Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/713 K.2025/430
7. Hukuk Dairesi 2024/713 E. , 2025/430 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/37 E., 2023/178 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/289 E., 2020/263 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Yalova Yolu, ... Sitesi, 8. Blok, No:21, Osmangazi/Bursa adresinde bulunan taşınmazın, davacıların murisi ...'in ölümüyle davacılara intikal ettiğini, davalıların ise davacılara intikal etmiş olan bu taşınmazı 24.11.2016 tarihinden itibaren haksız ve bedelsiz olarak kullanmakta olduğunu, davalıların muris ... ile herhangi bir ortaklık ilişkileri bulunmamasına rağmen işbu taşınmazı ellerinde bulundurdukları süre boyunca yararlanmakta ve hatrı sayılır bir kazanç sağlamakta olduklarını, davalılara ihtarname gönderildiğini ve verilen süreye rağmen tahliyenin gerçekleşmediğini, 24.11.2016 (murisin ölüm tarihinden) tarihinden itibaren haksız olarak elinde bulundurduğu süre ile işbu taşınmazdan haksız olarak elde ettiği kazançtan davacıların taşınmazdan yararlanamaması nedeniyle bilirkişilerce tespit edilecek ecrimisil bedelinin ihtarname tarihinden itibaren davalılardan yasal faizi ile birlikte tahsili ile davalıların taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların, iddialarının haksız ve kötüniyetli olup davalıların taşınmazı işgallerinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın davalılar tarafından davacılara anahtar teslimi suretiyle hukuken teslim edilmemiş olduğu, davalıların, davacıların murisi ...'in vefatından dava tarihine kadar dava konusu taşınmazda işgalci konumda bulunduğunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun ecrimisil yönünden esastan reddine, el atmanın önlenmesi yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; dava konusu taşınmazın davalılar tarafından yargılama aşamasında terk edildiğinin dosya kapsamı, davalılar vekili ile davacılar vekilinin 26.04.2029 tarihli keşifteki beyanlarından ve 14.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda yer alan ''keşif esnasında kapısının kilitli olduğu, camdan içinin net olarak görüldüğü, içinin boş olduğu, teşhir için otomobil bulunmadığı gözlenmiştir.'' tespitlerinden anlaşıldığı gerekçesiyle müdahalenin men’i talebi yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrisimil yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; davalıların, davacıların murisinin vefatından sonra dava konusu taşınmazı kullanmadıklarını, davalılar aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, davacıların murisi ile aralarında ortaklık ilişkisi olduğunu, kullanılmayan taşınmazdan kaynaklı el atma ve ecrismil taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıların taşınmaz üzerinde haksız kullanımlarının olup olmadığı, kullanma haksız ise bu haksız kullanımın ne zaman başlayıp ne zamana kadar devam ettiğinin belirlenmesine ilişkindir.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
3. Somut uyuşmazlıkta; davacılar, davalıların dava konusu taşınmazda haksız işgalci konumunda olduklarını ve murislerinin ölümünden sonra da haksız işgale devam ettiklerini ileri sürmüşler, davalılar ise davacıların murisinin ölümünden sonra taşınmazı kullanmadıklarını savunmuşlardır. Bu durumda haksız kullanım iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmektedir.
4. Keşifte dinlenen davacı tanıklarından ... beyanında, murisin damadı olduğunu, muris ile davalılar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğunu ve davalıların keşif tarihinden 4-5 ay öncesine kadar taşınmazı kullandıklarını belirtmiş, davacı tanığı ...' de benzer beyanlarda bulunmuş, keşifte dinlenen davalı tanıkları ise beyanlarında; taşınmazın davacılar murisinin ölümünden sonra kullanılmadığını belirtilmişlerdir.
