Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/2552 K.2025/3891

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2552 📋 K. 2025/3891 📅 21.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/2552 E.  ,  2025/3891 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1282 E., 2025/227 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan) Menderes 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/177 E., 2023/39 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi, 2399 ada 17 parsel üzerindeki yapının davacının murisi ...dına kayıtlı olduğunu, muris ...nin 17.10.2002 tarihinde, davacının annesi ...ile evli iken vefat ettiğini, davacının annesi ...’nin ise 13.05.2007 tarihinde vefat ettiğini, davacının annesinin vefatı ile taşınmazda hak sahibi olan mirasçı konumuna geldiğini, davacının taşınmazdan yakın zamanda haberdar olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan yapıda muris ...ve ...’nin vefat ettikleri tarihlere kadar yaşadıklarını, kanunda belirlenen 20 yıllık sürenin muris ...nin vefatından çok önce dolduğunu, bu süre zarfından murisler ...ve ...’nin taşınmaz üzerinde davasız ve aralıksız olarak zilyet olduklarını, taşınmaz üzerindeki yapının muris ...adına, arsanın ise Hazine ve Maliye Bakanlığı adına tescil edildiğini, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, TMK’nın 713. maddesi gereğince...Mahallesi 2399 ada 17 parselde kayıtlı taşınmazın payı oranında müvekkili ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süresi içinde açılmadığını, bu nedenle hak düşürücü süre itirazı ve zamanaşımı defiinde bulunduklarını, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını, davaya konu taşınmazın 23.06.1997 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, aynı yere ilişkin davacı murisi ...nin bir başka mirasçısı tarafından da Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/80 E. sayılı dosyası ile tapu iptal tescil davası açıldığını, söz konusu davada davacı vekili beyanından da görüleceği üzere satın alma başvurusu yapıldığını ve davanın takipsiz bırakıldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacının, murisi ...nin zilyetliğine dayandığı ve miras payı oranında tapu iptali ve tescili talebinde bulunduğu, miras bırakanın ölüm tarihine göre terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve el atmanın önlenmesi gibi davaların dışında terekeye göre 3. kişi konumunda olan kişilere karşı açılan davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca mirasçılardan birinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçıların davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği, eldeki davada, miras bırakan ...nin ölüm tarihi itibariyle terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, mirasçılık belgesine göre davacılar dışında başka mirasçılarının bulunduğu, davalının terekeye göre 3. kişi konumunda olduğu ve mirasçı sıfatı bulunmadığının açık olduğu, bu durumda, mirasçı olmayan 3. kişiye karşı miras payları oranında açılan iptal ve tescil istekli davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, tereke adına dava açılmadığına göre, terekeye mümessil tayin edilerek de yargılamaya devam edilemeyeceği, taraf teşkilinin dava şartlarından olduğu, davacının dava ehliyeti bulunmadığı ..." gerekçesiyle, açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... dava konusu taşınmazın, 6831 sayılı kanunun 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı ve üzerindeki evin ...ye ait olduğu yönünde beyanlar hanesine şerh yazılarak Hazine adına hükmen tescil edildiği, kadastro tespitinin 20.06.1997 tarihinde kesinleştiği, kadastro öncesi sebebe dayalı davada, dava tarihine kadar 3402 sayılı kanunun 12/3. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiği ve hükmen tescil kararı nedeniyle taraflar arasında kesin hüküm şartlarının gerçekleştiği hususu dikkate alındığında ve kadastro sonrası sebepler yönünden, davacının murise ait olduğunu iddia ettiği taşınmazla ilgili, sadece kendi payı yönünden tapu iptali ve tescil talep edemeyeceği, davada aktif dava ehliyeti bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu ..." gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/(1)-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin veraset ilamları ile ilgili Tapu Müdürlüğ'üne başvurarak dava konusu taşınmazın elbirliği mülkiyetten paylı mülkiyete geçmesi konusunda gerekli işlemleri yaptığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde bir başka mirasçı tarafından da Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/80 E. Sayılı dosyası ile tapu iptal tescil davası açıldığını beyan ettiğini, dava konusu taşınmazın paylı mülkiyete tabi olmasına yönelik işlemlerin yapılmamış olması halinde müvekkilinin dahil olmadığı Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/80 E. sayılı dosyasının da usulden reddine karar verilmesi gerekeceğini, eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.