Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/5578 K.2025/18

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5578 📋 K. 2025/18 📅 06.01.2025

7. Hukuk Dairesi         2023/5578 E.  ,  2025/18 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1323 E., 2023/1002 K.
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Siverek 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/468 E., 2022/575 K.
Taraflar arasındaki tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhin terkini isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin 5, 7, 8, 11 ve 14 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, müfettişlik talimatı ile taşınmazların tapu kaydına Siverek Tapu Müdürlüğü tarafından yolsuz tescil şerhi konulduğunu, müvekkilinin taşınmazlardaki hissesini 01.03.2017 ve 25.07.2017 tarihlerinde tapu siciline itimat ederek satın aldığını, iyiniyetli olduğunu ileri sürerek, hukuka aykırı olarak konulan şerhlerin terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazlarda yolsuz tescil işlemleri yapıldığını, bu nedenle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının 29.12.2017 tarihli ve 33275/7 sayılı raporu ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Dairesi Başkanlığının 18.09.2018 tarihli ve 2137475 sayılı yazılarına istinaden yolsuz tescil şerhi konulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu edilen şerhlerin evveliyat kaydında olmayan bir kaydın konulması basit bir yazım hatasının düzeltilmesi mahiyetinde olmadığı gibi, tapu memurunca bu işlem ilgililerin rızası alınarak da tesis edilmediği, tek taraflı bir idari işlemle, usulsüz olarak konulan ve mülkiyet hakkını sınırlayan dava konusu şerhlerin terkinine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 5, 7, 8, 11 ve 14 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında davacı hissesine yazılan şerhlerin kaldırılmasına, yargılama gideri ve maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama giderleri ve vekalet ücretini davalıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurularak davanın kabulüyle, şerhlerin terkinine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesi ile, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına Teftiş Kurulu Başkanlığının ve Genel Müdürlük Tapu Dairesi Başkanlığı'nın talimatları doğrultusunda ilgili beyanların dercedildiğini, yapılan intikal işlemlerinin yasaya ve usule uygun olmadığını, yolsuz bir tescil var mı yok mu araştırılmadan eksik inceleme üzerine hüküm kurulduğunu, haksız mülkiyet aktarımına sebep olabilineceği durumunun mahkemece hiç değerlendirilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tapu kütüğünün "beyanlar" hanesinde yazılı olan şerhin terkini istemine ilişkindir.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazların "beyanlar" hanesinde bulunan 14.01.2021 tarihli ve 582 yevmiye numarası ile yazılan şerhin; “... ... kızı ..., ... kızı ... ve ... oğlu ... adına kayıtlı olan hisselerin ... ... Kıran başvurusu üzerine 01.03.2017 tarih 2076 yevmiye ile bu maliklerin tek mirasçısı olan ...’ün 3 mirasçısı adına yapılan intikal işlemi hatalı olup yolsuz tescil vardır.”
15.01.2021 tarihli ve 639 yevmiye numarası ile yazılan şerhin; “... ... kızı ... kızı ... hisseleri 21.07.2017 tarih 6561 yevmiye ile ... kızı ...’ün 3 mirasçısına yapılmış ve Ölü ...’nın hisseleri 20.07.2017 tarih 6499 yevmiye ile ... ’ın 8 mirasçısına yapılmış olan intikal işlemleri hukuksuz olup yolsuz tescil vardır.” şeklinde olduğu, dava konusu 5, 7, 8, 11 ve 14 parsel taşınmazların 1/90 hisse ... oğlu ..., 750/115200 hisse ... kızı ..., 1400/115200 hisse ... kızı ... ve çok sayıda davadışı diğer kişiler adlarına paylı olarak tespit edildikleri; tapu kaydındaki 1400 hisse, Nisan 1337 tarih ve 40 numaralı dayanak tapu kaydı tescile esas alınarak "... kızı ..." adına (bilinmeyen bir tarihte ölümü ile bilinmeyen mirasçılarına terkettiği açıklamasıyla) kayıtlı iken; sonrasında "... ve ... kızı ...'nın" mirasının kızkardeşi ... Terzi'ye isabet ettiği yolundaki 21.07.1948 tarihli 948/213 E. - 231 K. sayılı veraset ilamına istinaden kaydın "... kızı ..." ve "... ve ... kızı ..." yapılıp baba adlarının değiştirildiği, devamında da sadece ...'ye, ...'ya ve ...'e ait veraset belgelerine atıfta bulunmakla yetinilerek, fakat bu işlemlere yönelik TAKBİS'te bir yevmiye numarası alıp ayrı bir isim düzeltmesi yapılmaksızın, tek mirasçıları olarak görünen ve tescil istem belgesinde kendisine