5. Öte yandan, dava konusu taşınmazın su aboneliğinin muris adına olduğu, mahkemeye gönderilen kurum yazı cevabına göre 05.11.2017 tarihinde aboneliğin iptalinin talep edildiği, su aboneliğinin kesimi için gidildiğinde taşınmazın kapalı olduğu ve daha sonra defalarca arandığı hâlde kimseye ulaşılamadığından kapatma işlemi yapılamadığının bildirildiği görülmüştür.
6. Davalı ..., Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/270 Esas 2018/81 Karar sayılı dosyasında; ''… ağabeyim öldüğünde galeride iki araç kaldı. Ağabeyim öldüğü için araçların resmi satışını yapamıyoruz, ... ve ...’den satış için izin istedik..” şeklinde beyanda bulunmuştur.
7. Yine, İlk Derece Mahkemesince keşfe gidildiği tarihte taşınmazın boş olduğu, davacı tanıklarından ...'in beyanlarında ve 14.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda açıkça belirtilmiştir.
8. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacı tanık beyanları ile davalı ...'ın asliye ceza mahkemesindeki beyanından taşınmazın davalılarca haksız olarak kullanıldığı kabulüne göre karar verilmişse de; davalı tanık beyanları tam aksini belirtirken davacı tanık beyanlarının neden üstün tutulduğu gerekçede açıklanmamıştır. Davalı ...'ın ceza mahkemesindeki beyanında; taşınmazı fiilen kullandığına dair bir ifadesinin bulunulmadığı, aksine davacıların murisi ile aralarındaki iş ilişkisi gereği devam eden sürece ilişkin anlatımda bulunduğu görülmektedir. Davacı tanıklarınca, davalıların kullanımına ilişkin birtakım fotoğraflar ibraz edilmişse de; bu fotoğrafların hangi tarihlerde çekildiği denetlenebilir olmadığından delil olarak esas alınamayacağı gözetilmelidir. Su aboneliği iptali için verilen cevabı yazı ile keşif tutanağından da taşınmazın kapalı ve boş olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda; davacı tarafından haksız elatma olgususnun ispat edildiği söylenemeyecektir.
9. Hal böyle olunca; davanın her iki talep yönünden de reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
10. Kabule göre de; ecrimisil istemi, dava açılırken 10.000,00 TL değer üzerinden harçlandırılmış, bilirkişi raporuyla tespit edilen miktar üzerinden talep artırım veya ıslah dilekçesi sunulmamıştır. Bu hususa dikkat edilmeksizin 39.000,00 TL üzerinden ecrimisil talebinin kabulüne hükmedilmesi, 6100 sayılı Kanun'un 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırılık oluşturmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Tanık Alip Topuz 26.04.2019 tarihli keşifte yeminli olarak; 2017 yılının Kasım ya da Aralık ayında dava konusu işyerine geldiğini, işyerinin çalışır durumda olduğunu, davalı ... ile araç alım satımı için pazarlık yaptığını ve işyerinin fotoğraflarını çektiğini anlatmıştır. Dış dünyadaki herhangi bir vakıanın ispatı için, sözüne itibar edilmesinde herhangi bir mâni hâli bulunmayan sadece bir tanığın beyanı dahi yeterlidir. Bu mantık Mecelle'de "şek ile yakin zayi olmaz" şeklinde özlü bir şekilde ifade edilmiştir.
Davalıların bu yeri kullanmadıklarına ilişkin diğer tanıkların beyanı ise, herhangi bir tarih içermediği gibi, tutarlı da değildir. Tanıklar, İsmail'in vefatından sonra davalıların bu işyerini hiç kullanmadıklarını ifade etmişlerdir. Bu beyana göre, İsmail'in vefatını müteakip davalıların bu işyerini aynı gün ya da bir kaç gün içinde boşaltmış olmaları gerekir ki; bu beyan, hem hayatın olağan akışına, hem de dosya içeriğine uygun değildir.
Bu nedenle, temyiz incelemesine konu Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 23.10.2023 tarihli, 2023/37 Esas, 2023/178 Karar sayılı kararının onanması gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşlerine katılmıyorum.