Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/5069 K.2025/6641
8. Hukuk Dairesi 2025/5069 E. , 2025/6641 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1724 E., 2025/760 K.
KARAR: Davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine ve Orman İdaresinin istinaf başvurularının vekalet ücreti yönüyle ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın usulden reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2024/35 E., 2024/129 K.
Taraflar arasında Orman Kadastrosunun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı, davalı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar Tapu Kadastro Müdürlüğü vekili ve Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurularının vekalet ücreti yönüyle ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu taşınmazın, Aydın ili Kuşadası ilçesi ... Mahallesinde 1957 yılında yapılan tapulama çalışmalarıyla tarla vasfıyla ve 60 parsel numarasıyla şahıslar adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın intikal ve 17.10.2016 tarihinde yapılan satış işlemleri sonunda davacı adına tescil edildiği, 2018 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi gereğince yapılan çalışma sonunda, 1 27... parsel numarasını aldığı, 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre (6831 sayılı Kanun) 1973 yılında yapılan ve kesinleşen Orman Kadastrosunda taşınmazın orman tahdidi içinde kaldığı ve aynı Kanuna göre 2019 yılında evvelce sınırlaması yapılmış yerlerde aplikasyon ve Ormanların Kadastrosu ile 2/B uygulaması çalışmalarının 17.12.2019 tarihinde ilan edildiği, eldeki dava nedeniyle kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Davacı dava dilekçesinde; Aydın ili Kuşadası ilçesi ... Mahallesinde bulunan eski 60, yeni 1 27... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, 2016 yılında satış yolu ile devraldığı taşınmazın, orman sınırında olması sebebi ile bu yönden kısıtlama olup olmadığını satın alma aşamasında araştırdığını ve orman ile ilgili sorun olmadığını öğrenince satın aldığını, 1957 yılından beri tarla olarak kullanılan ve tapuya kayıtlı olan taşınmazın orman niteliğinde olmadığını, bölgede Orman Kadastro Komisyonunca yapılan son çalışma sonunda adına kayıtlı taşınmazın orman sınırları içine alındığını öğrendiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın orman sınırları içine alınması yönünde yapılan Orman Kadastro çalışmasının iptalini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1973 yılında 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre ormanların tahdidinin yapılarak 02.09.1973 tarihinde ilan edildiği ve kesinleştiği, dava konusu taşınmazın da bu ilk tahdit çalışması sırasında Devlet ormanı olarak tespiti yapılan alan içinde kaldığı, 2019 yılında 184 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan çalışmanın 1973 yılında yapılan ilk tahdit çalışmasıyla uyumlu olduğu, dolayısıyla dava konusu taşınmazın ilk tahdit çalışması sırasında orman içinde bırakıldığı ve kadastro tutanağının 02.09.1973 yılında kesinleştiğinin anlaşıldığı, kadastro tutanağının kesinleşmesinden sonra davacı tarafından ancak 10 yıllık yasal süre içerisinde kadastro öncesi hukuki sebebe dayanarak dava açabileceği, somut olayda; davacının 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi ve 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davasını açtığı" gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı ...; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, kararın hatalı olduğu iddiasıyla; davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili; İlk Derece Mahkemesince verilen karar ile davalılar lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 500,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın değerinin belirlendiği ve buna göre karar verilerek eksik harcın tamamlattırılması ve dava değerine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddiasıyla, kararı istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1973 yılında 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre ormanların tahdidinin yapılarak 02.09.1973 tarihinde ilan edildiği ve kesinleştiği, dava konusu taşınmazın da bu ilk tahdit çalışması sırasında Devlet ormanı olarak tespiti yapılan alan içinde kaldığı, 2019 yılında 184 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan çalışmanın 1973 yılında yapılan ilk tahdit çalışmasıyla uyumlu olduğu, dava konusu taşınmazın yörede yapılan ilk Orman Kadastrosu çalışması sırasında orman tahdidi içinde bırakıldığı ve çalışmanın 02.09.1973 yılında kesinleştiği, kesinleşmeden sonra davacının 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi ve 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davasını açıldığı, davalı ... idaresi ile davalı ... lehine karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücreti verilmesi gerekirken 500 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekili ile davalı ... İdaresi vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kararın kaldırılarak davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine, vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine ve maktu vekalet ücreti verilmesine karar verilmiştir.
Davacı; dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının hiçbir zaman orman niteliği taşımadığı, taşınmazın 1980 öncesi orman olmadığı ve 2/B olarak tespit edilmesi gerektiği, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığı iddiasıyla, kararı temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.