Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1008 K.2025/2531
8. Hukuk Dairesi 2024/1008 E. , 2025/2531 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/572 E., 2021/570 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki davadan dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı özetle; dava konusu Bitlis ili Tatvan ilçesi ... Mahallesinde kain 764 ada 1 sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında davalı Hazine adına tescil edildiğini ancak 50-60 yıldan bu yana taşınmazın kendi zilyetliği ve tasarrufunda bulunduğunu ileri sürerek, çekişme konusu taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile kendi adına tapuya tescil edilmesini talep etmiştir.
Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.12.2014 tarihli ve 2014/624 Esas, 2014/849 Karar sayılı kararıyla; kesin hüküm nedeni ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.10.2020 tarihli ve 2018/1332 Esas, 2020/5888 Karar sayılı kararıyla; "...Mahkemece, ... mirasçıları yönünden davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş ise de mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki: davalı ... kesin hüküm kabul edilen davanın tarafı olmadığı, halefiyet yolu ile ...'dan taşınmazın satın alınması sebebi ile zilyetliğin sürdürüldüğü, ancak taşınmazın satın alındığı beyan edilen 30-35 yıl öncesi kabul edildiğinde takribi olarak 1980-1984 yıllarından itibaren davacı ...'in taşınmaza zilyet olduğu, kesin hüküm kabul edilen önceki zilyet ... hakkında verilen kararın, dava ve kesinleşme tarihleri dikkate alındığında halefiyet yolu ile davacı yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, çünkü davanın görüldüğü tarihlerde davacının iddiasına göre hükmen tescil dosyasının davalısı ... değil davacının zilyet olduğu, ancak hükmen tescil dosyasında toplanılan delillerin eldeki dosya yönünden güçlü delil oluşturacağı, güçlü delilinde ancak başka bir güçlü delil ile ortadan kaldırılabileceği kuşkusuzdur. Dolayısıyla davacının davasının kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. ....toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle eksik araştırma ve inceleme sonucu davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "... Somut olayda davaya konu edilen taşınmazın 1987 tespit kadastro çalışmalarında tescil harici bırakıldığı, Hazine tarafından davaya konu edilen taşınmazın haksız şekilde işgali nedeniyle açılan dava neticesinde Tatvan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/14 Esas sayılı dosyasında davaya konu edilen taşınmazın davalı Hazine Maliyesi adına tesciline karar verildiği, bahsi geçen dosyada dava tarihi ve karar tarihinin 2003 yılı olduğu, akabinde Yargıtay onama kararı ile 2004 yılında ise kararın kesinleştiği, davacı tarafın iddiasının davaya konu edilen taşınmaza 50-60 yıldır zilyet olduğu, Yargıtaya temiz kanunyoluna başvurduğu dilekçe de ise kendisinden önceki zilyedin amcasının oğlu ... olduğunu iddia ettiği, bahsi geçen tescil dosyasında davacı tarafın taraf olmadığı ancak önceki zilyet olduğu iddia olunan ...'ın taraf olduğu, bu haliyle tescile ilişkin mahkeme dosyasının dava tarihi, karar ve kesinleşme tarihi itibariyle davacının 1980-1984 yıllından itibaren davaya konu edilen taşınmaza zilyet olduğunun tarafınca ispatlanmasının gerekeceği, aksi takdirde eklemeli zilyetlikle edinilen taşınmazda nizanın varlığı nedeniyle zilyetlikle olağanüstü zamanaşımı kazanım şartlarının oluşmayacağı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan keşifte dinlenen mahalli tanıklardan ...'ın beyanı ile ise 1986-1987 yıllarında davacının kullanımında olduğu ancak ...'ın kullanıp kullanmadığı konusunda bilgi sahibi olmadığı, yine mahalli tanıklardan ...'nın beyanı ile 1996-1997 yıllarında taşınmazın davacının kullanımda olduğu ancak ...'ın daha önceden kullanımı olup olmadığını bilmediği beyanlarında bulundukları, son olarak mahalli tanıklardan ...'in beyanı ile davacının davaya konu edilen taşınmazı 1999 yılında dahi ... ile bir arada kullandığı, taşınmazda ekilen yoncalara karşılık her ikisine 20'şer kilo peynir verdiği beyanında bulunduğu, bu haliyle davacı tarafından davaya konu edilen taşınmazın olağanüstü zamanaşımı kazanım şartlarından 20 yıllık nizasız fasılasız kullanım şartını sağlayamadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, verilen işbu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.