Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5125 K.2025/2432
8. Hukuk Dairesi 2023/5125 E. , 2025/2432 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1822 E., 2023/760 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın esasına ilişkin olarak hüküm kurulmasına davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Araklı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/24 E., 2022/137 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esasına ilişkin olarak hüküm kurulması ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu, Trabzon ili Araklı ilçesi ... Mahallesi 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 7 nci maddesine göre 05.08.2011 tarihinde orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, 09.08.2011-08.09.2011 tarihleri arasında ilan edilerek, 08.10.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu, Trabzon ili Araklı ilçesi ... Mahallesi 209 ada 22 parsel sayılı taşınmaz ise ... adına çayırlık vasfıyla 1.002 m² yüzölçümü ile 16.11.2011 tarihinde tespit edilmiştir. Bu tespit 27.12.2011-26.01.2012 tarihleri arasında ilan edilmiş, 27.01.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Daha sonra 209 ada 22 parsel sayılı taşınmazın da intikal ve satış işlemlerine tabi tutularak 19.12.2019 tarihinde ....'a kayden devredildiği, eldeki davaların ise on yıllık hak düşürücü süre içerisinde 23.01.2020 ve 01.12.2020 tarihlerinde açıldıkları anlaşılmıştır.
Asıl dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili Araklı ilçesi ... Mahallesi 209 ada 22 parsel sayılı taşınmazın gerek davacıların murisi ...gerekse de onun babası tarafından yaklaşık 200-300 senedir kullanıldığını, hal böyle olmasına rağmen çekişmeli taşınmazın kadastro sırasında bir kısım davalıların murisi ... adına tespit ve tescil edildiğini, davacılara ait bir kısım taşınmazın da yine kadastro çalışmaları sonucunda Trabzon ili Araklı ilçesi ... Mahallesi 101 ada 1 sayılı orman parselinin sınırları içerisinde tespit edildiğini, keşif esnasında gösterilecek olan bölümün de davacıların babasının dedesi tarafından taş duvar örülmek suretiyle çevrildiğini, davacı tarafın ailesi tarafından uzun süredir kullanılan bu alan ile 209 ada 22 parselin davalılardan ...'nın kadastro ekibine gerçeğe aykırı bilgiler vermesi nedeniyle davalılar adına ve orman olarak tespit edildiğini, dava konusu 209 ada 22 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tapuya tesciline, dava konu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacıların babalarının dedesi tarafından duvar örülmek suretiyle çevrilen ve gerçek sınırları keşif esnasında ölçülecek olan kısmının tapu kaydının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen 2020/260 Esas sayılı dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili Araklı ilçesi ... Mahallesi 209 ada 22 parsel sayılı taşınmazın gerek davacıların murisi ...gerekse de onun babası tarafından uzun süredir kullanıldığını, hal böyle olmasına rağmen çekişmeli taşınmazın kadastro sırasında ... adına tespit ve tescil edildiğini, belirtilen hususlara ilişkin olarak Araklı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/24 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını ve davalı olarak da tespit maliki ...'nın mirasçılarını gösterdiklerini, o dosyanın davalılarından ...ve ...'nın dosyaya sundukları cevap dilekçelerinde dava konusu taşınmazın kendilerine ait olmadığını kabul ettiklerini ve babaları adına tespit edilen iş bu taşınmazın ... ... isimli kişiye devredildiğini beyan ettiklerini, aynı kişilerin beyanlarında ayrıca ... ...'a yapılan devir işleminin tapuda her ne kadar satış gibi gösterilse de aslında gerçek bir satış bulunmadığını ve herhangi bir bedel almadıklarını da beyan ettiklerini, söz konusu dosyaya ... ... tarafından beyan dilekçesi gönderilerek çekişmeli taşınmazı tapusuz iken 1975 yılında amcası ....'ın aldığını, buna rağmen kadastroda sehven ... adına tespit edildiğini beyan ettiğini, ayrıca dilekçe ekinde örneği sunulan 15.05.1975 tarihli arazi senedi incelendiğinde .... tarafından satın alınan taşınmazın dava konusu taşınmazla hiçbir ilgisinin bulunmadığının görüleceğini, dolayısıyla davalının çekişmeli taşınmazda hak iddia edemeyeceğini beyanla, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "alınan raporlar uyarınca dava konusu edilen fen bilirkişi raporunda (A) rumuzu ile rumuzlandırılan alanın en eski tarihten beri celp edilen fotoğraflarda orman sayılan alan ile bütünlük oluşturduğunun anlaşıldığı, tarım alanlarından belirgin şekilde farklı olduğu, alanın eğiminin çok yüksek olduğu, alanda eski tarihli ağaçların bulunduğu, ezelden süre gelen ve hali hazırda devam eden davacı zilyetliğinin bulunmadığı, orman vasfı olan yerin zilyetlik ile de mülkiyete de konu olamayacağı, davacının 101 ada 1 parselde keşifte zeminde gösterdiği yerin orman olmadığı iddiasını ispat edemediği anlaşılmak bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekmiştir... 