Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1570 K.2025/6405
8. Hukuk Dairesi 2024/1570 E. , 2025/6405 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2007/9 E., 2017/13 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu taşınmazların bulunduğu Bingöl ili Yayladere ilçesi ... Mahallesinde 2001 yılında yapılıp 12.07.20 02... .08.2002 tarihleri arasında ilan edilen kadastro çalışması sırasında, 1 73... parsel sayılı taşınmaz 6.125,24 m², 1 73... parsel sayılı taşınmaz 8.386,32 m², 1 73... parsel sayılı taşınmaz 6.712,41 m², 1 73... parsel sayılı taşınmaz 131,64 m² ve 1 73... parsel sayılı taşınmaz 1.471,81 m² yüzölçümü ile tarla vasıflarıyla senetsizden ... oğlu ... ve ... oğlu ... adına; 1 73... parsel sayılı taşınmaz 12.841,52 m², 1 73... parsel sayılı taşınmaz 85,16 m², 1 73... parsel parsel sayılı taşınmaz 1.456,65 m² ve 1 73... parsel sayılı taşınmaz 1.641,53 m² yüzölçümü ile tarla vasıflarıyla senetsizden mirasçıları tespit edilemeyen ... oğlu ... adına; 1 73... parsel sayılı taşınmaz 1.029,72 m², 1 73... parsel sayılı taşınmaz 3.390,06 m² ve 1 73... parsel sayılı taşınmaz 496,58 m² yüzölçümü ile tarla vasıflarıyla senetsizden ... oğlu ... ve ... oğlu ... adına; 1 73... parsel sayılı taşınmaz 5.098,58 m², 1 73... parsel sayılı taşınmaz 3.326,42 m² ve 1 73... parsel sayılı taşınmaz 800,57 m² yüzölçümü ile çayır vasıflarıyla senetsizden ... oğlu ... adına; 1 73... parsel sayılı taşınmaz 3.737,52 m², 1 73... parsel sayılı taşınmaz 1.901,76 m² ve 1 73... parsel sayılı taşınmaz 858,76 m² yüzölçümü ile çayır vasıflarıyla senetsizden ... kızı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu öne sürerek, ayrı ayrı dava açmıştır. Dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2006 tarihli ve 2005/478 Esas, 2006/113 Karar sayılı ilam ile; davaların reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalılar ve bir kısım davalının mirasçıları adına payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.11.2006 tarihli ve 2006/3497 Esas, 2006/3834 Karar sayılı ilamı ile; yöntemince mera ve orman araştırması ile zilyetlik araştırması yapılmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile; bozma ilamı doğrultusunda yapılan işlemler sonucu dava konusu taşınmazların başında keşif yapıldığı, mahalli bilirkişi beyanları ile dava konusu taşınmazların geçmişinin mera olmadığı, taşınmazlar hakkında mera tahsis kararı bulunmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu, yine orman bilirkişisi raporuna göre taşınmazların orman sayılmayan alanlardan olduğu, bölgede yaşanan terör olayları nedeniyle taşınmazların terkedilmiş olmasının herkesçe bilinen bir gerçek olduğu, ... yolu inşaatı sonucu taşınmazlarda oluşan tahribat dikkate alınarak ziraat bilirkişi raporunun tarımsal faaliyet olmadığı yönündeki tespitlerinin dikkate alınmadığı, bu hususta mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edildiği, yine mahalli bilirkişi beyanlarına göre tespit tarihinden geriye dönük olarak gerekli olan sürenin nizasız fasılasız tespit malikleri tarafından zilyetliklerinde bulundurulduğu, taşınmazların ekonomik amacına uygun kullanılıp buğday ekildiği, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davacı Hazinenin davasının reddine, taşınmazların tespit gibi davalılar ve bir kısım davalının mirasçıları adına payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; hükmün usul ve kannua aykırı olduğunu, ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların büyük çoğunluğu hakkında tarımsal üretim yapıldığına dair emare ve ize rastlanmadığı, ayrıca taşınmazların bir kısmının tarımsal üretime elverişli olmadığının açıkça belirtildiğini, geçmişte tarımsal üretim yapıldığı belirtilen taşınmazların ise bilirkişi tarafından delillendirilmediği ve detaylandırılmadığını, ziraat ve orman bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu ve hükme esas alınamayacaklarını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ve taşınmazların tespit gibi davalılar ve bir kısım davalının mirasçıları adına payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince yapılan zilyetlik araştırması, orman araştırması ve mera araştırmasının yetersiz olduğu, 29.03.2017 tarihli keşif sonucu düzenlenen orman mühendisi bilirkişi rapor ekinde 1950 tarihli hava fotoğrafı görüntüsü bulunmasına rağmen rapor içeriğinde bu hava fotoğrafına ilişkin herhangi bir görüş bildirilmediği, 28.06.2006 tarihli keşif sonucu düzenlenen orman mühendisi bilirkişi raporunda ise 1984 tarihli hava fotoğrafı incelenmesine rağmen hava fotoğrafının görüntüsünün rapor içeriğinde ve ekinde bulunmadığı, bilirkişi raporlarında zilyetlik durumunun tespiti bakımından en eski hava fotoğrafları dışındaki diğer hava fotoğraflarının incelenmediği, taşınmazların eğimi hususunda bilirkişi raporlarında farklılıklar bulunduğu ve eğimlerin klizimetre ile ölçülüp ölçülmediğinin belirtilmediği, ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde belirttiği vergi kaydı ve dilekçe ekinde sunduğu tapu kaydı hususunda İlk Derece Mahkemesince herhangi bir araştırma yapılmadığı ve mahallinde keşfen uygulanmadığı, ...’in asli müdahale talebi hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, Çevre ve Orman Bakanlığı yazısına göre 5602 sayılı Tapulama Kanunu’na göre kadastro çalışması yapıldığı bildirilmesine rağmen, gerçekten 5602 sayılı Kanun’a göre çalışma yapılıp yapılmadığının İlk Derece Mahkemesince araştırılmadığı, 1 73... , 2, 6, 10... sayılı taşınmazların tespit maliklerinden ... Oğlu ...’in yargılama sırasında 2015 yılında ölmüş olmasına rağmen mirasçıları davaya dahil edilmeden yargılamaya devam edildiği, yine aynı taşınmazların tespit maliki ... adına tesciline kararı verilmesine rağmen kimlik bilgilerinin kararda yanlış yazıldığı, 1 73... , 12, 13... parsel sayılı taşınmazların ölü tespit maliki ... Oğlu ... mirasçılarından ..., ... ve ...’ın hüküm tarihinde ölü olmalarına rağmen mirasçılarının davaya dahil edilmedikleri, dava konusu taşınmazların imar planı kapsamında kalıp kalmadığı hususunda araştırma yapılmadığı, bu haliyle yetersiz araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, ölü tespit malikleri ve ölmüş olmaları halinde ölü tespit malikinin mirasçılarına ait mirasçılık belgeleri temin edilerek dosya arasına alınarak taraf teşkilinin sağlanması, ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde belirttiği vergi kaydı ve dilekçe ekinde sunduğu tapu kaydının ilgili yerlerden temini, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasında yapılan incelemede dava konusu yere ait 1956, 1973, 1983, 1984, 1994, 20 02... tarihli hava fotoğrafları bulunduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazların bulunduğu köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle yöreye ait tüm memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen ortofoto ve uydu fotoğraflarının dosya arasına alınması, 5602 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca tesis kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılarak, yapılmış ise çalışmaya ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalarının getirtilmesi, dava konusu yerlerin bu kadastro sırasında neden tescil harici bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden sorulması, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların güncel tapu kayıtları ile ilk tesis tarihlerinden itibaren dayanağı tüm belgelerin (tapu kütük sayfası, tapulama tutanağı, tescil istem belgesi, hükmen tescil kararı vb. belgelerin) bulunduğu yerden temin edilip dosyaya eklenmesi, Özel İdare ve Tarım Müdürlüğü'nden dava konusu yerin tahsisli mera olup olmadığının sorulması, taşınmazların bulunduğu yerde imar planı olup olmadığının araştırılması ve buna dair evrakların getirtilmesi, taşınmazların Devlet tarafından sulanan arazilerden olup olmadığının araştırılıp dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen, taşınmazların bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden, elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç yüksek orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazların niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı, kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediğinin belirlendiği, taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Ayrıca mahalli bilirkişi, taraf tanıkları ve teknik bilirkişilerin katılımıyla yapılacak keşifte, ziraat mühendisi heyetine inceleme yaptırılıp, taşınmazların kısmen yahut tamamen zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, varsa içinde orman emvali bulunan kısımlar ayrı ayrı değerlendirilerek bu yolda rapor alınmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, fen memuru bilirkişisi eliyle her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli; taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise keşif sırasında dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadıkları, toprak yapıları, eğimleri, bitki desenleri araştırılarak yöntemine uygun tahsisli ve kadim mera araştırması yapılmalı ve taşınmazların mera olmadığının anlaşılması halinde zilyetlik araştırması yapılmalı, komşu taşınmazlara uygulanan tapu ve vergi kayıtları dosya arasına alındıktan sonra yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların ilk maliki, intikali ve tasarrufu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; mahalli bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların davalılara hangi tarihte, ne şekilde ve hangi nedene dayalı olarak (taksim, satış, bağış vs.) intikal ettiği saptanmalı; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; komşu taşınmazlara uygulanan tapu ve vergi kayıtlarında dava konusu taşınmazların ne okuduğu belirlenmeli, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, davalılar yanında, (murisleri) yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.