Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/3865 K.2025/6209

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3865 📋 K. 2025/6209 📅 06.10.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/3865 E.  ,  2025/6209 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/61 E., 2024/409 K.
KARAR: Davanın reddine
Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucunda, Antalya ili Kepez ilçesi ... (eski ...) Mahallesi çalışma alanında bulunan eski 1473 parsel sayılı ve 726,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, hükmen Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 2010 yılında yapılan uygulama kadastrosu neticesinde 281 25... parsel numarasıyla ve 779,32 m² yüzölçümlü olarak belirlenmiş, taşınmazın tapu kaydına "Üzerindeki kargir ev ...'e aittir." belirtmesi konulmuştur.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Antalya ili Kepez ilçesi ... (eski ...) Mahallesi eski 14 73... ada 140 parsel sayılı konusu taşınmazın, 1981 yılından beri davacının zilyetliğinde olduğunu, halen üzerindeki ev ile birlikte taşınmazı kullandığını, taşınmazın Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığının Kadastro Mahkemesi kararı ile sabit olmasına rağmen, bu hususun tapu kaydının beyanlar hanesinde gösterilmediğini, bu nedenle müvekkilinin taşınmazın zilyedi ve kullanıcısı olduğu tespitinin yapılamadığını belirterek, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğunun ve tamamının davacı tarafından kullanıldığının tapudaki beyanlar hanesine şerh olarak yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve dava konusu 281 25... parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince ormandan Hazine adına çıkarılan yerlerden olduğunun ve tamamının davacı tarafından kullanıldığının taşınmazın tapusundaki beyanlar hanesine şerh olarak eklenmesine karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin önceki kararıyla; "... çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılan yerden olduğunun tapunun beyanlar hanesine şerhine karar verilmesine yönelik istemin kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu; bununla birlikte, davacı tarafça, tapu kaydının beyanlar hanesine davacı yararına kullanıcı şerhi verilmesi de istenilmiş olup, çekişmeli taşınmazın 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4. maddesi kapsamında (2/B) alanlarında yapılan kullanım veya güncelleme kadastrosuna konu olmadığından ve bu çalışma yapılmadan (2/B) alanlarında zilyetlik şerhi verilmesi de mümkün olmadığı gibi, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 22.01.2013 tarihli ve 2012/8390 Esas, 2013/104 Karar sayılı ilamında da “Kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken kesinleşmiş (2/B) uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı halde, Ek 4. madde uygulaması yapılmayan yerler için, idareyi uygulama yapmaya zorlamaya yönelik olarak adli yargıda dava açılamaz.” şeklinde belirtildiği üzere, 6831 sayılı Kanun'un (2/B) maddesi uyarınca Hazine adına orman dışına çıkartılan alanlarda kullanım kadastrosu yapılması işlemi idari bir tasarruf olup, Mahkemece idareyi kullanım kadastrosu yapmaya zorlayacak şekilde karar verilemeyeceği gibi, Mahkemenin idare yerine geçerek böyle bir işlem yapma olanağı da bulunmadığından, kullanım kadastrosuna tabi tutulmayan yerlerde davacı adına kullanıcı şerhi verilebilmesi mümkün olmayıp, bu gibi yerlerde idare tarafından kullanım kadastrosu yapılması gerektiğinden, buna ilişkin istemin ise reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esasına ilişkin yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine, parselin Orman Kanunu’nun (2/B) maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun şerh edilmesine, davacının taşınmazdaki zilyetliğinin tespiti ve tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesine yönelik isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 05.04.2022 tarihli ve 2021/17256 Esas, 2022/3287 Karar sayılı ilamıyla; "davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bakımından, bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairenin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, ... İdaresinin ... Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında '3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına' şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca 'Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 numaralı hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere' nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce dava konusu taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II nolu parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere '2 numaralı parselin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine' karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve (2B) çalışmalarına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan kanunlardaki hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği, açıklanan orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II nolu parselin, itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve daha sonra 1989 yılında yapılan çalışmalarda (2/B) uygulamasına da konu edilmediği, dava konusu taşınmazın hükmen tesciline ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 2. madde ya da (2/B) alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin de hukuken mümkün bulunmadığı, zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi, kesin hükümle bağlılığın, kural olarak hüküm fıkrasına münhasır olduğu ve gerekçeye sirayet etmeyeceği, hal böyle olunca davanın, tapu kaydının beyanlar hanesine (2B) şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın 2. madde kapsamında veya (2B) alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın (2B) ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki talebin de reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı ..." gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde; 01.11.2022 tarihli ve 2022/1182 E., 2022/1306 K. sayılı kararı ile "...dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditte orman içinde bulunduğu, 1976 yılında yapılan işlemin aplikasyon kabul edilerek yine orman tahdidi içinde olduğu ve 1961 yılından önce nitelik yitirdiği kabul edilerek Hazine adına P.II nolu blok parseli içerisinde orman dışına çıkarıldığı, itirazları inceleme komisyonunun yalnızca kendisine gelen itirazlar yönünden karar vermesi gerekirken poligonun tamamı yönünden karar vermesinin geçerli olamayacağı gibi 1942 yılı tahdidinin kesinleştiği ve içerisinde kalan taşınmazları 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin istisnai fıkraları uyarınca orman dışında ziraat arazisi olarak bırakma yetkisi bulunmadığından yaptığı işlemin yok hükmünde olduğu ve ayrıca Kadastro Mahkemesinde taşınmazın öncesi ve niteliğine yönelik kabulün tarafları bağlayacağının kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle adalete duyulan güvenin de sarsılmaması ve aynı durumdaki kişilerin aynı hukuki durumu elde etmesi nazara alındığında taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı kabul edilerek bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesi gerektiği" belirtilerek önceki kararda direnilmesine karar verilmiş ve hükmün, davacı ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.10.2023 tarihli ve 2023/8-523 Esas, 2023/1025 Karar sayılı ilamıyla; "... davacı vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildikten sonra, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yönünden, ... orman tahdidinin sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla ... İdaresinin dayandığı ... Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan orman tahdidinin hâlen geçerliliğini sürdürdüğü, orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II nolu parselin itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve 1989 yılında yapılan çalışmalarda (2B) uygulamasına da konu edilmediği, dava konusu taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararı incelendiğinde ise hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen ve taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2. madde ya da (2B) alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı, somut olayda her ne kadar 1976 yılında 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından taşınmazlar Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmışsa da işleme itiraz edilmesi üzerine aynı komisyonun bu işlemi iptal ettiği, sonra da taşınmazları orman sınırı dışında bıraktığı, dolayısı ile dava konusu taşınmazlar bakımından ayakta olan 2. madde çalışmasından söz edilemeyeceği, 7 numaralı komisyon tarafından yapılan hiçbir işleme değer verilemeyeceği, buna göre dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2. veya (2B) maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıltılan yerlerden olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği ..." gerekçesiyle, direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.