Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5202 K.2025/2451

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5202 📋 K. 2025/2451 📅 25.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/5202 E.  ,  2025/2451 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/3 E., 2023/6 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen davacı ...' ın davasının vazgeçme nedeniyle reddine, davacı ...'ın davasının kabulüne dair karar, davacı ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2015/8531 Esas, 2018/429 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ...' ın davasının vazgeçme nedeniyle reddine, davacı ...'ın davasının kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Ordu ili Kumru ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 122 ada 1 parsel sayılı 4.967,03 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... ile davacı ... ayrı ayrı sundukları dava dilekçelerinde; tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince, dava dosyalarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda verilen, davacı ... vekilinin davadan vazgeçme beyanında bulunması nedeniyle davasının reddine, davacı ...'ın davasının kabulüne, çekişmeli 122 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi tarafından hazırlanan 26.02.2014 tarihli rapor ve eki haritada (A) harfiyle gösterilen 675,51 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına, aynı rapor ve eki haritada (B) harfiyle gösterilen 4.291,52 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ise tespit gibi tapuya tesciline ilişkin önceki hüküm, davacı ... ile davalı ...' un temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2015/8531 Esas, 2018/429 Karar sayılı ilamıyla "... Davacı ...'ın temyizi yönünden, davacının davadan feragat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 74. maddesine göre açıkça yetki verilmemiş ise vekilin davadan veya kanun yollarından feragat edemeyeceği, somut olaya gelince, davacı davasını dava takipçisi olan vekili eli ile açmış olduğu, dosya kapsamından ve davacı vekili tarafından sunulan 21.09.1999 tarih 1744 sayılı vekalet örneğinin incelenmesinden davacı asil tarafından davayı takip ile görevlendirdiği vekiline davadan feragat yetkisi verildiğine dair bir belge bulunamadığı, bir başka deyişle davacı tarafından vekiline açıkça davadan feragat yetkisi verilmemiş olduğu, kaldı ki davacı asilin duruşmaya gelerek veya dilekçe sunarak davadan feragat etmiş de olmadığı, söz konusu yasal düzenleme gözetildiğinde vekaletnamesinde açıkça feragat yetkisi olmayan davacı vekilinin davadan feragat etmesinin ve buna dayanılarak davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, bu halde davacı ...'in davası yönünden davaya devamla sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, davalı ...'un temyiz itirazları yönünden ise, mahkemece, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişinin krokisinde (A) harfi ile gösterdiği bölümünün davacının dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı ve taşınmaz bölümü üzerinde davacı taraf yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanım koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, davacı ...' ın, dava konusu olmayan 122 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören Haziran 1944 tarih ve 82 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak dava açmış olduğu, davalının ise Nisan 1929 tarih ve 30 sıra numaralı tapu kaydına dayandığı, ne var ki mahkemece, davacı ...'ın tutunduğu tapu kaydının revizyon gördüğü taşınmazlara dıştan komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilerek usulünce tapu kayıt uygulaması yapılmadığı, fen bilirkişisinin tapu kaydının hudutlarını kroki üzerinde göstermemiş olduğu ..." gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "... somut olayda dava konusu 122 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacı ... Karaslan' ın Haziran 1944 yılına ait (c:56, s:106 no:82) tapuya dayanmış olduğu, davalı ...' un ise Temmuz 1929 tarihli( c:1,s:17 no:6) tapu kaydına dayandığı, keşifte yapılan tapu uygulamasında ve dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarında birleşen dosyadaki davacının dayandığı tapu kaydının tüm tedavülleri dikkate alındığında geniş hudutları itibari ile davaya konu edilen yere uyduğunun, davalının dayandığı tapu kaydının ise tüm hudutları ile ve mevkii olarak taşınmazları kapsamadığının anlaşıldığı, ayrıca keşif mahalinde yapılan incelemede birleşen dosyada davacının talep ettiği ve zeminde gösterdiği yere ilişkin dinlenen mahalli bilirkişi ile davacı tanıklarının birbirleriyle uyumlu beyanlarında davaya konu yerin ... ... ait olduğunun, ...'e de söz konusu yerin babasından kaldığının ve söz konusu yerin ... tarafından 30 yılı aşkın zamandır kullanıldığının anlaşıldığı, dayanılan kayıt ve belgelerin mülkiyet belgesi niteliğinde tapu kaydı olduğu anlaşılmakla davalının dayandığı tapu kaydının 20 yılı aşkın süre ile intikal görmediği gibi zemine mevki olarak uymadığı, kayıt maliki yada mirasçıların taşınmaz üzerinde zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşuluyla iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliklerinin bulunmadığı, diğer yandan tesbit gününde adlarına tescile karar verilmeyen birleşen dosya davacı tarafından sunulan tapu kaydı kapsamında taşınmazda gösterilen ve fen bilirkişi raporunda belirtilen 411,79 m2 llik kısmın kaldığı, ayrıca söz konusu 411,79 m2 miktarındaki bu kısmın davacı tarafça tespitten önce 30 yılı aşkın süredir kullanıldığının anlaşıldığı, bu haliyle birleşen dosya davacısının ispat yükünü yerine getirdiğinin açık olduğu ve davasını ispatladığı, asıl davada ise davacı olan ...'ın dosyaya sunduğu tapu kaydının tedavülleri ile Tapu Müdürlüğünden gönderilmesi talep edilmiş ise de Tapu Müdürlüğünce tapu bilgilerine ait herhangi bir taşınmaz kaydının tespit edilemediği bildirilmiş olduğundan tapu uygulaması yapılamadığı gibi keşifte beyanı alınan kişilerce asıl davada davacı olan ...'ın dava konusu taşınmazda kullanımının olmadığının belirtilmiş olduğu, bu haliyle davacının davasını ispat edemediği ..." gerekçesiyle, davacı ...'in davasının reddine, davacı ...'ın davasının kabulüne, Ordu ili Kumru ilçesi ... köyü sınırları içinde bulunan 122 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile fen bilirkişi ...'ın imzalı 30.01.2023 tarihli rapor ekinde (A) harfi ile gösterilen mavi renge boyalı 411,79 metrekarelik alanın aynı ada son parsel numarası verilerek ile bahçe vasfıyla muris ......'ın Kumru Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/69 Esas, 2023/75 Karar sayılı veraset ilamı doğrultusunda mirasçıları adına toplam 2240 hisse olmak üzere, 448 hisse ... Doğan, 84 hisse ..., 91 hisse ... 91 hisse ..., 91 hisse ..., 91 hisse ... ..., 112 hisse ..., 112 hisse ..., 112 hisse ..., 112 hisse ..., 112 hisse ..., 336 hisse ..., 64 hisse ..., 64 hisse ..., 64 hisse ..., 64 hisse ..., 64 hisse ..., 64 hisse ..., 64 hisse ... adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan 4555,24 m2 alanın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, davacı ...' ın davasının reddine karar verildiği halde kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de,. bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 9 nolu bendinde yer alan "Birleşen dosyada davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 3402 sayılı Kadastro Kanunu 31.maddesi gereğince takdiren 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine," cümlesinden sonra gelmek üzere "asıl dosyada davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 3402 sayılı Kadastro Kanunu 31.maddesi gereğince takdiren 1.000,00 TL vekalet ücretinin asıl dosya davacısından tahsili ile davalıya ödenmesine," cümlesinin eklenmesine ve hükmün, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. fıkrası gereğince bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde hükmü temyiz eden davalıya iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.