Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/297 K.2025/4656

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/297 📋 K. 2025/4656 📅 18.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/297 E.  ,  2025/4656 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1654 E., 2024/1094 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/436 E., 2023/623 K.
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşma talebinin nitelikten reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dosya içerisinde yer alan tapu kayıtlarına göre, uygulama kadastrosu sırasında, Nevşehir ili ... köyü/Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 6781 parsel sayılı 13.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz 653 ada 147 parsel numarasıyla ve 12.452,55 m² yüzölçümlü olarak, tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan eski 6782 parsel sayılı 1.700,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz 653 ada 139 parsel numarasıyla ve 2.327,65  m² yüzölçümlü olarak, eski 6780 parsel sayılı 7.550,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 653 ada 148 parsel numarasıyla ve 8.387,03  m² yüzölçümlü olarak tescil edilmiştir.
Davacı vekili; vekil edeninin eski 6781 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, bölgede yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında, dava konusu taşınmaza komşu ve davalıların malik olduğu taşınmazlarda, davacı taşınmazı aleyhine artma meydana geldiğini, bu şekilde, uygulama kadastrosunun hatalı yapıldığını belirterek, taşınmazlarda meydana gelen artışın iptal edilerek vekil edeni adına tesciline, oluşan maddi zararın da ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; harita ve jeodezi mühendisi ve fen bilirkişileri tarafından düzenlenen raporlarda; dava konusu taşınmazların 22-a uygulamasından sonra üretilen pafta görüntüsünün, zemin durumu ile aynen uyuşmakta olduğunun, davaya konu parselin tüm yönlerindeki sınırlarında değişim meydana geldiğinin, yenileme kadastrosunun zemindeki kullanıma göre yapıldığı ve incelenen hava fotoğraflarında mevcut sınırlarla uyumlu olarak yapıldığının tespit edildiğini, tüm toplanılan belgeler ve aldırılan raporlar doğrultusunda, kadastro çalışmaları öncesi ve sonrası krokinin benzer olduğu, sınır kaymalarının yıllardır kullanılan mevcut kullanım doğrultusunda yapıldığı, eski sınırların hava fotoğrafları ile uyumsuz olduğu gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, yine varsa yenileme kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar, dava konu taşınmazlara ilişkin olarak tesis ve yenileme kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita ya da jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalı; keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat mühendisi bilirkişi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak yenileme kadastrosunu denetlemesi istenmeli; teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat, hesap, ölçü hatası veya sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, yenileme kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, yenileme kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "yenileme tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bu raporun eki olacak haritalarda, birincisi hava fotoğrafı üzerinde, ikincisi ise ortofoto (bulunmadığı takdirde uydu fotoğrafı) üzerinde tesis kadastrosu paftası ile yenileme kadastrosu paftası çakıştırılmış bulunmalı, ayrıca her biri yönünden çakıştırmalardan bir tanesinin ada bazında, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve yakın komşularını gösterir şekilde olmalıdır. Teknik bilirkişi haritasında, yenileme kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken, yenileme kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının yenileme kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar, yenileme kadastrosunun zemindeki kullanıma göre yapıldığı ve incelenen hava fotoğraflarında mevcut sınırlarla uyumlu olarak yapıldığının tespit edildiği, tesis kadastrosunda sınırlandırma hataları yapıldığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki, dava konusu taşınmazlara ait tesis paftası incelendiğinde, dava konusu taşınmazların kırıklı hatlardan oluştuğu, yine, uygulama kadastrosu çalışmalarında da kırıklı hattın var olduğu ancak tesis paftasından farklı oluşturulduğu, bilirkişi raporunda, meydana gelen bu farklığının nedeninin denetime açık olacak şekilde açıklanmadığı, yine, dava konusu taşınmazlara ait hava fotoğraflarından ve İlk Derece Mahkemesince yapılan 22.05.2023 tarihli keşif sırasında alınan beyanlardan taşınmazlar arasında sabit sınır bulunup bulunmadığının tespit edilmediği de anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazlara ait uygulama kadastro tutanak örnekleri dosya arasında alınarak, mahallinde, tespit tarihinden evvelini bilebilecek yaşta yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişilerin de dahil olduğu üç kişilik uzman bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında mahalli bilirkişiler ve tanıklardan, taşınmazın evveliyatında hangi sınırlar dahilinde kullanıldığı, taşınmazlar arasında sabit nitelikte unsurlar bulunup bulunmadığı hususları sorulup saptanılmalı; uzman bilirkişi kurulundan, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, bilirkişi raporunda da değinildiği gibi tesis kadastrosunda sınırlandırma hatası var ise bu husus denetime elverişli şekilde açıklanıp, kroki üzerinde de hatalı ve doğru sınırlarının çakışır şekilde gösterilmesi istenilmeli, bilirkişi raporunda uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırların yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde doğru olup olmadığı, hatalı olduğunun belirtilmesi halinde ise hangi nedenle hangi sınırın esas alınması gerektiği açıklanmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.