Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3645 K.2025/2620
8. Hukuk Dairesi 2023/3645 E. , 2025/2620 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/369 E., 2022/684 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede; 08.01.1975 tarihinde kesinleşen arazi kadastro çalışmaları, 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılıp 16.01.2000 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu, 07.10.2010 tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanunla değişik 9. madde kapsamında yapılan düzetme çalışması bulunmakta olup, arazi kadastrosu çalışmasında dava konusu yerin tescil harici bırakılmış olduğu, orman kadastrosunda ve fenni hataları düzeltme çalışmasında ise dava konusu yerin orman tahdit sınırları dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Kadastro Müdürlüğünün 22.04.2022 ve 25.04.2022 tarihli yazılarında; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 22.04.2016 tarihinde yapılan 938 sıra numaralı imar uygulaması ve daha sonra aynı yerde yine Müdürlüklerine ait 14.08.2018 ila 28.08.2018 tarihleri arazında yapılıp kesinleşen 1026 sıra numaralı İmar Uygulaması bulunduğunu, yapılan İmar Uygulaması neticesinde dava konusu taşınmazın kısmen park alanı (8069 ada 2 parsel), kısmen yol, kısmen konut alanında (7945 ada 2 parsel) kaldığı ve kısmen de İmar Uygulaması dışında kaldığının bildirildiği, Onikişubat Belediye Başkanlığının 11.10.2021 tarihli yazısında; dava konusu yerin Mülga Kahramanmaraş Belediyesince 27.01.2014 tarihinde onanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde yer almakta olduğu, 18.12.2017 tarihinde yapılan imar planı değişikliği ile kısmen konut alanında, çok az kısmının yolda ve kısmen de plan dışında kaldığı, davaya konu alanın bir kısmının 7945 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunduğu, bahse konu 7945 ada 2 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli olduğunun bildirildiği, ... 30.09.2021 tarihli yazısında; taşınmazın ilk olarak 07.11.2012 tarihinde mülga Kahramanmaraş Belediyesince onanan nazım imar planı kapsamına alındığının, bu planda BAKDEA (bu günkü arazi kullanımı devam eden alanlar), kısmen yol ve kısmen de kanalda kalmakta iken; Mülga Kahramanmaraş Belediyesince 04.12.2013 tarihinde onanan revizyon ilave nazım imar planında ise kısmen konut alanı, kısmen yol, çok az bir kısmının kanal ve park alanında kaldığı, meri nazım imar planında ise orta yoğunluklu konut alanı, kısmen yol ve kısmen kanal (dere) alanında kaldığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından Kahramanmaraş, Merkez, ... Mahallesinde (Sulu tarlaya çıkan yol üzerindeki Musluk mevkine yakın) bulunan; doğusu kısmen yol ve kısmen de ... Temizyürek bağı, Batısı ... ve ...., kısmen de Elektrikçi ..., Kuzeyi kısmen yol kısmen de ... ve ..., Güneyi ...Bağı olan yaklaşık 2 dönüme yakın dava konusu yeri 30 yıl kadar önce...isminde bir şahıstan 2.750,00 TL bedelle satın alındığını, satın alındığı tarihten beri nizasız fasılasız ve malik sıfatı ile kullanıldığını, ...’ın da bu yeri başka birisinden satın aldığını, dava konusu yerin kadimden beri (Yaklaşık 100 yıla yakın bir zamandan beri) tarım arazi olarak kullanıldığını, dava konusu yer satın alındığında üzerinde çeşitli meyve ağaçları (bağ, badem, zeytin, incir vs.) ve bağ fidanları bulunduğunu, müvekkili tarafından daha sonra yaşlı olması nedeniyle verimsiz olan ve kuruyan ağaçların kesildiğini ve yerine yenilerinin dikildiğini, ayrıca bu yer üzerine 2000 yılında tek odalı bir ev yapıldığını, dava konusu yer üzerinde 1 ev, 25-30 yaşlarında yaklaşık 15 adet çeşit meyve ağacı ve değişik yaşlarda çeşitli meyve ağaçları ve bağ fidanları bulunduğunu ileri sürerek dava konusu yerin davacı ... adına tespit ve tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Dahili davalı ... İdaresi cevap dilekçesinde; dava konusu yerin orman olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Hazine, davalı ... ve dahili davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli ve 2014/697 Esas, 2016/205 Karar sayılı ilamı ile; kadastro fen bilirkişisi ... ... ve ...'nin 11.09.2015 tarihli rapor ve krokilerinde (A) harfi ile gösterdikleri 1.693,31 metrekarelik yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında olmayan ve zilyetlikle iktisabının mümkün olan yerlerden olduğu, kadastro çalışmalarının ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmalarının 08.01.1975 yılında gerçekleştiği, tescil talep edilen yerin kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığı, hükmen tescili talep edilen yerde orman mühendisinin raporuna göre 1980 yılından sonra kullanılmaya başladığı, dolayısıyla bu tarihten dava tarihine kadar yaklaşık 20 yıllık sürenin geçtiği, hükmen tescili talep edilen yerde davacı haricinde hak iddia eden bir başka kişinin bulunmadığı, bu yerin Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereği masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli arazi haline getirildiği, dolayısıyla açılan davanın haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile; fen bilirkişileri ... ... ve ...’nin 11.09.2015 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterdikleri 1.693,31 metrekarelik yerin hükmen davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.04.2021 tarihli ve 2020/6234 Esas, 2021/3300 Karar sayılı ilamı ile karar bozulmuştur. Bozma ilamında özetle "Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermek için yeterli bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede, dava tarihinden önce orman kadastro çalışmaları yapıldığı ve taşınmazın ormana sınırı olduğu halde, Orman İdaresinin davaya katılımının sağlanmadığı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede imar çalışmalarının yapıldığı halde, imar çalışmalarına ait bilgi, belge ve tutanakların dosya arasına getirtilmediği, orman kadastrosu çalışmalarına ait bilgi, belge ve tutanakların dosya arasına getirtilmediği, çekişmeli taşınmazın yörede yapılan bu çalışmalara göre konumunun belirlenmediği, taşınmazın imar sonucu kısmen park alanı, kısmen yol ve kısmen konut alanında kaldığı belirlendiği halde, konut alanında kalan bölümünün imar sonucu oluşan bir parsel sınırı içerisinde kalıp kalmadığının araştırılmadığı, imarla oluşan bu parselin tapu kayıtlarının dosya arasına alınarak maliklerinin davada taraf olması gerektiği hususunun değerlendirilmediği, en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritası ile taşınmazın dava tarihinden önce imar planı kapsamında ise imar planının onaylanma tarihinden değil, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesi dönemlere ilişkin en az üç adet hava fotoğrafı stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde denetime elverişli, usulüne uygun inceleme yapılmadığı, taşınmazın evveliyatının ne olduğu ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, toprak yapısını, eğimini, bitki örtüsünü tarımsal niteliğini ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, ekonomik amaca uygun tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığını, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmadığı" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen sayılı ilamı ile; dava konusu taşınmazın Kahramanmaraş ili Onikişubat ilçesi ... Mahallesinde yapılan ve 08.01.1975 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları sonucu ... Mahallesi 1313 ada 13 ve 14 parsellerin yaklaşık 140 metre kuzeyinde kadastro harici bırakıldığı ancak ne amaçla kadastro harici bırakıldığının belirlenmediği, ... Mahallesi 1313 adanın bulunduğu alanın mahalle güncellemesi sonucu ... Mahallesi 813 ada numarasını aldığı, fen raporunda (A1) sembolü ile gösterilen 264,89 metrekarelik bölümünün dava konusu yerde mevcut olan 2016 ve 2018 yıllarında yapılan imar uygulaması işlemi sonucu oluşmuş mevcut paftada park olarak yeşil alana terk edilen ve ... Mahallesi 8069 ada 2 parsel numarası alan taşınmazın doğusunda, ... Mahallesi 7945 ada 2 parsel nolu taşınmazın kuzeyinde imar uygulamasına alınmamış ve parsel numarası verilmemiş alanda kaldığı, (A2) sembolü ile gösterilen 326,85 metrekarelik bölümünün 2016 ve 2018 yıllarında yapılan İdari yoldan tescil/ imar uygulaması işlemleri sonucu oluşmuş mevcut paftada park olarak yeşil alana terk edilen sınırlandırılması ve paftası oluşturulmuş park olduğu için tescil edilmemiş ... Mahallesi 8069 ada 2 parsel nolu taşınmazın dahilinde kaldığı, dava konusu taşınmazın (A3) sembolü ile gösterilen 326,43 metrekarelik bölümünün 2016 ve 2018 yıllarında yapılan imar uygulaması işlemleri sonucu oluşmuş mevcut paftada yol olarak kamuya terk edilmiş alanda kaldığı, dava konusu taşınmazın (A4) sembolü ile gösterilen 775,14 metrekarelik bölümünün 2016 ve 2018 yıllarında yapılan imar uygulaması işlemleri sonucu oluşmuş mevcut paftasında ... Mahallesi 7945 ada 2 parsel nolu taşınmazın dahilinde kaldığının tespit edildiği, davacının talep ettiği taşınmaz bakımından yalnızca (A1) ve (A4) sembolleri ile gösterilen kısımlar bakımından talebinin kabul edilebilir nitelikte olduğu; (A3) ile gösterilen kısmın yol olması, (A2) ile gösterilen kısmın ise 8069 ada 2 parsel içinde olduğundan (idari yoldan tescil görmüş olduğundan) celp edilen imar planlarına dahil edilmemiş ve tescil harici olan (A1) ve (A3) sembolleri ile gösterilen taşınmazlarla ilgili olarak davacının zilyetlik süresinin tamamlandığı, (dava tarihi olan 25.11.2014 yılına göre) yaklaşık 45 yılı öncesine kadar hali arazi vasfında olduğu, 40 yılı aşkın süredir imar-ihyanın tamamlanarak tarımsal amaçlı olarak kullanıldığının bilirkişi raporları ile tespit edilmiş olduğu, (A3) ile gösterilen kısmın yol olarak terkin edilmiş olduğu ve (A2) ile gösterilen kısmın ise idari tescilinin söz konusu olduğu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/6 sayılı hükmü uyarınca Hazine adına tescil hükmünün kurulmasına gerek olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; dava konusu Kahramanmaraş ili Onikişubat ilçesi ... Mahallesinde bulunan ve fen bilirkişisi ...’ın 23.05.2022 tarihli kroki ve raporunda (A1) harfi ile gösterilen 264,89 metrekarelik yer ile (A4) harfi ile gösterilen 775,14 metrekare yüzölçümlü yerin “bahçe” vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde: eksik incelemeye dayanılarak karar verildiğini, bilirkişi raporlarının yetersiz ve soyut olduğunu, dava konusu taşınmazın ilk olarak hangi tarihte imar planı kapsamına alınmış olduğuna dair inceleme ve araştırma yapılmadığını, Mahkeme tarafından delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünü, (A1) ve (A3) sembolleri ile gösterilen taşınmazlarla ilgili olarak davacının zilyetlik süresinin tamamlandığı yönündeki değerlendirmelerde taşınmaz kısımlarının birbiri ile karıştırıldığını, gerekçe bölümünde dava konusu (A1) ve (A3) harfi ile gösterilen kısımların imar planlarına dahil edilmemiş ve tescil harici olduğu değerlendirilerek bu kısımlar yönüyle davacının zilyetlik süresinin dolmuş olduğunun ifade edildiğini ancak taşınmazın (A1) ve (A4) harfi ile gösterilen kısımları yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, gerekçe ve hüküm kısmının birbiri ile çeliştiğini, (A3) harfi ile gösterilen yerin imar uygulaması ile yol olarak kamuya terk edilmiş alanda kaldığını, (A4) harfi ile gösterilen yerin ise imar uygulaması sırasında ... Mahallesi 7945 ada 2 parsel numarası ile tescil edilen taşınmazın dahilinde kaldığını, her iki taşınmaz bakımından da davacının taleplerinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, hüküm kısmında dava konusu (A4) harfi ile gösterilen yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini ancak (A4) harfi ile gösterilen yerin, imar uygulaması sırasında ... Mahallesi 7945 ada 2 parsel numarası ile tescil edilen taşınmazın sınırları içerisinde kaldığının fen bilirkişi raporunda belirtildiğini, tapuya kayıtlı taşınmazlar açısından zilyetliğe dayalı tapusuz taşınmazın tescili davası açılamayacağını bu kısım yönünden de davanın reddi gerekirken kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın tapu iptali ve tescil talebi de bulunmadığını, Mahkemece doğrudan davacı adına tescil kararı verilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu, teknik orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın eğiminin %8-10 yer yer de %10-20 olduğunun belirtildiğini, bu eğim derecesine sahip yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağını, imar ihya şartları ile zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleşmediğini, davanın tamamen reddi gerekir iken (A1) ve (A4) harfleri ile gösterilen kısımlara yönelik davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan etmiştir.
