Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/3787 K.2025/4088
8. Hukuk Dairesi 2024/3787 E. , 2025/4088 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/474 Esas, 2024/918 Karar
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mudanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/33 Esas, 2022/508 Karar
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile, kararının kaldırılmasına ve düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı Hazine vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
........................ ilçesi .................. Mahallesi, 1747 ada 243 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde 20.11.1989 tarihinde işe başlanılarak sonuçları 05.03.1991 tarihinde ilanı yapılarak kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu(6831 sayılı Kanun) kapsamında yapılan Orman Kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunduğu, yörede ilk tesis kadastrosunun 1987 yılında yapılarak 30.12.1987 ila 28.01.1988 tarihleri arasında ilan edilmiş, itiraz üzerine 09.01.1990 tarihli komisyon kararı 14.02.1990 ila 15.02.1990 tarihlerinde tebliğ edilmesi sonrasında kesinleştiği, ilk tesis kadastrosunda 737 parsel olarak belirlenen dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi kapsamında 2015 yılında yapılan ve 20.01.2015 tarihinde kesinleşen yenileme çalışmasında, 1747 ada 243 parsel sayılı 3150,19 metrekare yüzölçümünde ki taşınmaz zeytinlik vasfı ile Hazine adına tescil edilmiş olup, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde "içinde ki zeytin ağaçları bu yerde zilyet olan ...'ye aittir" şerhi bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde, çekişmeli ......... Mahallesi, 1747 ada 243 parsel (eski 737) sayılı taşınmazın orman sayılan alanlardan olmasına rağmen Hazine adına zeytinlik vasfı ile tespit gördüğünü, yapılan araştırma nihayetinde dava konusu yerin 1990 yılında yapılarak kesinleşen arazi kadastrosuna göre de aynı tespiti ve tescil edildiğini, 22/a çalışmasına itirazdan ziyade tapu iptali ve tescil davasının açılma zorunluluğu doğduğunu, dava konusu yere ilişkin gerek arazi kadastro çalışmaları gerek ise de 22/a madde çalışmaları neticesinde elde edilen tespitler gerçek ve hukuki duruma uygun olmadığından ekli krokide yer alan koordinatlara göre orman sınırları içinde kalan alanına dair tespit edilmesi halinde müdahalenin meni ile orman sınırları içinde kalan alana dair tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tescilini, tapu kaydında ki mevcut şerhlerin de iptalini istemiş, davalılar vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.
Dava, kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil, müdahalenin önlenmesi ve taşınmaza ait tapu kütüğünde yazılı bulunan şerhin terkini istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın çalılık olup orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşıldığı, adına tescil kararı verilen kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, orman araştırması yapılması için İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince ilk kaldırılma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafında, ayrıca 1954, 1968,1970 tarihli hava fotoğraflarında çalılık niteliğinde olduğu, eğiminin % 20 olduğu, bu haliyle dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğu bu nedenle Hazine adına orman vasfı ile tescil edilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne, ................. Mahallesi 1747 ada, 243 parselde davalı Hazine adına zeytinlik vasfı ile kayıtlı olan taşınmazın zeytinlik vasfının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davacı ... İdaresi ve davalı Hazine vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince beyanlar hanesinde lehine şerh bulunan ...'nin davaya katılımı sağlanıp; sonucuna göre karar verilmesi, davacı ... İdaresinin tapu iptali ve tescil isteminin yanında ayrıca " müdahalenin önlenmesini ve taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan şerhlerin kaldırılmasını" da talep etmesine rağmen mahkemece HMK'nın 297. maddesine aykırı olarak "davacının el atmanın önlenmesi ve beyanlar hanesinde ki şerhlerin iptali istemleri" hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi, davanın kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olmasına ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında çekişmeli taşınmazın yörede 1989 yılında işe başlanılarak sonuçları 1991 tarihinde ilan edilen Orman Kadastro çalışmaları sırasında 20-21-22-30 ve 31 OS noktaları içinde kaldığı bildirilmesine rağmen OS 20 ila 31 orman sınır noktalarını gösterir çalışma tutanakları dosya içine getirtilmeksizin karar verilmesi, yine çekişmeli taşınmaz yönüyle yörede yapılan ve kesinleştiği bildirilerek eldeki davanın hukuki sebebini oluşturan Orman Kadastrosu'nun iptaline yönelik davalı tarafından dava açılıp açılmadığının Asliye Hukuk Mahkemeleri ve Kadastro Mahkemesinden araştırılması için İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince ikinci kaldırılma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın Orman Kadastrosu esnasında davalı ...'nin kadastro tutanağında belirtildiği üzere taşınmazın imar ihyasını sağladığı, üzerinde yer alan ağaçların kendi ürünü olduğu, zilyedliğin o tarihten beri devam ettiği, kadastro tarihinde 3402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen 20 yıllık zilyedliğin henüz dolmadığı, bu nedenle taşınmazın adına tescilinin yapılmadığı, bu nedenle tapu kaydının iptaline kadar geçen süredeki müdahalesinin hukuka aykırı olmadığı anlaşılmakla davacının müdahalenin önlenmesi talebinin reddine, davanın kesinleşmesi ile taşınmazın orman vasfıyla tescili sağlanacağından bu tarihten sonra orman üzerinde şahsi hakka dayanılamayacağı ve ormandan tasarrufun mümkün olamayacağı anlaşılmakla kesinleşme ile şerhlerin kaldırılması gerekeceğinden buna yönelik talebin kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, .................. Mahallesi 1747 ada, 243 parselde davalı Hazine adına zeytinlik vasfı ile kayıtlı olan taşınmazın zeytinlik vasfının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, beyanlar hanesindeki şerhlerin iptaline yönelik talebinin kabulüne taşınmaza müdahalenin önlenmesine yönelik talebinin reddine karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının diğer talepleri yanında ayrıca müdahalenin önlenmesi isteminde bulunduğu, Mahkemece de davacının diğer taleplerinin kabulüne karar verilmesine rağmen müdahalenin önlenmesi isteminin reddine karar verildiği ve davalı Hazinenin ise yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiği gözetilerek reddedilen hüküm bölümü yönüyle kendini vekil ile temsil ettiren davalı Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta bir karar verilmemesi isabetsiz ise de "kanunun olaya uygulanmasında" hata edilen ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eldeki dava dosyası açısından yapılan yanlışlığın düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmesine,bu cümleden olarak; davanın kısmen kabulü ile kısmen de reddine, çekişmeli ................. Mahallesi 1747 ada 243 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazın kaydı üzerinde haciz, zilyetlik şerhi, beyan veya başkaca şerh bulunması halinde anılan tüm şerh ve beyanların tapu sicilinden terkinine, davacının müdahalenin önlenmesine yönelik talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.