Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2154 K.2025/425
7. Hukuk Dairesi 2024/2154 E. , 2025/425 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/603 E., 2024/534 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/111 E., 2022/367 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar ... vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu 2378 ada 3 parsel sayılı taşınmazda murisi ...'ın paydaş olduğunu, taşınmazın 23735/53804 hissesinin 30.03.2021 tarihinde 840.000,00 TL bedelle davalıya satıldığını, satışın müvekkilinin bilgisi ve rızası olmaksızın yapıldığını, satış bedelinin de ön alım hakkını engellemek için tapuda satış işlemi sırasında yüksek gösterildiğini, taşınmazın gerçek satış bedelinin belirlenerek bu miktarın hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürerek, dava konusu hisseye ait davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleştirilen davada davacılar vekilli dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda müvekkillerinin de hisselerinin bulunduğunu, asıl dava nedeniyle satış işleminden haberdar olduklarını ve ön alım haklarını kullanmak istediklerini ileri sürerek, dava konusu hisseye ait davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili davacılar adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçelerinde özetle; asıl dava yönünden davacı tarafın dava konusu taşınmazın hissedarlarından ...'ın mirasçısı olduğu, el birliği ile malik olduğundan dava konusu hisseye ilişkin tek başına dava açamayacağını, dava konusu taşınmazın hissesinin tapuda gerçek devir bedelinden daha yüksek bir bedel gösterildiği iddiasının da doğru olmadığını, taşınmazın satış senedinde belirtilen değerden daha yüksek bir bedel üzerinden satın alındığını, dava açılışında satış bedelinin davacılar tarafından depo edilmediğini, bu nedenle davanın öncelikle usul yönünden reddinin gerektiğini, mahkemece aksi kanaate varılması halinde ise geçen süre nedeni ile oluşan değer artışının dikkate alınması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2022 tarihli ve 2021/111 Esas, 2022/367 Karar sayılı kararıyla; "...asıl davada davacı tarafça bedelde muvazaa iddiasının ispatlanamadığı dikkate alınarak ön alım bedelinin tapuda gösterilen satış bedeli ve alıcının yapmış olduğu masraflar üzerinden kullanılıp kullanılmayacağının davacı vekiline sorulduğu, bu bedel üzerinden önalım hakkının kullanılacağının beyan edildiği, birden fazla paydaş tarafından ön alım hakkının kullanılması durumunda bunların tapudaki paylarına bakılmaksızın eşit şekilde paylaşım yapılması gerektiği, asıl davada ... mirasçılarının 3. kişiye karşı tereke adına dava açabilecekleri ve tapu iptal tescile ilişkin hükmün de tereke adına kurulması ve asıl davada davacının iddia ettiği gerçek satış bedeli ve tapuda davalının ödediği masraftan (m² si 750 TL olmak üzere toplam satış bedeli 356.025 TL, 16.800 TL masraf olmak üzere toplam 372.825,00 TL) murisin payına (1/5) düşen miktar olan 74.565,00 TL üzerinden davacı lehine, tapuda gösterilen satış bedeli ile ödenmesi zorunlu harç ve masraf toplamından davacılar murisinin payına düşen kısım olan 171.360,00 TL ile yukarıda izah edilen 74.565,00TL arasındaki fark miktarı üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilerek, yargılama giderlerinin de bu kabul ve ret oranı esas alınarak haklılık durumuna göre taraflara paylaştırılması gerektiği..." gerekçesiyle "...davanın kabulü ile davalının 23735/53804 oranındaki paya ait tapu kaydının iptali ile paydaşlar adına eşit şekilde tesciline, asıl davada paydaş muris ... mirasçıları yönünden hükmedilen payın tereke adına mirasçılık belgesine göre tapuya kayıt ve tesciline...asıl dava yönünden davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereğince hesaplanan 15.487,20 TL avukatlık ücretinin asıl davanın davacılarından alınarak davalıya verilmesine... " karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 26.03.2024 tarihli ve 2023/603 Esas, 2024/534 Karar sayılı kararıyla; "...asıl dava yönünden dava konusu payın paydaşlar adına eşit ve paydaş muris ... terekesi (miras ortaklığı) adına mirasçılık belgesine göre tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu... Ayrıca davacının iddia ettiği satış bedelinden asıl dosyada davacılar murisinin payına (1/5) düşen miktar olan 74.565,00 TL üzerinden asıl dosya davacısı lehine, tapuda gösterilen satış bedelinden davacılar murisinin payına düşen kısım olan 171.360,00 TL ile yukarıda izah edilen 74.565,00 TL arasındaki fark miktarı olan 96.795,00 TL üzerinden ise davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyle istinaf başvurularının "...esastan reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Davadaki taleplerinin tüm mirasçılar yönünden ayrı ayrı ön alım hakkının kullanılması olmasına rağmen yerel mahkemenin muris terekesi adına tescile karar verildiğini, müvekkillerinin ayrı ayrı ön alım hakkının kullanılmasının engellendiğini,
b. Ön alım hakkı sahibi müvekkillerinin haklarını kullanmalarına mani olmak için satış bedelini taşınmazın gerçek değerinin oldukça üstünde göstermiş olduklarının bilimsel mütalaa ve tanık beyanları ile sabit olmasına rağmen mahkemece delilleri değerlendirilmeden yalnızca yemin metnine dayanarak karar verildiğini,
c. Muvazaanın her türlü delille ispat edilebileceğini, satıcı ...’yı tanık olarak bildirmelerine rağmen mahkemenin bu tanığı dinlenmediğini,
d. Aleyhe ve lehe hükmedilen vekalet ücretlerinde fahiş derecede farkın bulunduğunu belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ön alım hakkkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.