Dahili davalı ... İdaresi vekili istinaf dilekçesi adı altında sunmuş olduğu kanun yolu başvuru dilekçesinde: yeterli araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verildiğini, öncesi orman olan taşınmazın zamanaşımı ile kazanılamayacağını beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince 03.01.2023 tarihli ek kararla; kanun yolunun temyiz olduğu gerekçesiyle Orman İdaresinin istinaf başvuru dilekçesi reddedilmiş, bu ek karar da Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.
Dahili davalı ... İdaresi vekili ek karara yönelik temyiz dilekçesinde; ek kararın 04.01.2023 tarihinde e-tebligat yolu ile tebliğ edildiğini, ilgili merciye gönderilmesi yerine taleplerinin reddedilmesinin hak kaybına sebebiyet vereceğini, ilgili birime gönderilmek yerine kanun yolu başvuru taleplerinin reddine dair verilen Mahkeme kararını temyiz etme lüzumu doğduğunu beyan etmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli ilk kararının 06.04.2021 tarihinde Yargıtay incelemesinden geçtiğine göre, İlk Derece Mahkemesince verilen 15.11.2022 tarihli son kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 1. maddesi ve Geçici 3/2. maddesi uyarınca temyiz incelemesi görevinin Yargıtay Dairelerine ait bulunduğu, Mahkemece kanun yolunun temyiz olarak gösterildiği, davalı ... İdaresi vekilinin verilen karara karşı kanun yoluna başvurmak istediği, kararın temyiz yoluna tâbi olmasına karşın dilekçesini Bölge Adliye Mahkemesine hitaben yazdığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı ... İdaresi vekilinin dilekçesi Bölge Adliye Mahkemesine hitaben yazılmış ise de verilen dilekçenin temyiz dilekçesi olarak kabulünün gerektiği gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesinin ek kararının hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla, 03.01.2023 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve temyiz incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince fen bilirkişisi ...’ın 23.05.2022 tarihli kroki ve raporunda (A1) harfi ile gösterilen 264,89 metrekarelik yer ile (A4) harfi ile gösterilen 775,14 metrekare yüzölçümlü yerin “bahçe” vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmişse de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki;
1. Fen bilirkişisi ...’ın 23.05.2022 tarihli kroki ve raporunda (A4) harfi ile gösterilen yere ilişkin temyiz incelemesinde; Mahkemece (A4) harfi ile gösterilen yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmişse de (A4) harfi ile belirtilen yerin imar uygulaması sonucu olaşan 7945 ada 2 parsel sınırları içinde bulunduğu, 7945 ada 2 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına arsa vasfıyla kayıtlı olduğu, bu durumda (A4) harfi ile belirtilen kısım yönünden davanın tapu iptali ve tescil davasına dönüştüğü gözetilerek, taşınmazına ilişkin tapu kayıtlarının celp edilmesi ile davanın, taşınmazın tapu kayıt malik / maliklerine yöneltilerek yöntemince taraf teşkilinin sağlanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dava konusu yerin tapusuz bir yer gibi kabul edilerek tescil kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
2. Fen bilirkişisi ...’ın 23.05.2022 tarihli kroki ve raporunda (A1) harfi ile gösterilen yere ilişkin temyiz incelemesinde; Mahkemece hüküm fıkrasında (A1) ve (A4) sembolleri ile gösterilen kısımlar bakımından talebin kabul edilebilir nitelikte olduğu olduğu belirtildikten sonra tescil harici olan (A1) ve (A3) sembolleri ile gösterilen taşınmazlarla ilgili olarak davacının zilyetlik süresini tamamladığının belirtildiği ve yine akabinde (A3) ile gösterilen kısmın yol olarak terkin edilmiş olduğundan (A3) harfli kısım ile ilgili tescil hükmü kurulmasına gerek olmadığının belirtildiği, (A3) ile gösterilen kısım bakımından da hüküm fıkrasında tescil hüküm kurulmadığı, (A1) ve (A3) sembolleri ile gösterilen taşınmazlarla ilgili olarak gerekçe ile hüküm fıkrasının çeliştiği anlaşılmakla hükmün bozulması cihetine gidilmiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle; davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 03.01.2023 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA,
Davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının (1) ve (2) no.lu bentlerde açıklanan sebeplerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2022 tarihli kararının BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.