Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/179 K.2025/3892

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/179 📋 K. 2025/3892 📅 21.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/179 E.  ,  2025/3892 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1361 E., 2024/1688 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/41 E., 2023/51 K.
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı ... ...tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... ...tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde özetle; ... Mahallesnde kain 114 ada 98 parsel sayılı taşınmazın kendisine, 114 ada 94 parsel sayılı taşınmazın da davalıya ait olduğunu, taşınmazlar arasında sınır olarak kef bulunduğunu, yenileme kadastro çalışmalarında davalının sınırının kendisine ait taşınmaza geçtiğini, yenilemenin yanlış yapıldığını ileri sürerek, tespit edilen yerin iptali ile kendisine ait taşınmaza katılmasını talep etmiş ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.06.2022 tarihli ve 2021/311 Esas, 2022/210 Karar sayılı kararıyla, "dava konusu yer hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği" gerekçesiyle 3402 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... keşif sonrası alınan raporlar sonucunda dava konusu taşınmazlar arasında 1954 ve 1984 tarihli hava fotoğrafı ile ortofoto haritası çakıştırılarak kroki 4-a olarak gösterilmiş olduğu, bu krokide uygulama kadastrosunun geçerli sınırla uyumlu olmadığının tespit edildiği, bu noktada davacının göstermiş olduğu sınırın geçerli sınır olarak kabul edilebilecek sınırla uyumlu olduğunun görüldüğü, ayrıca davalı tarafın göstermiş olduğu sınırın uygulama kadastrosu ve ilk tesis kadastrosu sınırları ile uyumlu olmadığı, iddia etmiş olduğu sınırda yine sabit bir sınırın bulunmadığının anlaşılmış olduğu, 5324 ada 105 parselde evin olduğu kısımdan K1 ile işaretli nokta istikametinde ise arazi yapısının değişmiş olduğunun alınan jeoloji mühendisi raporundan anlaşıldığı, uygulama kadastrosu esnasında alınan sınırların ilk tesis evraklarından alınarak geçerli sınır tipinde oluşturulduğu ve bu sebeple zemindeki sabit sınır olarak bulunan yükseklik farkının dikkate alınmadığının anlaşılmış olduğu, davacı tarafından gösterilen sınırın 1954 ve 1984 tarihli hava fotoğraflarında uyumlu olması karşısında taşınmazlar arasında bulunan yükseklik farkı oluşturan kef'in sabit sınır olarak kabul edilmesinin gerektiği, bu halde raporun ekinde bulunan krokide 'A' harfi ile gösterilen 241.61 metrekare alanın 5324 ada 105 numaralı parselden çıkarılarak 5324 ada 108 numaralı parsele eklenmesi gerektiği ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 25.10.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 241,61 m²'lik kısmın dava konusu taşınmaza eklenmesine karar verilmiş; hükmün, davalı ... ...tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı ... ... tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eş değer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı hususu da göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki davada; dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile özellikle dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarının incelenmesinde, uygulama ve tesis kadastrosu paftalarının (haritalarının) zeminle uyumsuz bulunduğu belirtilmesine rağmen, bu farklılığın (uyumsuzluğun) nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı açıklanmamış; bilirkişi raporlarında ölçü hatasından söz edilmekle beraber, rapor içeriğinde bu husus denetime elverişli şekilde açıklanmamış ve taşınmazların tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, çakışmayan kısımlar yönünden teknik belgelere neden itibar edilmediği de gerekçeli bir şekilde ortaya konulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, yine varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar, dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak tesis ve yenileme kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerden eksik olalar getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra, harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırlarını ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarını bir arada ve farklı renkli kalemlerle gösteren, krokili, denetime elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı ve özellikle bilirkişi kurulundan, önceki tarihli rapor içeriği de tartışılarak, tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma - ölçü - hesap - tersimat hatası yapılıp yapılmadığı ve yapılmış ise ölçü bu hatanın hangi teknik nedenlerden kaynaklandığı hususlarını denetime elverişli şekilde açıklamaları ve çakışmayan kısımlar arası bölümlerin harflendirilip bu kısımların yüzölçümlerinin de tespit edilerek ortaya konulması istenilmeli ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.