Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/2755 K.2025/4265

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/2755 📋 K. 2025/4265 📅 28.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/2755 E.  ,  2025/4265 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/312 E., 2021/88 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
1985 yılında yapılan arazi kadastro çalışmalarında temyiz konusu ............ 1807 parsel sayılı ve 4.750,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, üzerindeki zeytin ve harnup ağaçlarının ........,........, ..................., .............'e ait olduğu şerhi beyanlar hanesine verilerek, dava dışı 715 parsele uygulanan tapu kaydı dayanağı haritada taşlık, kayalık, fundalık olarak gösterilen kısımda kaldığından 715 parselden ifraz edilerek Hazine adına zeytinlik ve harnupluk olarak tespit edilmiştir.
Davacı vekili, intikal, taksim, zilyetliğe dayalı olarak Hazine adına yapılan tespitin iptali dava konusu taşınmazın müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 02.06.2003 tarihli ve 2003/6098 Esas, 2003/5127 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 02.06.2003 tarihli ve 2003/6098 Esas, 2003/5127 Karar sayılı kararında özetle; "Nizalı taşınmaz dava dışı 715 numaralı parsele uygulanan tapu kaydı miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edildiği halde 715 sayılı parselin dayanağı olan tapu kaydının getirtilip, yerine uygulanmadığı belirtilerek tescil ilamı ile oluşan tapu kaydının dayanağı tescil ilamının ve krokinin uygulaması, taşınmazın, tapu kaydının dayanağı krokinin, bir başka deyişle tapu kaydının kapsamı dışında kalması ve 715 sayılı parsel maliklerinin davacılar ya da miras bırakanlarının olduğunun anlaşılması halinde bu kaydın davacıları bağlayacağı ve davacıların çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin kaydın oluştuğu tarihten itibaren başlayacağı gözönüne alınarak, tescil ilamının kesinleştiği tarih ile tespit tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap süresi olan 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçip geçmediğinin nazara alınması, kaydın davacı ile ilgisinin bulunmadığının anlaşılması halinde davacının nizalı taşınmaz üzerinde iktisabı sağlar zilyetliğinin bulunup bulunmadığının ve Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.12.2009 tarihli ve 2009/8427 Esas, 2009/8390 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.12.2009 tarihli ve 2009/8427 Esas, 2009/8390 Karar sayılı kararında özetle; "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın karar vermeye yeterli olmadığı, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, hükmüne uyulan bozma ilamında 715 sayılı parsele dayanak tapu kaydının getirtilerek uygulanması, tapu kaydının tescil krokisi kapsamı dışında kaldığının ve 715 sayılı parsel maliklerinin davacılar ya da miras bırakanlarının olduğunun anlaşılması halinde kaydın kendilerini bağlayacağı belirtildiği halde, tapu kaydı ve dayanağı kroki yerine uygulanarak kapsamının belirlenmediği, kadastro tespitinde 715 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının dayanağını teşkil eden teknik bilirkişi ...ın düzenlediği 21.01.1970 tarihli krokinin, zeminde mevcut yollar nazara alınarak paftasına uygulandığında, krokide taşlık, çalılık ve fundalık olarak bırakılan kısımda kaldığından bahisle çekişmeli taşınmazın 715 sayılı parselden ifraz edilerek Hazine adına tespit edildiği, 715 sayılı parselin ise ... mirasçıları davacı ... ve diğerleri adına tespit edildiği, 715 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının aynı zamanda bir çok parsele de uygulandığı, tespite dayanak teşkil eden tapu kaydı tesisinde K. Sani 311 tarihli ve 35 sıra numaralı tapu kaydı ile........ oğlu... adına ve 7 dönüm olarak kayıtlı iken Ocak 1951 tarihli ve 52 sıra numaralı tapu kaydı ile tapu kök malikinin 332'de ölümü ile mirasçılarına intikal ve mirasçılarından ........... ve .............'nin müracaatına kalarak 1'erden 4 hissesi ..., ...adına tescil edildiği, ... mirasçısı ... ile ... mirasçısı ...'in hasımsız olarak açtığı mesaha tashihi davası sonunda taşınmazın miktarı 381.667 m² olarak düzeltilerek 10.1.1972 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kaydı ile aynı mirasçılar adına tapu kaydı oluşturulduğu, bu kaydın daha sonra tedavül görerek tüm... mirasçıları adına tescil edildiği, mesaha düzeltilmesine dair Erdemli Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.9.1971 tarihli ve 1965/174 Esas, 1971/31 Karar sayılı ilamı ile, tapu kaydının hudutlarının aynı kalarak miktarının 381.677 metrekareye çıkartıldığı; tasarruf edilmeyen yerlerin miktarı ise 786.889 m² kabul edilerek fazlaya ilişkin talebin reddedildiği, hükme esas alınan teknik bilirkişi ...