Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5462 K.2025/3440
8. Hukuk Dairesi 2023/5462 E. , 2025/3440 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaris Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2.a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, 616 parsel sayılı 16.565,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 2 79... parsel numarasıyla 16.529,50 m² yüzölçümlü olarak; 1613 parsel numaralı 9.038,47 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 2 80... parsel numarasıyla 9.038,25 m² yüzölçümlü olarak ve 618 parsel numaralı 16.565,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise 2 80... parsel numarasıyla 4.471,86 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri olan davacılara ait ...Mahallesi 618 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü 16565 m² iken yapılan uygulama kadastrosu neticesinde yüzölümünün 4530 m²'ye düşürüldüğünü, fazla kısmın ise 1613 parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek, davacılara ait taşınmazın eski yüzölçümü ile tespit ve tescil edilmesini istemiş ve yargılama sırasında, asli müdahiller ... ve ..., çekişmeli 2 80... parsel sayılı taşınmazlarda hissedar olduklarını belirterek, aynı iddialar ile davaya katılma isteminde bulunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " .... somut olayda dava konusu 2 80... parselin 1969 yılında yapılan 766 sayılı yasaya göre ilk tesis kadastrosunun yapıldığı, 2 80... parselin ise 2007 yılında idari yoldan Maliye Hazinesi adına tapu kaydının oluşturulduğu, bu hususta gerekli yazışmaların yapılarak söz konusu idari tescile ilişkin evrakların dosya arasına alındığı, dava konusu 2 80... parselin eski 618 parselin ilk tesis kadastrosu sırasında takometrik olarak yapılan yüz ölçümü hesabının planimetre karnesi aktarılırken hata yapıldığı, 45 30... olarak hesaplanan ve hesap karnesine bu şekilde yazılan yüz ölçümünün planimetre karnesine dava konusu taşınmaza komşu olmayan eski 6 16... ada 2 ve 3 parsellerin yüz ölçümü olan 16.5 65... olarak aktarıldığı, aslında dava konusu 2 80... parselin yüz ölçümünün gerçekten de yapılan ölçümler ile hesap karnesindeki miktar olarak 4530 yazılması gerekirken 16.5 65... yazılarak hata yapıldığı, yapılan ölçümlere göre 4471. 86... olarak olduğu, davaya konu komşu 2 80... parselin 2007 yılında idari yoldan tescilinin yapıldığı, söz konusu parselle dava konusu 2 80... parsel arasında sabit bir sınır olmadığı gibi yapılan ölçümlere göre geçerli sınır tipinde sınırlandırılmasının yapıldığı, herhangi bir ölçü, hesap ve sınırlandırma hatası olmadığı, sonuç olarak, dava konusu 2 80... parselin ilk tesis kadastrosu sırasında komşu olmayan 2 79... ve 3 parsellerin yüz ölçümü miktarının 2 80... parsele hesap yapılıp planimetreye aktarılırken hatalı bir şekilde aktarılması nedeniyle yüz ölçümü ve hesap hatasının yapıldığı, mahallinde yapılan keşif, tesis kadastrosu evrakları ve bilirkişilerin yaptıkları ölçümlere göre de gerçekten yüzölçümünün 16.5 65... olmadığı gibi, tesis kadastrosunda da 45 30... olarak gösterildiği, 3402 sayılı Kanun' un 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro çalışmalarında bu hatanın giderilerek gerçek yüz ölçümü bilgisinin doğru bir şekilde 4471. 86... olarak planimetresinde gösterilmek suretiyle bu hatanın giderildiği, komşu 2 80... parsel sayılı taşınmaz ile arasında herhangi bir sabit sınır olmadığı, bu (2 80... ) parselin 2007 yılında idari yoldan tescil edildiği, geçerli sınır tipinde zemindeki mevcut fiili duruma göre sınırlandırılmasının yapıldığı, 2017 yılında yapılan kadastro çalışmalarında da sınırlarda herhangi bir değişiklik yapılmadığı dolayısıyla 3402 sayılı Kanun' un 22/a maddesi uyarınca yapılan çalışmaların yasaya ve yönetmeliğe uygun olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davacı ve müdahil davacıların davasının reddine karar verilmesi gerektiği, diğer yandan mahkemece istinaf kaldırma kararı öncesi, dava konusu parselin yüz ölçümündeki azalmanın hesap hatasından kaynaklanması sebebiyle davaya dahil edilen 2 79... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden istinaf kararına göre komşu / sınırdaş taşınmazlar olmaması nedeniyle karar verilmesi yer olmadığına ve uygulama tutanaklarının olağan usullere göre kesinleştirilmesi için kadastro müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerektiği, son olarak davacılar vekilinin aşamalardaki beyanları ve müdahil davacıların dilekçe içeriklerine göre komşu 2 80... parsel için mülkiyet ve tescil talebinin uygulama kadastrosu davalarına konu edilemeyeceğinin istikrar kazanmış yargısal içtihatlarla sabit olduğu ..." gerekçesiyle, davacılar ve müdahil davacıların davasının reddine, 2 80... parsel sayılı taşınmazın uygulama tespit tutanağındaki gibi tapuya tespit ve tesciline, 2 80... parsel sayılı taşınmazın uygulama komisyon tutanağındaki gibi tapuya tespit ve tesciline, dahili davalılar ... ve ..........İnşaat AŞ yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2 79... parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşan 2 79... ve 3 parsel sayılı taşınmazların olağan usullere göre kesinleştirilmek üzere uygulama kadastro tespit tutanaklarının Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine, davacılar ve müdahil davacıların mülkiyet ve tescil talebi yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hükme karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile dayanılan hukuki gerekçelere ve eldeki davada 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan bozma sebeplerinden birinin de bulunmadığı anlaşıldığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu ve davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Peşin alınan harcın harcın onama harcı olarak mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.