Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/1435 K.2025/2553

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1435 📋 K. 2025/2553 📅 25.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/1435 E.  ,  2025/2553 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2296 E., 2023/2516 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/283 E., 2023/44 K.
Hasımsız olarak İlk Derece Mahkemesinde görülen vakıf senedinde yapılan değişikliğin tescili davası sonucunda verilen hükme karşı Denetim Makamı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu kabul edilmiş ve esas hakkında yeniden hüküm kurularak davan kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde; davacı ... Eğitim Kültür ve Sosyal Dayanışma Vakfına ait vakıf senedinin 2, 8, 9, 11, 15 ve 16. maddelerinde yapılan değişikliklerin tescili istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile Bakırköy 40. Noterliğinin 15.09.2022 tarihli ... yevmiye no.lu "Düzenleme Şeklinde Vakıf Senedi Tadili" başlıklı vakıf tadil senedinin, 11. maddesi hariç olmak üzere tesciline karar verilmiştir.
Denetim makamı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; Vakıflar Kanunu 10. maddesi gereği vakıf yöneticilerinin ancak mahkeme kararı ile görevden alınabilecekleri gerekçesi ile istinaf istemi kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış ve esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulü ile 11 ve 15. maddelerde yapılan değişiklikler hariç vakıf senedinde yapılan değişikliğin tesciline karar verilmiştir.
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; binlerce yıllık bir vakıf geleneği kültürü ve hukuki birikimi olan bir toplumun müessesi olan vakıf müesseseni bilimsel çalışmalarda Avrupa Birliği mevzuatında ve uygulamasında Anayasa Mahkemesinin kararlarında dernek ve kıyasla vakıflara tanınan STK örgütleri anlamındaki serbestlik özgürlük anlamında talebimizin ve 1996 tarihli tescil ve ilan edilen tüzüğün mevzuata uygun olduğunu, Vakfedenin iradesi dikkate alınmaksızın idarenin, Mahkeme yoluyla atanacak bir yönetici vakfı vakfedenin arzuladığı şekilde yönetemeyeceğini, İstinaf mahkemesinin kabulüne göre vakfı kötü yöneten vakfa zarar veren vakıf yöneticilerinin vakıf tüzüğüne göre vakfın en temel yetkili organı olan Kurucular Kurulu kararıyla vakıf tüzüğünde düzenlendiği şekilde görevden alınamayacağını, Vakıflar idaresi ve İstinaf Mahkemesinin vakıf yöneticilerinin ancak mahkeme kararıyla görevden alınabileceği gibi katı bir yorum sonucu bu karara vardıklarını, Vakıf tüzüğü gereği en üst organ olan Kurucular Kurulunun vakfın bütün organlarını seçebilmekte ve denetleyebildiğini, yine tüzükte bulunan kurallar gereğince bu yöneticileri görevden alabildiğini, İstinaf Mahkemesi kararının yasal düzenlemelere Anayasa Mahkemesi Kararlarına aykırı, Yerel Mahkemenin kısmen kabul kararının doğru olduğunu, Denetim makamının istinaf talebinin reddi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, vakıf senedinde yapılan değişikliklerin tescili istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 101. maddesinde, vakfın, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu, aynı kanunun 102. maddesinde ise vakıf kurma iradesinin, resmi senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanacağı, vakfın, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanacağı, 106. maddesinde vakıf senedinde vakfın yerleşim yerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3 üncü maddesine göre yeni vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 5. ve 67. maddelerinde ise yeni vakıfların Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulup ve faaliyet gösterecekleri, yönetim organının vakıf senedine göre oluşturulacağı hükme bağlanmıştır.
Burada üzerinde durulması gereken husus, 4721 sayılı Kanun'un 104. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereği tescil kararının, başka bir mahkemece verilmesi halinde, ilgili belgelerle birlikte tescil için vakfın yerleşim yeri mahkemesine gönderileceği ve vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edileceği ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğünde tutulan merkezî sicile kaydolunacağı düzenlemesinden yeni vakıfların tescili için açılacak davalarda yetkili mahkeme konusunda bir sınırlandırma getirilmediği ancak 4721 sayılı Kanun'un 102 ve 104. maddelerindeki düzenlemeler gereği mahkemenin tescil kararının kesinleşmesi üzerine vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan özel sicile tescil edilmesi ile vakfın tüzel kişilik kazanacağı, tescil kararını veren mahkeme vakfın yerleşim yeri mahkemesi değilse, tescil için dosyayı vakfın yerleşim yeri mahkemesine göndereceği, yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunan vakfın Resmî Gazete ile ilân olunacağı şeklindeki düzenlemelerden, yeni vakıfların tescil kararından sonra vakıf senedinde belirtilen yerleşim yeri mahkemesinde özel sicile tescili esası getirtilerek vakfın iş ve işlemlerinin yerleşim yeri mahkemesi esas alınarak yürütülmesi kabul edilmiştir. Bu noktada, genel itibari ile vakıf tarafından veya vakfa karşı açılacak davalarda vakıf senedinde yazılı vakfın yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkili olacaktır. Nitekim, Vakıflar Yönetmeliği'nin 15. maddesi gereği vakıfların, senet değişikliğini gerektirmeyen aynı yerleşim yeri içerisinde adres değişikliği yapabilecekleri, yerleşim yerinin vakıf senedinde yazılı olan ve mahkemenin yetki alanı dışında bir yer olarak değiştirilmek istenmesi halinde ise bunun ancak vakıf senedinde yapılacak değişiklik ve bu değişikliğin mahkemece tesciline karar verilmesinden sonra mümkün olacaktır.
4721 sayılı Kanun'un 51. maddesinde; tüzel kişinin yerleşim yerinin, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer olduğu hükme bağlanmıştır.
Buna göre dava konusu vakıf, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun "tanımlar" başlıklı 3. maddesi gereği mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden sonra kurulmuş "yeni vakıf"tır. 4721 sayılı Kanun'un 106. maddesi gereği vakıf senedinde vakfın yerleşim yerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, dosyada bulunan vakıf senedinin 2. maddesine göre vakfın merkezinin Fatih/İstanbul (İstanbul Adliyesi yargı çevresinde) olduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesi gereği yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartı olup, dava şartlarının 115. madde gereği yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekir. Yine aynı Kanun'un 19. maddesi gereği yetkinin kesin olduğu davalarda, Mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 353/1/a-3. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi işin esasına girmeden evvel ön inceleme sonucu "Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması" halinde duruşma yapılmadan karar vereceği, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, incelemeye konu davada vakfın merkezi (kurulu olduğu yer) İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olması sebebi ile İlk Derece Mahkemesi kararını yetkisizlik nedeni ile kaldırıp dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilip hüküm kurulması doğru görülmediğinden davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.