Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/566 K.2025/2683

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/566 📋 K. 2025/2683 📅 07.04.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/566 E.  ,  2025/2683 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/54 E., 2022/546 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunduğu, daha sonra 1982 yılında yapılarak dava tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca aplikasyon ve 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanunla Değişik 2 nci madde uygulaması yapıldığı, yine arazi kadastrosunun 1953 yılında yapılarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Ortaca ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan batısı; ... tarlası, doğusu; 440 parsel sayılı taşınmaz, kuzeyi; ... Ergen tarlası, güneyi; ... ve ... Bozkurt tarlası ile çevrili bulunan tahminen 15 dönüm miktarındaki taşınmazı nizasız fasılasız 30 yılı aşkın bir süredir zilyet ettiğini beyanla adına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir.
3. Davacılar vekili 22.04.2022 tarihli ıslah dilekçesinde, oluşturulan tapu kaydının tamamen yolsuz olduğunu, bu nedenle Hazine adına oluşturulan yolsuz Muğla ili Ortaca ilçesi ... mahallesi 122 ada 125 parsel sayılı tapu kaydının iptali ile, her bir müvekkili için 1/4 pay oranında adlarına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir.
4. Asli müdahil ... vekili dilekçesinde; dava konusu yerin müvekkilinin ve davacının murisine ait iken onun olumu ile müvekkiline ve davacıya kaldığını, murisin ölümü ile bu yere müvekkilinin ve davacının zilyet olduğunu bildirerek davaya müdahale talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
2. Asli müdahil ... 03.04.2007 tarihli celsede açmış olduğu davadan ve müdahale talebinden feragat ettiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2009 tarih ve 2003/289 Esas 2009/116 Karar sayılı kararıyla; gösterilen 12.342,27 metrekarelik taşınmaz bölümü yönünden davacı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Muğla ili ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde kain doğusu: 122 da 24 parsel, batısı: ... zilyetliği, kuzeyi: 122 ada 73 nolu parsel, güneyi: ... ... ve ... ... zilyetliği ile çevrili teknik bilirkişinin 09.07.2008 tarihli raporu ekindeki krokide sarı ile boyalı (A) harfi ile gösterilen 12.342,27 metrekarelik miktarindaki taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. İlk Derece Mahkemesinin az yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.12.2009 tarih ve 2009/12344 Esas, 2009/17951 Karar sayılı ilamında; yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli görülmediğinden orman ve zilyetlik araştırması yapılması için kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2013 tarih ve 2013/68 Esas, 2013/204 Karar sayılı kararıyla; bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 12342.27 metrekarelik kısım yönünden imar ihyanın tamamlandığı, özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu davacı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Muğla ili ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde kain bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 12342.27 metrekarelik kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.12.2019 tarih ve 2019/5398 Esas, 2019/7059 Karar sayılı ilamında; yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli görülmediğinden yeniden orman ve zilyetlik araştırması yapılması için kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesinin 13.09.2022 tarih ve 2020/54 Esas, 2022/546 Karar kararıyla; davacı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın Hazine yönünden kabulüne, Muğla ili, ... ilçesi, ... mahallesi, 122 ada 125 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile, Ortaca Noterliğinin 03.08.2015 tarih 10739 yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki miras payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, davalılar Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı ile Ortaca Belediyesi Başkanlığı yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, asli müdahale davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava ilk açıldığı zaman, davada Hazine ve ... köyü taraf iken, Muğla'nın Büyükşehir olması ile birlikte ... köyünün Ortaca Belediye Başkanlığına bağlı mahalle haline dönüşmesine müteakip ve bu konuda önceki karar sadece bu nedenle Yargıtay tarafından bozulduğu için her iki Belediyenin Mahkeme kararı ile dosyaya taraf olarak eklendiğini, dolayısıyla bu taraflar yönünden pasif husumet yokluğunun kabulü mümkün olmadığı gibi, bu hukuki nedene dayalı olarak müvekkillerine yargılama gideri ve vekalet ücreti yüklenmesinin usule ve kanunlara aykırı olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin kaldırılarak, kararın bu haliyle düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dava konusu taşınmazın 122 ada 125 parsel olarak Hazine adına tescil edildiğini, hak düşürücü süre itirazları bulunduğunu,
