Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/5836 K.2025/113
7. Hukuk Dairesi 2023/5836 E. , 2025/113 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2236 E., 2023/1678 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/124 E., 2022/245 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilip davacı vekili tarafından temyize cevap dilekçesinde duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşma talep eden davacılar vekili ... geldi, diğer taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davaya konu taşınmazın, kredi başvurularının olumsuz sonuçlanması üzerine davalı tarafından 29.07.2016 tarihinde TEB Çarşı İzmit Şubesinden 25.000,00 TL tutarında konut kredisi kullanılarak satın alındığını, inanç anlaşmasına uygun olarak kredinin geri ödemelerinin tamamının davacılar adına davacıların babası Numan Atasoy tarafından davalının kredi banka hesabına her ay tam ve eksiksiz olarak yatırıldığını, davaya konu taşınmazın taraflarınca kullanıldığını, kredi ödemelerinin tamamlandığını, taşınmazın taraflarına devredilmediğini belirterek davalı adına yapılan tapu kaydının iptalini, 1/2'şer hisseyle davacılar adına kayıt ve tescilini, tescilin mümkün olmaması hâlinde davacıların uğramış olduğu tüm zararların yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların elinde delil başlangıcı niteliğinde belge bulunmadığını, sunulan dekontların davalının elinden çıkan bir belge olmadığını, tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar taraflar arasında inanç sözleşmesine ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmamakta ise de; dava konusu taşınmazın 03.08.2016 tarihinde davalı ... adına satın alındığı, 29.07.2016 tarihinde davalı ... tarafından Türk Ekonomi Bankası Çarşı İzmit Şubesinden 25.000,00 TL bedelli konut kredisi çekildiği, bu krediye ilişkin olarak yapılan ödemelerin davacıların babası Numan Atasoy tarafından yapıldığının gelen banka kayıtları ile anlaşıldığı, dolayısıyla konut kredisine istinaden davacıların babası tarafından ödeme yapılması hususunun delil başlangıcı niteliğinde sayılarak tanıkların dinlenildiği, tanık beyanları ile de taraflar arasında inanç sözleşmesi bulunduğuna kanaat getirildiği, zira davalı tarafından dava konusu taşınmazın davacılara devri için İzmit Tapu Müdürlüğüne de dava tarihinden kısa bir süre önce 15.02.2021 tarihinde başvuru yapıldığı, bu hususun inançlı işlem sözleşmesinin dolaylı olarak kabulü şeklinde nitelendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kredi ödemelerine ilişkin dekont asıllarının davacıların elinde bulunması, davacı tanıklarının somut olaya uygun anlatımları dikkate alınarak davanın kabulü kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilen banka dekontlarının davalıdan sadır olmadığını, dekontun bankaya para yatırılan herkese verilen bir belge olduğunu, davacıların babası tarafından yapılan ödemelerin kira bedeli olduğunu, ödemelerin davacıların babası tarafından yapıldığını, davacıların dava açmakta aktif husumetlerinin bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil, terditli tazminat istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delâlet edecek karşı tarafın elinden çıkmış “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 29.07.2016 tarihinde davalı tarafından Türk Ekonomi Bankasından kredi çekildiği, taşınmazın 03.08.2016 tarihinde davalı tarafından satın alındığı, kredi ödeme planının 25.08.2016 ile 25.07.2020 tarihleri arasında aylık 667,22 TL olarak belirlendiği, davacılar tarafından dosyaya sunulan banka dekontlarının kredi ödeme tarihleri ile uyumlu olduğu, dekontlardan anlaşılacağı üzere her ay 670 TL'nin davalının kredi hesabına yatırıldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda dosyaya sunulan banka dekont asıllarının, davalının ödemelere ilişkin zımni kabulü, somut olayın özellikleri ve dürüst davranma kuralı gözönünde bulundurularak delil başlangıcı kabul edilmiştir.
Mahkemece dinlenen davacı tanıkları tarafından; taşınmazla ilgili anlaşmanın davacıların babası ... ile yapıldığı, taşınmaz bedelinin bir kısmının davacılar tarafından ödendiği, taşınmazın satın alınma tarihinden itibaren davacılar tarafından kullanıldığının beyan edildiği, yine davacıların babası olan tanık ... tarafından, davalı tarafından kredi çekilmesi nedeni ile taşınmazın davalı adına tescil edildiği, ödemelerin davalının kredi hesabına her ay düzenli olarak davacılar adına yapıldığının ifade edildiği görülmektedir.
Bu hâlde, somut olayın özellikleri dikkate alınarak banka dekontlarının delil başlangıcı kabul edilip dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davanın kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 28.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.