ın düzenlediği 21.1.1970 tarihli krokili raporda tasarruf edilen sahanın 1 ila 14 noda gösterildiği, Devletin hüküm ve tasurrufu altındaki taşlık, çalılık fundalık ve delicelik arazi olarak tasarruf edilmeyen yerler ise (A), (B), (C), (D), (E), (F) ve (K) harfleri ile gösterildiği, mesaha tashihi davasını açan... mirasçılarının izaleyi şuyu davası açtıklarını, mesaha eksik yazıldığından taksimde noksanlık olduğunu ileri sürerek mesahanın artırılmasını istedikleri, Mahkemece kök tapu maliki ......... oğlu...'nin veraset ilamı istenerek tüm mirasçılarının, bu arada... mirasçısı olduğu anlaşılan davacı ...'ün murisi ...'ün de davaya muafakatı alınarak davaya dahil edildiği, kök tapu maliki..........oğlu...'nin oğlu...'nin oğlu ...'ün davacının babası olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davacı tarafın hem kök tapu malikinin mirasçısı, hem de mesaha tashihi davasında murisinin taraf olması ve bu dava sonunda oluşan tapu kaydının tedavül kayıtlarında murisinin hissedar tapu maliki olması nedeniyle ilamın davacı tarafı bağlayacağı, buna rağmen aralarında veraset ilişkisi bulunmadığından bahisle ilamın aleyhlerine delil teşkil etmeyeceğinin kabulünün doğru olmadığı, keşif sonunda dosyaya ibraz edilen fen bilirkişi raporunda K.evvel 311 tarih ve 25 sıra numaralı tapu kaydının tedavülü olan Ocak 1972 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kaydının dayanağı olan yüzölçümü düzeltilmesine ilişkin ilama dayanak teşkil eden harita bulunamadığından uygulanmasının teknik olarak imkansız bulunduğu belirtilmiş ise de, geri çevirme kararı ile tapu kaydının ve kadastro tespitinin dayanağını teşkil eden Erdemli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/174 Esas, 1971/317 Karar sayılı ilamına ilişkin dava dosyası ile içinde ilama ve tespite dayanak teşkil eden fen bilirkişi ...ın düzenlediği 21.1.1970 tarihli rapor ve eki haritasının bulunarak gönderildiği açıklanarak, önceki bozma ilamı doğrultusunda mahallinde yeniden keşif yapılarak, tapu kaydının dayanağını teşkil eden dosya içine gönderilen mesaha tashihine dair tescil ilam ve krokisi yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişi eli ile ölçekleri eşitlenerek ve zemine çakıştırılmak suretiyle uygulanarak kapsamının belirlenmesi, fen bilirkişiye 21.1.1970 tarihli teknik bilirkişi krokisinin uygulamasını ve taşınmazın krokide hangi bölümde kaldığını gösterir, ayrıntılı ve krokili rapor düzenlettirilmesi, mesaha tashihi davasının dayanağı haritanın kapsamı dışında, tasarruf edilmeyen taşlık, çalılık ve fundalık olarak gösterilen yerde kalan yer yönünden, zilyetliğin 1972 tarihinden sonra başladığı ve tespite kadar 20 yıllık zilyetlik süreninin dolmadığı gözönünde bulundurularak mesaha tashihe ilişkin ilamın, mirasçı olarak davada taraf bulunan tapu hissedarı ...'ün, davacının murisi olması nedeniyle davacıyı da bağlayacağının düşünülmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, temyiz konusu 1807 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacı tarafından taksime dayanılarak kadastro tespitine itiraz edildiği, kadastro tespitinde uygulanan Ocak 1972 tarihli ve 1 numaralı tapu kaydının dayanağı 21.1.1970 tarihli tescil krokisine göre taşınmazın tapu kaydı kapsamında olduğu ancak krokinin koordinat içermemesi ve yıpranmış olması nedeniyle taşınmazın hangi alana tekabül ettiğinin belirlenemediği, uzman bilirkişi tarafından incelenen hava fotoğraflarına göre taşınmazda imar ihya yapılmamış olması dikkate alınarak taşınmazın dayanak krokide taşlık-kayalık kısımda kaldığının kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 556,10 TL nin temyiz edenden alınmasına,Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.