209 ada 22 parselin kadastro tespitinin senetsizden zilyetlik esasına dayalı olarak ...adına yapılmış ise de, ...mirasçılarının söz konusu yeri davalı ...'e kadastro tespitinin hatalı olması nedeniyle bedelsiz devir ettikleri, davacıların ise söz konusu yerin kadastro tespitinin hatalı olduğunu, kök murisleri ...'e ait olduğunu iddia ettikleri ancak iddiasını yargılamada ispat edemediği" şeklindeki gerekçelerle; "Davanın 2020/24 E. Sayılı dosya davalıları ..., ... ve ... yönünden aktif husumet yokluğundan reddine, davanın birleşen 2020/260 E. Sayılı dosyada davacının Araklı ... Mah. 209 ada 22 parsele yönelik talebinin davalı ... ... yönünden esastan reddine, davanın 2020/24 E. Sayılı dosyada davacının Araklı ... Mah. 101 ada 1 parsele yönelik talebinin davalı ... İdaresi ve Maliye Hazinesi yönünden esastan reddine" dair karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, jeoloji mühendisi bilirkişi raporunda 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın müvekkili davacılara ait 210 ada 23 parsel sınır olan kısmı ile geriye kalan bölümü arasında toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından farklılık bulunduğunun ve bu kısmın orman vasfı taşımadığının belirtildiğini, yine harita mühendisi bilirkişi raporunda da 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın müvekkili davacılara ait 210 ada 23 parsele yakın olan kısmının ağaçlık alan olmadığının ve açıklık olduğunun ifade edildiğini, nitekim harita mühendisi bilirkişi tarafından keşif esnasında yapılan gözlem neticesinde 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacılara ait 210 ada 23 parsele yakın olan kısımlarında kısmen tescilsiz bir yol geçtiğinin, belirli bir bölümünde inşaat temelinin bulunduğunun, eski taşlardan örülme duvar ile sınırın belirlendiğinin, gösterilen yerde ağaçlık bulunmadığının ve bu kısmın dışında kalan bölümün ise ağaçlık alan olduğunun ayrıntılı olarak dile getirildiğini, iş bu bilirkişi tarafından beyan edilen tespitlerin kendileri tarafından aşamalarda sunulan beyanlar ile birebir benzerlik gösterdiğini, orman mühendisi bilirkişi raporunda her ne kadar 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman vasfı taşıdığı belirtilmiş ise de çekişmeli taşınmazın büyük bir orman parseli olması sebebiyle zaten tamamına yönelik bir hak iddialarının olmadığını, müvekkili davacılara ait 210 ada 23 parsel sayılı taşınmaza sınır olan kısım yönünden hak talep ettiklerini, ziraat bilirkişi raporunda da benzer tespitlerin yer aldığını, tanık ve taraf beyanlarıyla çekişmeli taşınmazın bedelsiz olarak devredildiğinin ve uzun süredir müvekkili davacıların zilyetliği altında bulunduğunun ispatlandığını, dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda; "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere, keşifte dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına, hüküm kurmaya elverişli ve yeterli bulunan bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Dava tarihi itibariyle tapu maliki olmayan davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken sehven aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi ve ayrıca ret sebebi ortak olan asıl dosyadaki davalılar ... ve Hazine lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her iki davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz" olduğu gerekçesiyle, "bu hataların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden" İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere HMK'nın 353/1-b.(2) maddesi gereğince yeniden hüküm tesis edilmesine, asıl dosyada davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, asıl dosyada davalılar ... ve Hazine aleyhine açılan davanın esastan reddine, birleşen dosyada davalı ... ... aleyhine açılan davanın esastan reddine dair karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
539,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 75,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.