Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/1325 K.2025/4274

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1325 📋 K. 2025/4274 📅 28.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/1325 E.  ,  2025/4274 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 1980/24 E., 1981/49 K.
Taraflar arasındaki tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmasına kara verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda dosyanın tapulama müdürlüğüne iadesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı ... mirasçısı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro çalışmaları sırasında 1958 yılında ................Mahallesi 1081 parsel sayılı taşınmaz vergi kaydı uyarınca tarla vasfı ile harici satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik sebebine dayalı olarak...oğlu ... mirasçıları ve ...oğlu ...mirasçıları, ......oğlu .......... adına ve ırsen intikal sebebine dayalı olarak ........... oğlu ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olduğu iddiası ile, ... .......... ırsen intikal sebebine dayalı olarak miras payı oranında, ....... ve ... satın alma nedenine dayalı olarak,................ tapu kaydına dayalı olarak tespite itiraz ederek adlarına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen 1976/346 Esas, 1977/21 Karar sayılı karar ile vergi kaydının taşınmazı kapsadığı ve tespit maliklerinin taşınmaz üzerinde zilyetliklerinin devam ettiği gerekçesi ile davanın reddine tespit gibi tescile karar verilmiş, hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1977/13521 Esas, 1978/6086 Karar sayılı ilamı ile Hazine'nin göl bakiyesi ve kurutma haritası bulunduğuna dair iddialarının incelenmediği dolayısıyla eksik araştırma yapıldığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılamada Mahkemenin 1980/24 Esas, 1981/49 Karar sayılı kararı ile kadastro tutanağının usulüne uygun tutulmadığı gerekçesiyle tutanağın Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiş hüküm sadece ... ve Hazine temsilcisine tebliğ edilmiş ve temyiz talebinde bulunulmamış, karar tüm taraflara tebliğ edilmemiş dosya açık kalmıştır. Karara karşı davacı ... mirasçısı ... tarafından 24.02.2025 tarihinde temyiz talebinde bulunulmuştur.
Temyiz itirazlarının incelenmesinde 07.06.1958 tarihli kadastro tespit tutanağının Tapulama Kanunu'nda belirtilen şekilde usulüne uygun tutulduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla usulüne uygun olarak düzenlenen kadastro tutanağında tespit edilen haklara itirazda bulunanların taleplerinin yargılama yapılarak incelenmesi gerekir.
Usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki; gerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir (Hukuk Genel Kurulu'nun 15.03.2023 tarihli ve 2021/2-668 Esas, 2023/191 Karar sayılı karar). İlk Derece Mahkemesinin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan İlk Derece Mahkemesi kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez.
Aynı şekilde İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hükmün temyiz edilmemesi hâlinde, hükmü temyiz etmeyen taraf yönünden karar kesinleşmiş olmakla artık bu tarafın kararı temyizinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira hukuki yarar dava şartı olduğu kadar temyiz istemi için de aranan bir şarttır.
Bir başka anlatımla, kesinleşmiş kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). Kararın temyiz edilmeyerek şekli anlamda kesin hükme dönüşmesi karar lehine olan için usuli müktesep hak oluştururken, karar aleyhine olan kimse için de bir katlanma yükümlülüğü meydana getirir.
Bu itibarla; açıklanan bu ilke ve esaslar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince verilen, 1976/346 Esas, 1977/21 Karar sayılı davanın reddine dair hüküm tüm taraflara tebliğ edilmesine rağmen Hazine dışındaki davacılar tarafından temyiz edilmemiştir.
Söz konusu hükmün, davacı Hazine temsilcisinin temyiz talebi incelenerek Yargıtayca Hazine yönünden bozulmasına karar verilmiş ve bozma ilamına karşı karar düzeltme yoluna da başvurulmamış, dolayısıyla diğer davacılar yönünden hüküm kesinleşmiştir. Bununla birlikte bozma sonrası Mahkemenin 1980/24 Esas sayılı dosyasında bozmaya uyulmasına karar verilmiş ise de bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir.
O halde İlk Derece Mahkemesince hükmüne uyulan bozma ilamı ile Hazine lehine usuli müktesep hak oluştuğu da dikkate alınarak Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1977/13521 Esas, 1978/6086 Karar sayılı ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından davacı ... mirasçısı ...'in temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.