Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/268 K.2025/3882
8. Hukuk Dairesi 2024/268 E. , 2025/3882 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/433 E., 2023/21 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulü
TEMYİZ EDENLER : Davacı ... İdaresi vekili, davalılar vekilleri, asli müdahil Hazine vekili
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili, asli müdahil Hazine vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından ve duruşma istemli olarak davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı ... Köyünün Tüzel Kişiliği bulunmadığından temyiz dilekçesinin ve duruşma isteminin reddine, davacı ... İdaresi vekili, asli müdahil Hazine vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... İdaresi, Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ...köyü 384 parsel sayılı taşınmazın 3116 ve 3302 sayılı Kanunlar uyarınca yapılan orman tahdit çalışmalarında Devlet ormanı sınırları içerisinde kaldığını, bu sınırların kesinleştiğini, bu taşınmazın mera olarak sınırlandırıldığını, kesinleşmiş tahdit içerisinde bulunan taşınmazın Devlet ormanı olması nedeniyle mera olarak yapılan sınırlandırılmasının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tescilinin ve özel sicildeki kaydında silinmesinin gerektiğini ileri sürerek, ... Köyü 384 parsel sayılı taşınmazın mera olarak yapılan sınırlandırılmasının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline, özel sicildeki kaydında silinmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Asli müdahil Hazine vekili müdahale dilekçesinde; yapılan keşif sonucu dosyaya gelen 22.07.2008 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, sonuç kısmının (d.) bendinde, bilirkişiler, toplam 3,01 hektar (P1=2,17 hektar, P2=0,84 hektar) alanın ise 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi kapsamında Hazine adına kayıt ve tescil edilmesi gereken yerlerden olduğunu tespit ettiklerini, Hazinenin hak ve menfaatlerin korunması amacıyla asli müdahale taleplerine ilişkin davanın kabulü ile İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/433 Esas dosyası ile birleştirilmesine, bu dosya üzerinden yürütülmesine, yapılacak tetkikat neticesinde tapuda halen mera vasfıyla kayıtlı 384 parselin bilirkişi raporunda (P1) ve (P2) harfiyle gösterilen toplam 3,01 hektarlık taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; İstanbul Orman İşletme Müdürlüğü tarafından dava konusu yapılan uyuşmazlığın idari işlemden kaynaklandığını, davanın İdare Mahkemelerinde açılması gerektiğini, öncelikle görev itirazında bulunduklarını, esas yönünden de haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.12.2009 tarihli ve 2003/661 Esas, 2009/467 Karar sayılı kararıyla verilen, davanın kısmen kabulüne dair karar, davanın tüm taraflarının temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 29.06.2011 tarihli ve 2011/3632 Esas, 2011/8319 Karar sayılı ilamıyla; davacı ... İdaresinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine, asli müdahil Hazine ve davalı ... Köy Tüzel Kişiliğinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verildikten sonra, davacı ... İdaresi tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.11.2011 tarihli ve 2011/13286 Esas, 2011/12418 Karar sayılı ilamıyla; "... davacı ... İdaresinin temyiz itirazının süresinde yapılmış olduğu ..." gerekçesiyle karar düzeltme isteminin kabulüne ve Dairenin 29.06.2011 tarihli ve 2011/3632 Esas, 2011/8319 Karar sayılı kararının 1 numaralı bendinin kaldırılarak, 22.12.2009 tarihli ve 2003/661 Esas, 2009/467 sayılı Mahkeme kararının, Dairenin 2 numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Orman İdaresi bakımından da bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılama sürecinde Eyüp Adliyesinin kapatılarak İstanbul Adliyesine bağlanmış olması nedeniyle dava dosyası İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesine devredilmiş olup bu Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile İstanbul ili ...köyü 384 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ilişkin kadastro işleminin, dosya kapsamında alınan 01.07.2013 tarihli kök, 23.02.2016 tarihli ek bilirkişi raporlarında (D) harfi ile gösterilen, 1.935.076.468713 m² alan yönünden iptali ile Hazine adına orman vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, iptaline karar verilen taşınmazın mera özel sicilindeki kaydının terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, tüm tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında dava konusu taşınmazın (A), (B), (C), (D) olarak dörde ayrıldığını ve sadece (D) harfi ile gösterilen kısmın orman olduğunun tespit edildiğini, bu tespitin yanlış olduğunu, taşınmazın alanının da hatalı hesaplandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının ekinde yer alan haritada (A1), (A2), (B), (C) ve (D) olarak gösterilen alanların belirlenmesinde ... Mahallesinde 16.09.2015 ile 15.10.2015 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılan 6292 sayılı Kanun'un 11 nci maddesinin 10 uncu fıkrası gereği aplikasyon ölçü çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi çalışmalarında tespit edilen alanlara uyulmadığını, bu nedenle bilirkişi raporunun bu haliyle hükme esas alınmasının isabetsiz olduğunu, 16.09.2015 ile 15.10.2015 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılan 6292 sayılı Kanun'un 11 nci maddesinin 10 uncu fıkrası gereği aplikasyon ölçü çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi çalışmalarında da taşınmazın bir