı tarafından fiili taksim savunmasının ispat edilemediği, vergi dairesine başvurularak dava konusu taşınmazın değerinin düzeltildiği ve harcının tamamlandığından ön alım bedelinin 1.000.000,00 TL satış bedeli ve 20.000,00 TL alıcı masrafı üzerinden belirlenmesi gerektiği, nemalandırılmış haliyle yatırılmasının talep edilmesi üzerine, 1.000.000,00 TL tapu satış bedeli ve 20.000,00 TL alıcı satış masrafı olmak üzere toplam 1.020.000,00 TL ön alım bedelinin ön inceleme tarihinden bilirkişi incelemesi yapılan tarihe kadar bankada nemalandırılması halinde ulaşacağı değerinin belirlenmesi için mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı, raporda nemalandırılmış ön alım bedelinin 1.083.453,83 TL olarak hesaplandığı, nemalandırılmış ön alım bedelinin banka hesabına depo edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın zeminde fiilen tek parça halinde kullanıldığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazın fiili olarak zeminde paydaşlar arasında taksim edilmediği, davacı tarafından ön alım bedelinin depo edildiği, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne yönelik olarak verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın satın alınmadan önce 15.12.2017 tarihinde noterlikte yapılan kira sözleşmesi ile 10 yıl süre ile kiralandığını, her yıl paydaşlara kendi hisseleri nispetinde ödeme yapıldığını, taşınmazın kiralanmak suretiyle bir bütün haline kullanıldığını, davacı tarafın iyiniyetli olmadığını, davacı tarafından bu kullanıma karşı çıkılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.