herhangi bir atıfta bulunulmayan ...'e ait veraset belgesindeki üç mirasçısına hisselerin 21.07.2017 tarih 6561 yevmiye numarası ile intikal ettirildiği ve aynı gün davacı ...'a ve dava dışı diğer kişilere hisseli olarak satıldığı, dayanak tutanaklarda, "...Rıfat'ın evlenmeksizin ölümüyle verasetinin baba bir kardeşleri ..., ..., ... ve ... ile birlikte ana bir kardeşi ...'a intikal ettiği..." yönünde kimlik bilgileri verildiği halde ...'ye, ...'ye ve ...'ya ait veraset belgelerine atıfta bulunarak, fakat bu işlemlere yönelik TAKBİS'te ayrı yevmiye numarası alıp bir isim düzeltmesi yapılmaksızın vekil olarak hareket eden ... ... Kıran'ın tescil başvurusu üzerine; “ölü ...”, “... kızı ...” ve “... kızı ...” hisselerinin, tek mirasçıları olarak görünen ancak tescil istem belgesinde kendisine herhangi bir atıfta bulunulmayan ...'e ait veraset belgesindeki üç mirasçısına 01.03.2017 tarih ve 2076 yevmiye numarası ile intikal ettirildiği ve intikal işleminin yapıldığı, aynı gün davacıya ve davadışı diğer kişilere hisseli olarak satıldığı anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun TMK’nın 1027/1. maddesi “İlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir.” hükmünü içermektedir. Yasal düzenleme anılan şekilde iken, buna aykırı hareket edilerek tapu memurluğunun işlemiyle dava konusu 5, 7, 8, 11 ve 14 parsel sayılı taşınmazların tapu sicilinde değişiklikler yapılarak; “... kızı ölü ...” ve “... kızı ölü ...” nın baba adları değiştirilmiş; “ölü ...”, “... kızı ...” ve “... kızı ...” hisselerinin, tek mirasçıları olarak görünen ancak tescil istem belgesinde kendisine herhangi bir atıfta bulunulmayan ...’e ait veraset belgesindeki üç mirasçısına intikal ettirilmiştir.
Yapılan intikal işlemlerinin yolsuz olduklarının tapu idaresince yapılan iç denetimde tespit edilmesi sonrasında ise dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak Teftiş Kurulu Başkanlığının ve Genel Müdürlük Tapu Dairesi Başkanlığı'nın talimatlarıyla, "tapu memurunun 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun TMK’nın 1027/1. maddesi hükmüne aykırı olarak yaptığı düzeltmeler" nedeniyle, tapu kütüklerinin ilgili hanesine davaya konu edilen beyanlar dercedilmiştir.
Tapu memurunca; tapu kaydında hak sahibi görünen kişinin adı yanına “soyismi” yazılması veya baba adı değiştirilmek suretiyle tapu kaydında yapılan düzeltme ve değişiklikler basit bir yazım hatası niteliğinde değildir. Zira; taşınmazların, kadastro tespiti veya tapuya tescili esnasında hak sahibi olarak tespit ve tescil edilenlerin “adı, soyadı, baba adı...” gibi Tapu Sicili Tüzüğü’nün 28. maddesinde belirtilen kimlik bilgilerinin düzeltilmesi de bu hükme göre açılacak kayıt düzeltme davaları ile olur.
Tapu sicilinin tutulmasından devletin sorumluluğu, Türk Medeni Kanunu’nun 1007. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm uyarınca, tapu sicilinin tutulmasından ... bütün zararlardan devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Anılan yasa hükmüyle getirilen kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca, dava konusu "beyanlar"ın terkin edilebilmesi için mahkemece yapılan araştırmanın yeterli olduğu söylenemez.
Bu doğrultuda mahkemece öncelikle, tapu kaydının düzgün tutulmamasından sorumlu olan Hazineye davanın ihbar edilmesi gereklidir. Bunun yanında; tapu memurluğunun yasanın açık hükmüne aykırı hareket edilerek yapılmış olan yolsuz tescil işlemleri ve yolsuz tescil işlemlerine dayanak olan intikal işlemleri hakkında iptal davası bulunup bulunmadığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılıp başlatılmadığı hususlarının araştırılması, kadastro/tapulama tutanaklarında lehine tespit yapılan “... kızı ölü ...”, “... kızı ölü ...”, “ölü ...”, “ölü ...”, “... kızı ...” ve “... kızı ...” nin mirasçılarının ve bunlarla birlikte 21.07.2017 tarih 6561 ve 01.03.2017 tarih ve 2076 yevmiye numaralı intikal işlemleri ile hak sahibi kılınan kişilerin, ölmüş iseler mirasçılarının tespit edilerek bu kişilerin tümüne husumet yöneltilmesi için davacıya süre verilmesi, yapılacak tüm araştırmalar neticesinde tapu kütüğünde yapılan düzeltmeler sonucunda hak sahibi kılınan kişilerin gerçekten de “kadastro tespitinde malik olarak tespit edilen kişiler veya mirasçıları” olduklarının tespiti halinde tapu kütüğünün “beyanlar” hanesindeki ibarelerin terkini gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın yetersiz araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.