b. Bozma ilamına uygun bir araştırma yapılmadığını, keşifte jeodezi ve fotogrametri alanında uzman harita mühendisi ve 3 yüksek orman mühendisi bulunmadığını, fen bilirkişi raporunda eksik inceleme yapıldığını, dava konusu taşınmazların memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde detaylı inceleme yapılmadığını, ziraat bilirkişi raporunda ise, taşınmaz için imar ve ihya konusunda hava fotoğraflarına bakarak bir değerlendirilme yapılmadığını, ekonomik amaca yönelik tarımsal faaliyetinin bulunup bulunmadığının da bilirkişilerce incelenemediğini,
c. Kabul anlamına gelmemekle birlikte, mahkeme aksi kanaatte ise, işbu davalarda Hazine aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, işbu davanın tescil talebi esasına dayanmakta, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılmakta olup, ispat külfetinin davacıda olduğunu, davanın kabulü halinde aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tescil davasından dönüşen kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş, davalı Hazine vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Dava konusu taşınmazın tamamının davacı adına tesciline karar verilmesi hatalıdır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2009 tarih ve 2003/289 Esas 2009/116 Karar sayılı kararında ve devamında Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamı sonrasında verilen, İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2013 tarih ve 2013/68 Esas, 2013/204 Karar sayılı kararında, bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 12342,27 metrekarelik kısım yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup, davacının bu kararı temyiz etmemesi nedeniyle, (A) harfi ile gösterilen 12342,27 metrekarelik bölüm dışında kalan kısım yönünden davalı Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Bu itibarla; 21.06.2008 tarihli keşifte hazır bulunan fen bilirkişileri ... ve ... ... ...'nun 07.07.2008 tarihli raporunda dava konusu edilen yerin 13557,79 metrekare olarak ölçüldüğü, rapora ekli krokide (B) harfi ile ölçülen 1215,52 metrekarelik kısmın kayalık, bu miktarın hesaplanan toplam miktardan düşüldüğünde (A) harfi ile gösterilen kısmın 12342,27 metrekare olarak hesaplandığı belirtilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2009 tarih ve 2003/289 Esas 2009/116 Karar sayılı kararında bu rapor esas alınarak hüküm kurulmuş, yine 21.04.2012 tarihli keşifte hazır bulunan orman ve fen bilirkişilerinin 24.05.2012 tarihli raporunda dava konusu edilen yerin 13557,79 metrekare olarak ölçüldüğü, rapora ekli krokide (B) harfi ile ölçülen 1215,52 metrekarelik kısmın kayalık, bu miktarın hesaplanan toplam miktardan düşüldüğünde (A) harfi ile gösterilen kısmın 12342,27 metrekare olarak hesaplandığı belirtilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2013 tarih ve 2013/68 Esas, 2013/204 Karar sayılı kararında bu rapor esas alınarak hüküm kurulmuş olup, 07.07.2008 tarihli ve 24.05.2012 tarihli raporlara ekli krokilerde (B) harfi ile kayalık olarak gösterilen bölüm yönünden davacı taraf lehine tescil koşulları oluşmadığından bu kısma ilişkin talebin reddine karar verilerek, 07.07.2008 tarihli ve 24.05.2012 tarihli raporlara ekli krokilerde belirlenen toplam taşınmaz miktarından (B) harfi ile gösterilen kısmın taşınmazın yüz ölçümünden düşülmek suretiyle (A) harfi ile gösterilen kısım içinde kalan taşınmaz bölümleri tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenip, 122 ada 125 parsele uygulanması, (A) harfi ile belirlenerek 122 ada 125 parsele uygulanan kısım yönünden usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davacılar adına tesciline dair hüküm kurulması gerekirken, davalı Hazine lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınmadan, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) no.lu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,
2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının (2) no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
170,78 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 444,62 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
1086 sayılı Kanunun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.04.025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.