Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/1360 K.2025/4306
8. Hukuk Dairesi 2025/1360 E. , 2025/4306 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1255 E., 2024/2028 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/459 E., 2021/82 K.
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz, tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne; davacının tapu iptali ve tescile yönelik talepleri ile diğer taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen dosya davacısı vekili ile asıl dosya davalısı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, asıl ve birleşen dosya davacısı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
2010 yılında yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, ................... Mahallesi çalışma alanında bulunan 153 ada 13 parsel sayılı 357,36 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ve 1990 yılından beri , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..........., ... ve ...'nin müştereken kullanımında olduğu şerhi yazılarak Bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun kapsamında 1/13 payı 05.06.2013 tarihinde ...'ye; 1/13 payı 12.07.2013 tarihinde ...'a; 1/13 payı 23.07.2013 tarihinde ...'e; 1/13 payı 02.08.2013 tarihinde ...'a; 1/13'er payları 06.09.2013 tarihinde ayrı ayrı ..., ..., ..., ...'lara; 1/13'er payları 27.09.2013 tarihinde ..., ... ve ...'lara; 1/13 payı 04.10.2013 tarihinde ...'a kayden satılarak adı geçenler adlarına tapuya tescil edilmiş; bilahare ... payı 28.04.2016 tarihinde ...'e; ... payı ise 10.01.2018 tarihinde ...'a satılmış; lehine kullanım şerhi verilen davacı ... payı Hazine uhdesinde kalmış ancak İlk Derece Mahkemesince verilen karar tarihi olan 23.02.2021 tarihinden sonra bu Hazine uhdesinde kalan payda davacı ...'a 26.04.2021 tarihinde satılarak davacı adına tescil edilmiştir.
Davacı vekili 10.06.2013 tarihli asıl dava dilekçesinde özetle; çekişme konusu 153 ada 13 parsel sayılı taşınmazın 357,36 metrekare yüzölçümlü olarak kendisi ile birlikte 13 kişi lehine kullanım şerhi verielerek tespit edildiğini, kullanıcı şerhi verilirken, diğer davalılarla eşit hisselerle kullanıcı şerhi verilmesinin hatalı olduğunu, zira taşınmaz üzerinde bulunan binada iki adet dükkanı olup arsa ve kullanım payının eksik tespit edildiğini; zira kendisinin taşınmazın 119 metrekaresinin zilyedi iken Milli Emlak Dairesi Başkanlığının yazısı ile 1/13 paya tekabül eden 27,49 metrekarelik kısmın satış işlemlerinin yapılması için davet edildiğini açıklayarak; fiili kullanım durumuna göre adına eksik tespit edilen 91,51 metrekare arsanın ve binada bulunan 7/B ve 7/C numaradaki iki adet dükkanın müvekkili adına tespit ve tescil edilmesini talep ve dava etmiş; yargılama sırasında davasını ıslah ederek çekişmeli taşınmazda müvekkiline ait 7/B ve 7/C deki dükkanlar ile arsa payının 128 metrekare olduğunun kabulü ile 22.02.2016 tarihli ek rapordaki tespitler doğrultusunda müvekkili adına tescili istemiyle davasını ıslah etmiştir.
