Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/3778 K.2025/4256
8. Hukuk Dairesi 2024/3778 E. , 2025/4256 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2328 E., 2024/673 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/33 E., 2022/77 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; ....................... Mahallesi, 241 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların davalı adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm tasarrufu altında sayılan yerlerden olduğunu, yapılan tespitin hatalı olduğunu belirterek, taşınmazlara ait kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süresi içinde açılmadığını, kadastro faaliyetleri sonucunda belirlenen sınırlar dahilindeki ...Mahallesi, 241 ada 3 ve 4 parselde kayıtlı taşınmazlarda 80 yılı aşkın mizasız ve fasılasız müvekkilinin ataları ve dedelerinin malik sıfatıyla zilyet olduklarını, taşınmazların müvekkiline dedesinden miras kaldığını, bu yerlerde yıllardır ekin ve tütün ekildiğini, içerisinde 70 yaşlarında zeytin ağaçları olduğunu, bahsi geçen yerlerin çevresindeki parsellerin müvekkiline ait olduğunu, davaya konu taşınmazların müvekkilinin tarlalarının ortasında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların orman yasalarına ve zemin durumuna göre orman ve orman içi açıklığı olmadığı, bu husustaki bilirkişi raporlarının da aynı doğrultuda olduğu, en eski hava fotoğrafları ile de raporun uyumlu olduğu, her ne kadar dava konusu 241 ada 3 parselin 1957 basımı en eski tarihli ve 1976 yılı basımı yılı memleket haritasında yeşil renkli alan içerisinde kalsa da 1953 ve 1971 yılı uçuşu hava fotoğrafında açık alan olduğu, memleket haritasında boyama hatası yapıldığı; taşınmazlar üzerinde çok eski yıllardan beri tarım yapıldığı, taşınmazların 1953 yılında imar ve ihyasının tamamlandığı ve 1953 yılından 2000 yılına kadar arpa, çavdar, buğday, tütün vs ekilmek suretiyle tarla olarak kullanıldığı, 2000 yılından itibaren ise zeytinliğe çevrildiği, zilyetliğin kesintiye uğramadığı ve uzun süreden beri ekonomik katkı sağlanan bir yer olduğu dolayısıyla taşınmazların tarıma elverişli hale getirilip, kadastro tespit tarihine kadar en az yirmi yıl öncesinden beri malik sıfatıyla çekişmesiz ve kesintisiz olarak kullanıldığı ve zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17. maddelerine engel bir hususun olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine, dava konusu ...Mahallesi, ...mevki 241 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların komisyon kararları gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; toplanan delillere göre özetle, bilirkişiler tarafından düzenlenen bilimsel ve teknik veriler içeren rapor ile dava konusu 241 ada 3 parsel sayılı taşınmazın % 6-10 eğimli olduğu, derenin etki alanında kalmadığı, üzerinde sıralı dikim yolu ile üretilmiş 15-20 yaşlarında kapama dikme zeytin ağaçları bulunduğu, önceki yıllarda sürülüp işlenerek tarım arazisi olarak kullanıldığı, 2016 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosunda orman sayılmayan alanda bırakıldığı, en eski 1953 ve 1971 tarihli hava fotoğraflarında açık renkli alanda kaldığı, 1957 ve 1976 tarihli memleket haritalarında yapraklı ağaç rumuzlu yeşil alanda gösterilmiş ise de bu durumun boyama hatasından kaynaklandığı, 1953 yılında imar ihyasının tamamlandığı, 60-65 yıla yakın zamandır tarla ve zeytinlik olarak kullanıldığı tespit edildiği; dava konusu 241 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ise, % 15-20 eğimli olmakla birlikte, üzerinde sıralı dikim yolu ile üretilmiş 15-20 yaşlarında kapama dikme zeytin ağaçları bulunduğu, önceki yıllarda sürülüp işlenerek tarım arazisi olarak kullanıldığı, toprağının tarımsal nitelikte olup toprak muhafaza karakteri taşınmadığı, 2016 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosunda orman sayılmayan alanda bırakıldığı, en eski 1953, 1971, 1976 ve 1995 tarihli hava fotoğraflarında açık ve hafif açık renkli alanda olduğu, 1953 yılında imar ihyasının tamamlandığının, 60-65 yıla yakın zamandır tarla ve zeytinlik olarak kullanıldığının tespit edilmesi karşısında; Mahkemece dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmayıp iktisaba elverişli yerlerden olduğu, davalı lehine imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın reddi ile dava konusu taşınmazların komisyon kararı gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesinde (bu türden davaların temyizen incelendiği Dairemizin emsal 2021/12226 Esas, 2023/3675 Karar, 2023/2128 Esas, 2023/3435 Karar sayılı ve 2021/9222 Esas, 2022/7334 Karar sayılı, çekişmeli taşınmazın Mahkeme uygulamasına göre öncesinin orman sayılan yerlerden olmaması koşulu ile, orman kadastrosunun kesinleşme tarihinden önceki zilyetliğe de hukuki değer verilebileceğini kabul eden emsal Yargıtay kararlarının da dikkate alınması ile) bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Hüküm, davacı vekili tarafından, davalı lehine 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçeleriyle temyiz edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro tespitine itiraz davasıdır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.