kısmının orman alanında gösterildiğinden askı ilanına itiraz edildiğini, bu nedenle İstanbul Kadastro Mahkemesinin 2015/132 Esas sayılı dosyasında açtıkları davanın derdest olduğunu ve henüz sonuçlanmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak daha evvel dava dosyasına sunulan 01.07.2013 tarihli kök rapor ve 23.02.2023 tarihli ek raporun incelemesinde, 05.09.2013 tarihinde dosyaya sunulan itirazlarının hiçbirinin dosyada mevcut bilirkişi incelemelerinde dikkate alınmadığını, mevcut tüm bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmazın ilk kadastrosundaki sınır ve yüzölçümüyle mera özel sicilindeki kaydının devamının gerektiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda herhangi bir gerekçeden söz edilmediğini, sadece ilgili yasal mevzuata atıf yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, cevap dilekçelerinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ileri sürdükleri iddiaların Mahkeme tarafından değerlendirmeye alınmadığını, ... Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün 25.08.2023 tarihli ve 142449 sayılı yazısının davacının haksız olduğunu ortaya koyduğunu, dava konusu taşınmazın zamanaşımı ile iktisabının mümkün olmaması nedeniyle buna aykırı bir şekilde Mahkemece karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kısmen kabulü göz önüne alındığında reddedilen kısım için taraflarına vekalet ücreti takdir edilmemesinin hukuk yargılamasına aykırı olduğunu, davanın kabul ve ret oranları belirlenirken ne kadar kısım için kabul ve reddedilmediğinin açıkça yazılmamasının hatalı olduğunu, kadimden beri yöredeki köy halkının kullanımında olan arazinin mera vasfından çıkarılıp orman vasfı ile tapuya kaydedilmesinin yörede yaşayan ve hayvancılık ve tarım yapmaya devam eden ... köyü halkı için haksızlık olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Davacı ... İdaresi tarafından açılan dava, kesinleşmiş orman tahdidinden kaynaklı tapu iptali ve tescil ve elatmanın önlenmesi istemine; asli müdahil Hazinenin davası ise, bilirkişi raporunda 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında Hazine adına kayıt ve tescil edilmesi gereken yerlerden olduğu belirtilen yerlerin Hazine adına tescili istemine ilişkindir.
1. Davalı ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun gereğince, çekişmeli taşınmazın bulunduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülki sınırları olarak belirlenmiş, büyükşehir belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmış olup, anılan Kanun uyarınca ... Köyünün tüzel kişiliği kaldırılmış olduğundan temyiz dilekçisinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Diğer tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince 01.07.2013 tarihli kök, 23.02.2016 tarihli ek bilirkişi raporlarında (D) harfi ile gösterilen, 1.935.076.468713 m² alan yönünden Hazine adına orman vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, iptaline karar verilen bu taşınmazın mera özel sicilindeki kaydının terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm verildiği anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden sonra yapılan ve 16.09.2015 ile 15.10.2015 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılan 6292 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin 10 uncu fıkrası gereği aplikasyon ölçü çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi çalışması bulunmakta olup, bu çalışmaya ilişkin olarak dava konusu parsel yönünden Orman İdaresi tarafından dava açıldığı ve bu davanın İstanbul Kadastro Mahkemesinin 2015/132 sayılı Esasında derdest olduğu anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesine sunulan 23.02.2016 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda da 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılan çalışma ile oluşturulan sınırlar ile kesinleşen orman kadastrosu sınırlarının farklı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 165 inci maddesinde; "Bir davada hüküm verilebilmesi başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir" hükmü yer almaktadır.
Bu doğrultuda İstanbul Kadastro Mahkemesinin 2015/132 sayılı Esasında derdest olan davada verilecek kararın, eldeki tapu iptal ve tescil dosyası açısından belirleyici olacağı anlaşılmakla, davacı ... İdaresi tarafından 6292 Kanun'un 11 inci maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında yapılan çalışmaya itiraza ilişkin davanın eldeki dava açısından bekletici mesele yapılması gerekirken, İlk Derece Mahkemesince, bu hususun göz ardı edilerek esas hakkında karar verilmesi usule aykırı olduğu gibi; kabule göre de, 3402 sayılı kadastro Kanunu’nun 36/A maddesine aykırı olarak davalı taraf aleyhine vekalet ücreti takdiri ve yargılama gideri ödetilmesine karar verilmesi ve reddedilen kısım bakımından davalı taraf lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi ve ayrıca hüküm tarihinden sonra taşınmazın ifraz edilerek 590 sayılı mera parselinin oluştuğu ve dava konusu 384 parselin yüzölçümünün 1.835.944,15 m² olduğu gözetilmeksizin, hüküm fıkrasında 1.935.076,468713 m²'lik bölümün orman olarak tesciline karar verilerek infazı kabil olmayacak şekilde hüküm tesis edilmiş olması da isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına ve bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan açıklanan sebeplerle, davalı ... Köyünün temyiz dilekçisinin REDDİNE,Diğer tarafların temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı ... Başkanlığına iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.