Davacı vekili birleşen 20.03.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; çekişmeli 153 ada 13 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak 2010 yılında yapılan kullanım kadastrosunda taşınmaz üzerinde yer alan binanın dikkate alınmayarak bahçe vasfıyla tespitinin yapılmış olduğunu ve her bir kullanıcı lehine 1/13'e tekabül edecek şekilde eşit paylarla kullanıcı tespiti yapıldığını; oysa ki kadastro tespiti sırasında taşınmaz üzerinde var olan bina esas alınmış olsaydı davacıya ait bodrum ve zemin kattaki dükkanlar nedeniyle müvekkilinin arsa payının 128 metre kare olarak tespit edileceğini ileri sürerek; davalılar adına fazladan yapılan hisse tespitinin iptali ile müvekkilinin hissesinin 128/360 metrekare; davalılar ..., ..., ... ve ...'nın 1/13'er hisselerinin iptali ile hisselerinin ayrı ayrı 22/360 olarak; diğer davalılar ..., ............ ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına kayıtlı 1/13'er hissenin de iptal edilerek ayrı ayrı 18/360 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescili istemiyle dava açmış ve bu dava asıl dava ile birleştirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; "mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişisinin 06/09/2019 tarihli raporunda özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde bodrum+zemin+4 normal katlı binanın bulunduğu, her katta 3'er daireden toplan 12 daire bulunduğu ve kullanıcılarının tespit edildiği, yine aynı keşifte görev alan bilirkişilerin heyet halinde sundukları 08/11/2019 tarihli raporlarında özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın kullanıcılarının tespit edildiği, 12/13 hissesinin değişik tarihlerde 6292 sayılı Yasa kapsamında satıldığı, 1/13 hissesinin ise Maliye Hazinesi adına kayıtı olduğunun belirtildiği, davacı vekilinin itirazı üzerine bilirkişilerden ek rapor alındığı, bilirkişi heyetinin 15/03/2020 tarihli ek raporlarında özetle; bağımsız bölümlerin hisse paylarının tespit edildiğinin belirtildiği, davacı vekili tarafından eksik harcın ikmal edildiği, alınan raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, yapılan keşifte ve alınan raporlarda ana dosyada ve birleşen dosyada kullanıcıların tespit edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2018/298 Esas ve 2018/1618 Karar sayılı ilamı gereğince ana dosyada ve birleşen dosyada davacıların şerhe yönelik taleplerinin kabulüne diğer taleplerinin ise reddine karar verilmesi gerektiği..." gerekçesi ile asıl ve birleşen dosyadaki davacının davasının kısmen kabulüne; dava konusu İ................................ Mahallesi 153 ada 13 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine; ‘"990 yılından bu yana bodrum+zemin+4 normal katlı toplam 12 daireden oluşan binanın bulunduğunun ve bodrum kat dükkanın ve zemin kat dükkanın ..., 1 nolu dairenin ..., 2 nolu dairenin ..., 3 nolu dairenin ..., 4 nolu dairenin ..., 5 nolu dairenin ..., 6 nolu dairenin ..., 7 nolu dairenin ..., 8 nolu dairenin ..., 9 nolu dairenin ..., 10 nolu dairenin ..., 11 nolu dairenin ..., 12 nolu dairenin ...’ın kullanımında olduğununa" yazılmasına, davacının tapu iptal ve tescile yönelik olan taleplerinin ve diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen kararın asıl ve birleşen dosya davacısı vekili ile asıl dosya davalısı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; "... davacı vekilinin, nizalı taşınmaz üzerinde altı katlı bina olduğunu, bina esas alınarak bağımsız bölümlere göre arsa paylarının tespiti gerekirken, hatalı tespitle beyanlar hanesine tüm lehdarlar için eşit hisseyle kullanıcı tespiti yapıldığını, bina esas alınarak belirlenecek arsa payları oranında kullanıcı şerhi verilmesini, satışın yapılmış olması halinde ise buna göre tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tescilini talep ettiği; yargılama aşamasında getirtilen tapu kaydıyla da taşınmazın davalı gerçek kişiler lehine verilen kullanıcı şerhi gereğince 6292 sayılı Yasa uyarınca satışı gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı bunun üzerine davacı tarafça birleşen dava dilekçesinde, kayıt maliki haline gelen davalılar aleyhine tapu iptali ve tescil talepli dava açıldığı;
UYAP aşamasında alınan güncel tapu kayıtlarına göre de, dava konusu edilen taşınmazın 6292 sayılı Yasa kapsamında satışının yapıldığının belirlendiği; bilindiği üzere, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe yönelik davanın dinlenebilmesi için davanın, 6292 sayılı Yasa uyarınca taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte ve hazine ile şerh sahiplerine yöneltilerek açılması gerektiği; taşınmazın hazinenin mülkiyetinden çıkıp, kullanıcı şerhi verilen veya üçüncü şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra şerhe yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmadığı;
Somut olayda, davacı tarafın dava konusu taşınmazın 6292 sayılı yasa uyarınca yapılan bir kısım satış işleminden önce açmış olsa da, taşınmazın tamamının hali hazırda 6292 sayılı yasa gereğince satışının yapılmış olduğu, tapu kaydının idarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğu, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe beyanlar hanesinin düzeltilmesi istemli davanın görülebilmesinin mümkün olmayacağı ve tapu iptali ve tescil davasının da görülemeyeceği değerlendirildiğinde, yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı..." gerekçesiyle asıl ve birleşen davacı vekilinin istinaf nedenlerinin reddine, davalı ... vekilinin istinaf nedenlerinin kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.