Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/890 K.2025/3915
8. Hukuk Dairesi 2025/890 E. , 2025/3915 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 1984/8 E., 2014/37 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
.................. köyü çalışma alanında, 1977 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 232, 233 ve 234 parsel sayılı sırası ile 1.189, 700.000 ve 744.375 m² yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayalı olarak ......... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
Davacı.............ve müşterekleri tarafından, taşınmazın kendilerine ait tapu kaydının kapsamında kaldığı iddiasıyla açılan ve Kadastro Mahkemesinin 1977/299 Esas ve 1978/20 Karar sayılı dosyasında görülen davanın yargılaması sonucunda, davacılar vekili tarafından vekil olduğuna dair vekaletname sunulmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kadastro tespitinden önce Hazine tarafından, tespite esas tapu kayıtlarına yönelik dönüm tenkisi ve tapu iptali ve tescil istemli olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava, kadastro tespitinden sonra Kadastro Mahkemesine aktarılarak bu mahkemenin 1981/9 Esas, 1983/83 Karar sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonunda, kadastro tespitinin Kadastro Mahkemesinin 1977/299 Esas, 1978/20 Karar sayılı kararıyla hükmen kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 1983/19802 Esas, 1983/17531 Karar sayılı ilamıyla, 1977/299 Esaslı davanın, tespitten öce açılıp Kadastro Mahkemesine aktarılan eldeki davanın görülmesine engel teşkil etmeyeceği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu taşınmazların davalılar dayanakları olan tapu kayıtları kapsamında kaldıkları tarıma uygun ekilir biçilir arazi yapısında oldukları ve davalılar tarafından kullanıldıklarının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine, ...............köyü 232, 233 ve 234 no.lu parsellerin davalılar dayanakları olan (232 no.lu parselin) 16.8.1972 tarihli ve 15 sıra no.lu tapu kaydı, (233 no.lu parselin) 28.7.1965 tarihli ve 23 sıra no.lu tapu kaydı, (234 no.lu parselin) ise 16.8.1972 tarihli ve 16 sıra no.lu tapu kayıtları kapsamında kaldıkları anlaşılmakla davalılar adına tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olup; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına göre, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından iki kez, çekişmeli taşınmazların Kadastro Mahkemesine aktarılmasına esas olan Derik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/130 Esas, 1977/135 Karar sayılı dava dosyasının, gerek ilgili mahkemesinden gerekse de kadastro mahkemesi kaleminden titizlikle araştırılarak dosya içerisine konulması ve çekişmeli 232, 233 ve 234 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin kesinleştirilerek sicil oluşturulduğunun ve bilahare toplulaştırma çalışmaları sonucunda ifraz edilerek farklı parsellerin oluşmuş olduğunun anlaşılmış olması karşısında oluşan bu parsellerin tapu kayıtlarının dosya içine konulması amacıyla geri çevirme yapıldığı ancak, buna rağmen anılan eksikliklerin halen giderilmediği görülmüştür.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, çekişmeli taşınmazların Kadastro Mahkemesine aktarılmasına esas olan Derik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/130 Esas, 1977/135 Karar sayılı dava dosyasının, gerek ilgili Mahkemesinden gerekse de Kadastro Mahkemesi kaleminden titizlikle araştırılarak dosya içerisine konulması, çekişmeli 232, 233 ve 234 no.lu parsellerin toplulaştırma çalışmaları sonucunda ifrazları ile oluşan taşınmazların güncel tapu kaydı maliklerinin davaya katılımı sağlanması, yine dosya kapsamından, çekişmeli taşınmazlara ait tespit tutanaklarında köy ismi ........... yazılmasına rağmen, toplulaştırma evraklarında köy isminin ............. olarak yazıldığının ve keşif tutanağında ise keşfin ................. köyünde icra edildiğinin yazılmış olduğunun anlaşılmış olması karşısında köy isimlerindeki farklılığın sebebinin araştırılarak açıklığa kavuşturulması ve bundan sonra mahallinde yeniden keşif icra edilmek suretiyle, tapu kayıtları denetime elverişli bir biçimde uygulanarak fenni bilirkişiden bu sınırların kroki üzerinde işaretlenmesinin istenmesi, değerlendirme yapılırken davalıların dayandıkları tapu kayıtlarında mesaha tashihi davası yoluyla yüz ölçümü değişiminin olduğunun göz önünde bulundurulması ve ayrıca fenni bilirkişiden toplulaştırma sonucu oluşan parsellerle kadastro parsellerinin çakıştırılması istenerek, çakışma varsa yeni parseller, eğer çakışma yoksa eski parsel numaraları üzerinden hüküm kurularak sonuca gidilmesi olmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, anılan hususlar açıklığa kavuşturulmadan, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hatalı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, bu nedenle hükmün bozulması cihetine gidilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.