Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2874 K.2025/951

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2874 📋 K. 2025/951 📅 20.02.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/2874 E.  ,  2025/951 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/562 E., 2024/1121 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivaslı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/141 E., 2021/371 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ile kardeş olduğunu, müvekkilinin yurt dışında çalıştığını, Türkiye’ye geldiğinde ... Muhtarlığının satışa çıkardığı üç adet arsaya talip olduğunu, ilgili muhtarlıkça mevzuat gereği bir kişiye birden fazla arsa satılamayacağının söylenmesi üzerine müvekkilinin taşınmazlardan birini kendisi, diğerini eşi, bir diğerini ise davalı kardeşi adına satın aldığını, arsaların bedelinin de müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin tapunun ileride kendisi adına yapılacağı konusunda davalı ile anlaştığını, davalıya güvendiğini, taşınmaz üzerindeki binanın tüm giderlerinin müvekkili tarafından karşılandığını, ancak davalının devre yanaşmadığını ve binanın değerinin arsa değerinden çok fazla olduğunu ileri sürerek, dava konusu 119 ada 3 parsel sayılı taşınmazın öncelikle inanç ilişkisi sebebiyle, aksi hâlde müvekkili iyiniyetli olduğundan arsa bedelini ödemek suretiyle davalı adına tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, bunun da mümkün olmadığı takdirde binanın müvekkili adına tapu kaydında beyanlar hanesine kaydedilmesini, aksi hâlde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla bina bedeli olarak şimdilik 10.000,00 TL bedelin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının iddiasının kanuna karşı hile niteliğinde olduğunu, davacının inanç ilişkisine yönelik iddiasının asılsız olduğunu ve taşınmaz bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Sivaslı Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.10.2021 tarihli ve 2020/141 Esas, 2021/371 Karar sayılı kararında "...davacının 3367 sayılı Kanundan kaynaklanan yükümlülük gereğince arsa üzerine bir yapı yaptığı ve binanın maliyetini kendisinin karşıladığı, arsanın davalı üzerine kaydedilmesinden bahisle davacı ile davalı arasında senet tanzim edildiği ve bu senette davalının taşınmazı davacıya devretme yükümlülüğü altına girdiği, her ne kadar senette devir tarihi yazılı olmasa da 3367 sayılı Kanunun devir kısıtlamasının kalktığı 10 yıllık süreden sonra davalının taşınmazı devretme yükümlülüğünün başladığının kabul edilmesinin gerektiği, davacı tanıklarının anlatımı ile senet metninin ve temlik cetvelinin de birbirini doğruladığı, davalı tanıklarının beyanlarının ise taşınmazın 3367 sayılı Kanun kapsamında satın alınması ve senedin düzenlenmesi ile ilgili olmadığı, davacı tanıklarından özellikle senedi yazan kişinin tanık olarak dinletilmesi ve beyanlarında taraflar arasındaki sözleşmesinin varlığını ifade etmesi ile köy muhtarının beyanlarının birbirini doğruladığı, eldeki davada taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin olduğu, bu sözleşme gereğince davacının taşınmazın kendisine devredileceğine inandığı ve inanan konumunda olduğu, davalının da taşınmazı devretme vaadi çerçevesinde inanılan konumunda olduğu, bu bağlamda taraflar arasındaki sözleşmenin bir inanç sözleşmesi olarak kabulünün gerektiği, dava tarihi itibariyle davalının taşınmazı devretmediği ve tapu kayıtlarından taşınmazın davalı adına kayıtlı olduğu, bu bağlamda davacının inanç sözleşmesi gereğince taşınmazı devretme yükümlülüğü olan davalıdan edimini ifa etmesini ve taşınmazı kendisine devretmesini isteyebileceği, başka bir deyişle taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini isteme hakkının olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulü ile "... ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkii, 119 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile; davacı ... adına tesciline" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 10.05.2024 tarihli ve 2022/562 Esas, 2024/1121 Karar sayılı kararında "...119 ada 3 parsel numaralı taşınmazın 19.02.2008 tarihinde dava dışı ... Muhtarlığı'ndan satın alındığı, taşınmazın halihazırda davalı adına kayıtlı olduğu, zamanaşımı süresinin tapuda ferağ ümidinin yitirildiği andan itibaren başlayacağı, davalının zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, keşif sonucu bilirkişi heyetince düzenlenen raporların hükme esas alınmaya yeterli olduğu, dava konusu edilen taşınmaza ilişkin olarak imzası inkar edilmeyen ve davalının elinden sadır olan 21.11.2009 tarihli yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgeye göre tanıkların dinlenmesinin yerinde olduğu, 21.11.2009 tarihli yazılı belge ve tanık anlatımları bir arada değerlendirildiğinde taraflar arasında inançlı işlemin bulunduğu, bu sözleşmeye göre, davalı tarafın sözleşmenin kanuna karşı hileye dayalı olarak düzenlendiği iddiasının dinlenme olanağının bulunmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkili tarafından dava konusu taşınmaz üzerindeki binaya ilişkin yapılan ödemelerin değerlendirilmediğini,
2. Davacının kanuna karşı hile yaptığını,
3. Zamanaşımına yönelik iddianın yeterince araştırılmadığını,
4. Binanın zemin üstündeki kısmının kaçak yapı niteliğinde olduğunu,
5. Kaçak yapı kısmının dava tarihindeki değerinin hesaplanmasında hataya düşüldüğünü ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, aksi hâlde tazminat istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.