Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/5279 K.2025/2799

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/5279 📋 K. 2025/2799 📅 10.04.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/5279 E.  ,  2025/2799 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/5 E., 2022/188 K.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan ... ili .. ilçesi .. Mahallesi .. mevkiinde kain 580 parsel sayılı 6.460 m² yüzölçümündeki taşınmazın, (2/B) kadastro çalışmaları sırasında eylemli orman olarak işleme konu edildiğini ve taşınmazın bir bölümünün eylemli orman olarak sınırlandırıldığını, kişiler adına kayıtlı taşınmazlarda kullanım kadastrosu yapılamayacağını, taşınmazın eylemli orman olmadığını ileri sürerek, taşınmazın eylemli orman olduğuna ilişkin tespitin iptali ile taşınmazın bahçe vasfında olduğunun tespitine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; kişiler adına kayıtlı taşınmazlarda kullanım kadastrosu yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 03.11.2021 tarihli 2021/8142 Esas ve 2021/10861 Karar sayılı kararıyla; “Dava, tapunun beyanlar hanesindeki eylemli orman şerhinin iptali istemine ilişkindir. Dava konusu 580 parsel sayılı taşınmaz, 1959 yılında yapılan arazi kadastrosu çalışmaları sonucunda bahçe niteliğiyle dava dışı... adına tespit ve tescil edilmiş, bilahare dava dışı kişiler adına intikal ve satışlardan sonra 10.09.2014 tarihinde davacı tarafından iktisap edilmiş olup, yörede 2010 yılında yapılan kullanım kadastro çalışması sırasında taşınmazın beyanlar hanesine, 2.843,18 m2'lik kısmının eylemli orman haline dönüştüğü yönünde şerh konulmuştur. Bilindiği üzere; 6831 sayılı Orman Kanun'un 11. maddesinde; “Bu Kanunun; a) 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi, b) 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi, uygulamaları ile orman sınırlan dışına çıkarılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir” şeklinde; 6292 sayılı kanunun 7. maddesinin 4. fıkrasında ise; “Bu maddeye göre ilgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğünce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, fiilen orman niteliğinde olan veya bu nedenle dava açılması gereken, ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ilgililerine iade edilmez. Bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiç bedellerine uygun taşınmazlar verilebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenlemeler gereğince; Orman Genel Müdürlüğünce fiilen orman niteliğinde olan ve bu nedenle haklarında dava açılacak olan tapulu taşınmazlara şerh koydurulmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 2/B kapsamında kalan tapulu taşınmaz alanlarında kullanım kadastrosu yapılamaz ise de, yargılama sırasında dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarına ve dosya arasında bulunan 2009 ve 2011 yılı ortofoto fotoğraflarına göre, dava konusu taşınmazın (2/B) kapsamında kalan kısımlarının bölgede yapılan kullanım kadastrosu uygulamaları sırasında çevre ormanlarla aynı nitelikteki ağaçlarla kaplı bulunduğu, dolayısıyla eylemli orman niteliğinde olduğu anlaşıldığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır gerekçesiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün BOZULMASINA karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.