Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/5715 K.2025/4742

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/5715 📋 K. 2025/4742 📅 19.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/5715 E.  ,  2025/4742 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/28 E., 2022/102 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mardin Merkez ... köyünde kain 139 ada 46 parsel no.lu 40.782,63 m² yüzölçümlü bağ vasıflı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 1/2 hissesinin ... ve 1/2 hissesinin ... adına tespit edildiğini, ancak dava konusu taşınmazların senetsizden olması ve adına tespit yapılan kişinin yaşının küçük olması hususları gözönüne alındığında davalı adına yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğunu, davalının davaya konu taşınmazı 20 yıl çekişmesiz ve aralıksız kullanmasının mümkün olmadığını, kaldı ki davaya konu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlik ve zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağını, bu sebeplerle taşınmazın davalı adına yapılan tespitinin hatalı olduğunu belirterek davalı adına yapılan tespitin iptaliyle Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar duruşma sırasında ve keşifler sırasındaki alınan beyanlarında; dava konusu taşınmazın bağ olduğunu, halen bu taşınmazı kullandıklarını, bu taşınmazı davalı ...'in dedesi ...'den babası ...'e, babasından da ...'a kaldığını, ...'ın kendisinin oğlu olduğunu, taşınmazların yarısını oğluna verdiğini, yarı yarıya kendilerine ait olduğunu, Hazineyle bir alakasının olmadığını, açılan davayı kabul etmediklerini belirtmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi ile Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince 28.01.2015 tarihli ve 2014/7903 Esas, 2015/474 Karar sayılı kararıyla yöntemine uygun orman araştırması ve zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uyularak yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu 139 ada 46 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 27.01.2016 tarihli fen bilirkişi raporunda ve krokide (B) harfi ile gösterilen 30.256,92 m²'lik kısmın aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (A) harfi ile gösterilen 10.525,71 m²'lik kısmın tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden, davalı gerçek kişiler tarafından (B) harfi ile gösterilen bölüm yönünden temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince 18.06.2018 tarihli ve 2018/584 Esas, 2018/4612 Karar sayılı kararıyla yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu, taşınmazın orman sayılan ve orman sayılmayıp zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu bildirilen bölümlerinin yüzölçümleri denetlenememekte olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin, yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile; "bozma ilamı sonrası yapılan keşif sonrası, alınan jeodezi bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısım üzerinde 1953,1973, 1984 ve 2002 yılına ait hava fotoğraflarına göre parselde imar ve ihyanın yapılmadığı, tarımsal faaliyetlerin bulunmadığı, kullanımın olmadığı, üzerinde herhangi bir yapının olmadığı ancak üzerinde orman bitki örtüsüne ait ağaç veya kültür bitkisinin bulunduğu tespitlerinde bulunmuştur; bu doğrultuda dava konusu taşınmazın niteliğinin orman olması karşısında Yargıtay içtihatları uyarınca evveliyatı orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa, yani sonrasında tarımsal faaliyet yapılsa dahi orman vasfını kaybetmeyeceği kabul edildiğinden taşınmazın tapu ya da zilyetlikle kişiler adına tescile konu olabilmesi mümkün olmadığı, jeodezi bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısım açısından Mahkemece yapılan keşifte dinlenen tespit bilirkişisinin; dava konusu taşınmazın ... ve oğlu ... tarafından eskiden beri bağ olarak kullanıldığını, kendilerine dedelerinden miras kaldığını, köyde yaşanan terör nedeniyle köyden ... ilçesine göç ettikleri, hangi yılda göç ettiklerini bilmediğini ancak ara ara gelerek taşınmazı kullandıklarını, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan badem ağaçlarının ... Ailesi tarafından dikildiğini, taşınmazı çevreleyen duvarın iç kısmından 50-60 metre kadar olan kısmında 2005-2010 yılları arasında iki kez yangın çıktığı bu nedenle kullanamadığı kullanılan dönemde ise bağ olarak kullanıldığını beyan ettiği görülmekle, Mahkemece yapılan keşiften sonra alınan jeodezi bilirkişi raporunda göre, dava konusu taşınmazın (A) kısmı ile gösterilen kısmının 1953 yılına ait hava fotoğrafına göre parselde imar ve ihyanın yapıldığı, tarımsal faaliyetlerin bulunduğu, kullanımın olduğu, üzerinde herhangi bir yapının olmadığı, üzerinde yer yer ağaçların bulunduğu ve üzerinde orman bitki örtüsüne ait herhangi bir ağaç ve kültür bitkisinin bulunmadığı, 1973 ve 1984 yılına ait hava fotoğraflarına göre imar ve ihyanın yapıldığı, tarımsal faaliyetlerin bulunduğu, kullanımın olduğu, üzerinde herhangi bir yapının olmadığı, üzerinde yer yer ağaçların bulunduğu, (A) harfi ile gösterilen taşınmazın tamamı üzerinde bağ yapıldığı ve üzerinde orman bitki örtüsüne ait herhangi bir ağaç ve kültür bitkisinin bulunmadığı, 2002 yılına ait hava fotoğrafına göre imar ve ihyanın yapıldığı, tarımsal faaliyetlerin bulunduğu, kullanımın olduğu, üzerinde herhangi bir yapının olmadığı, üzerinde yer yer ağaçların bulunduğu, (A) harfi ile gösterilen taşınmazın üzerindeki bağın büyük bir kısmının kuruduğu ve üzerinde orman bitki örtüsüne ait herhangi bir ağaç ve kültür bitkisinin bulunmadığı tespitleri karşısında dava konusu taşınmazda aralıksız fasılasız 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim koşulları oluştuğu kanaatine varıldığından, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddeleri birlikte değerlendirilmek suretiyle" davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava konusu Mardin ili ... ilçesi ... Mahallesi 139 ada 46 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline 19.06.2022 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfiyle gösterilen 21.330,61 m²'lik kısmın dava konusu taşınmazdan ifrazı ile son parsel numarası verilerek “orman” vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan aynı krokide (A) harfleriyle gösterilen toplam 19.452,02 m²'lik kısmının ise tespit gibi davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline, 19.06.2022 tarihli fen bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor ve ekindeki krokinin kararın ekinden sayılmasına, karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğini, bilirkişi raporlarının yeterli olmadığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ve bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.