Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/1649 K.2025/414
7. Hukuk Dairesi 2024/1649 E. , 2025/414 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1421 E., 2024/151 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/108 E., 2021/145 K.
Taraflar arasındaki TMK'nın 713/2. maddesinde belirtilen bilinmeme hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda, davacı ... yönünden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin dava konusu 460 parsel sayılı taşınmazı 20 yılı aşkın süredir malik sıfatı ile kullandıklarını, 31.08.1965 tarihinde yapılan kadastro işlemi ile hiçbir zaman malik ve zilyet olmayan "..." isminde bir kişi adına tespit edildiğini ve itiraz edilmeksizin 11.05.1967 tarihinde kesinleştiğini, "..."nin TMK'nın 713/2. maddesinde tanımlanan bilinmeyen kişilerden olduğunu, 11.03.2019 tarihinde toplulaştırma işlemlerinin başlaması ile malikin araştırıldığını ancak tespit edilemediğini, malike Adana Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün kayyım olarak atandığını, bir kısım müvekkilinden ecrimisil talep edildiğini ileri sürerek, taşınmazın ... adına olan kaydının iptali ile müvekkilleri adına kullandıkları pay oranında tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 460 parsel sayılı taşınmazın 31.08.1965 tarihli tapulama tutanağıyla ... adına tescil edildiği, ... köyünün taşınmazın sınır komşusu olan ... köyünün eski adı olduğu, nüfus kayıtlarında ... nüfusuna kayıtlı soyadı olmayan ... isminde 4 kişinin bulunduğunun anlaşıldığı, hal böyle olunca, kayıt malikinin bilinen ve yaşamış kişilerden olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin dava dilekçesinde TMK'nın 713/2. maddesi “Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” hukuki nedenine dayalı olarak açmış olduğu davada aranan yasal koşulların gerçekleşmediği, Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, dava konusu taşınmazın hiçbir zaman malik ve zilyet olmamış bir kişi adına tespit edildiğini, fakat müvekkillerinin evvelden beri malik sıfatı ile zilyet olduklarını, eldeki davanın TMK'nın 713/2. maddesinde ifadesini bulan, tapu sicilinde malikin kim olduğunun bilinmemesine dayanan tapu iptali ve tescili davası olup, gerekçeli kararda kayıt maliki ...’nin hayali bir kişi olup olmadığının değerlendirilmediğini, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2. maddesinde belirtilen “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
1. Davacılar ... ve ... yönünden, miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan davacılar ... ve ... tarafından ayrı ayrı dava konusu edilen payların dava tarihi itibariyle değerleri 257.253,04'er TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
2. Davacı ... yönünden ise, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar ... ve ... yönünden temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
2. Davacı ... yönünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden ...'a yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.